Gündem Haberleri

    Bu radarda kaybolmanın hüzünlü hikayesidir

    Uğur ERGAN
    22.08.2012 - 15:52 | Son Güncelleme:

    Malatya Erhaç’tan havalanan Türk keşif uçağı RF-4E’nin radarda kaybolup Doğu Akdeniz’in karanlık sularına gömülüşünün üzerinden tam iki ay geçti. İki aya rağmen uçağın Suriye tarafından mı düşürüldüğü, yoksa teknik arıza veya pilotaj hatasından mı düştüğü netleşmiş değil. Net olan şey ise iki ayrı eve düşen acı; Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan ile Pilot Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy’un şehit olmaları.

    KISACIK AÇIKLAMAYLA BAŞLADI

    Her şey Genelkurmay Başkanlığı’nın 22 Haziran günü öğleden sonra yaptığı ve bir Türk keşif uçağının Doğu Akdeniz’de kaybolduğunu duyurduğu kısacık bir açıklama ile başladı. Genelkurmay Başkanlığı bu açıklamayı yaptığında Başbakan Tayyip Erdoğan, Brezilya’dan İstanbul’a dönüş yolundaydı.

     

    Saatler ilerledikçe Genelkurmay’ın bilgi kırıntısı dahi vermediği uçağın Suriye açıklarında radardan kaybolduğu, uçağın Suriye tarafından düşürülmüş olabileceği iddiaları sıklaşmaya başladı. Erdoğan da İstanbul’a indikten sonra yaptığı kısa açıklamada uçağın Suriye tarafından düşürüldüğü iddialarının Ankara’da yapılacak zirvede değerlendireceğini, durumun bu toplantıdan sonra daha netleşeceğini ve kayıp pilotları arama çalışmalarının Suriye ile birlikte yürütüldüğünü söyledi.

     

    SURİYE DÜŞÜRDÜ AÇIKLAMASI

    22 Haziran gece yarısına doğru Başbakanlık’ta yapılan zirve sonrası ise uçağın Suriye tarafından düşürüldüğünün netleştiği şöyle ifade edildi:

     

    “22 Haziran 2012 tarihinde görev uçuşu için Malatya Erhaç meydanından kalkış yapan uçağımızla radar ve telsiz temasının kesilmesi akabinde yaşanan gelişmeler, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan toplantıda ele alınmıştır. İlgili kurumlarımızın sağladığı verilerin değerlendirilmesi ve Suriye ile yürütülen ortak arama kurtarma faaliyetleri çerçevesinde elde edilen bilgiler neticesinde, uçağımızın Suriye tarafından düşürüldüğü anlaşılmıştır.”

     

    DAVUTOĞLU DA TRT’DE

    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da TRT ekranlarına çıkıp koordinatlar vererek uçağın Suriye tarafından uluslararası sularda düşürüldüğünü söylüyor, radar testi için Suriye açıklarında alçak uçuş yapan uçağın bir süre (verilen zaman dilimlerine göre neredeyse 5 dakikayı buluyor ve havacılıkta uzun bir zaman dilimi) Suriye hava sahasını ihlal ettiğini, radardan yapılan uyarıyla burnunu düzeltip yeniden uluslararası hava sahasına geri döndüğünü, buna rağmen hiçbir ön uyarı yapılmadan Suriye’nin uçağı düşürdüğünü uzun uzun anlatıyordu.

     

    BATI’DAN DESTEK YOK

    Türkiye’nin bu tezine Suriyeli yetkililer, “Böyle olmasını istemezdik, çok üzgünüz, Türk halkı bizim kardeşimizdir ama Türk uçağı hava sahamızı ihlal etti, uçaksavarla düşürdük” demeçleriyle karşılık veriyordu. Bu arada Türkiye’nin uçağı Suriye’nin düşürdüğü ısrarlarına rağmen başta ABD olmak üzere Batı dünyasının Ankara’nın istediği sert dozda tepki vermemesi, kafaları iyice karıştırdı. Bu durum kamuoyunda “Uçak düştü mü, düşürüldü mü?” sorularının artmasına neden oldu.

     

    İLK BULGULAR

    Türkiye tüm aramalara rağmen uçağın enkazına ve pilotlara ulaşamıyordu. Uçağın düşüşüyle ilgili sır perdesi bir türlü aydınlatılamazken, beklenen haber Genelkurmay Başkanlığı’nın 30 Haziran günkü açıklamasıyla geldi:

     

    “22 Haziran 2012 tarihinde, Doğu Akdeniz’de, uluslararası hava sahasında, Suriye tarafından düşürülen Hv.K.K.lığımıza ait RF-4 uçağı ile temasın kesilmesini müteakip başlatılan arama kurtarma faaliyetleri, her gün beş askeri gemi/bot (bir fırkateyn, bir hücumbot, bir karakol gemisi, iki sahil güvenlik botu), bir uçak (CN-235), dört arama kurtarma helikopteri ile devam ettirilmiştir. Ayrıca, Dz.K.K.lığına ait hidrografi gemisi, 26 Haziran 2012 tarihinden itibaren bölgede derin su araması faaliyetlerine başlamıştır. Arama ve kurtarma faaliyetlerinin başlangıcından itibaren, olay bölgesi deniz unsurları tarafından 24 saat süre ile hava unsurları tarafından gündüz süresi içerisinde sürekli olarak aranmıştır. Arama ve kurtarma çalışmaları esnasında pilotlarımıza ait bazı malzeme ile uçağa ait bazı parçalar bulunmuştur. Bugüne kadar 70x23 mil karelik bir alan taranmış, ancak pilotlarımıza ve uçağın enkazına henüz ulaşılamamıştır. Ortalama derinliği 1260 metre olan arama bölgesinde, hidrografi gemisinin dışında başka bir gemi bulunmasına dair çalışmalar Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile koordineli olarak sürdürülmektedir.”

     

    POSTALLAR VE KASK

    Kısa bir süre sonra bu ilk bulguların pilotlara ait postallar ve kask olduğu anlaşıldı. Bu bulgular beraberinde, “Pilotlar sağ ve Suriye’nin elinde olabilir” iddialarının artmasına neden oldu. Ancak bu spekülatif çıkışlara son noktayı, artık devreye sokulmuş olan ABD’nin denizaltı araştırma gemisi Nautilus koydu. Pilotların cansız bedenlerini 1300 metre derinlikte görüntüleyen Nautilus, naaşları da çıkarmayı başardı. İki şehit pilot 6 Temmuz günü toprağa verildi. Ve Nautilus anlam verilemeyen bir şekilde küçük çaplı bir arızası olduğu gerekçesiyle bölgeden çekilerek, uçak enkazı çıkarma çalışmalarını sonlandırdı.

     

    VE KAFALARI İYİCE KARIŞTIRAN KRİTİK İFADE

    Genelkurmay’ın 11 Temmuz’da RF-4E ile ilgili yaptığı açıklamadaki, “Suriye resmi makamlarınca kendileri tarafından düşürüldüğü iddia edilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait RF-4 uçağı” ifadesi, birçok spekülasyon nedeniyle karışık olan kafaları iyice karıştırdı. Genelkurmay bu açıklamada ayrıca, su yüzeyinden toplanan malzemeler üzerinde petrol türevi herhangi bir yangın başlatıcı ve hızlandırıcı madde profiline, organik ve inorganik patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata ait olduğu değerlendirilen bir bulguya rastlanmadığını bildirince, uçağın uçaksavar veya füzeyle düşürülmediği netleşmiş oldu.

     

    “İDDİA”YI DÜZELTME AÇIKLAMASI

    Genelkurmay, “Suriye tarafından düşürüldüğü iddia edilen” ifadesi basında yer alınca, bu ifadeyi adeta düzeltmek amacıyla 13 Temmuz günü bir açıklama daha yapmak zorunda kaldı. “Bu ifadeler hakkında yapılan yorumlar üzerine kamuoyunun yeniden bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulduğunun” belirtildiği açıklamada, “Kriminal inceleme sonucuna göre, uçağımızın düşürülme nedenleri arasında, Suriye tarafından iddia edildiği gibi bir uçaksavar ateşi ile düşürülme ihtimalinin ortadan kalktığı görülmüştür. Deniz dibindeki önemli parçaların çıkarılıp teknik incelemeleri tamamlandıktan sonra uçağımızın Suriye tarafından nasıl düşürüldüğünü tespit etmek mümkün olabilecektir” denildi.

     

    ANKARA KULİSLERİNE DÜŞEN BOMBA

    Uçağın nasıl düştüğü bir türlü belli olmazken, Ankara kulisleri 1-4 Ağustos tarihlerinde yapılan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesi şu iddialarla çalkalandı:

     

    “Suriye, Türk uçağını düşürmedi, uçak düştü. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten, hükümete haber vermeden uçağı Suriye hava sahasının içine gönderdi. Uçak düşünce de yanlış bilgi ve haritalarla hükümeti kandırdı. Hükümet de bu bilgiler doğrultusunda kamuoyuna yanlış bilgi verdi. Orgeneral Erten bundan dolayı YAŞ’ta emekliye sevk edilebilir. Ayrıca ABD, İngiltere ve Rusya’nın radar izleri de uçağın düşürülmediğini, Suriye hava sahasını net şekilde ihlal etmiş olan uçağın düştüğünü ortaya koyuyor.”

     

    TWITTER’A DÜŞEN İDDİA

    İddia edilenin aksine Orgeneral Erten YAŞ’ta emekliye sevk edilmedi. Ancak YAŞ sonrası sosyal paylaşım sitesi Twitter’da Sabah gazetesinde bu iddiaların yer aldığı ileri sürülen “Bomba bir haberin” olduğu, ancak bu haberin daha sonra Sabah yönetimince çıkarıldığı ortaya atıldı. Daha sonra Taraf ve Radikal gazeteleri, bu iddialara somut bilgi ve belgelere dayanmadan haber olarak yer verdi.

     

    TÜRK KAMUOYU BİLMİYOR

    Aradan iki ay geçti. Jandarma Kriminal’de ve Eskişehir’deki hava üssünde yapılan incelemelere rağmen, belki Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi ve hükümet biliyor ama Türkiye kamuoyu Doğu Akdeniz’de Suriye açıklarında uçak düştü mü, düşürüldü mü bilmiyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı