Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu paralar da batacak

<B>KAMUOYUNDA ‘‘Banka kurtarma yasası’’</B> diye anılan, <B>‘‘Mali Sektöre Olan Borçların (yani reel sektörün bankalara olan borçlarının) Yeniden Yapılandırılması’’</B> hakkında kanun Meclis'ten geçti. IMF'den gelecek paraların 4-5 milyar dolarlık bir kısmı, bankalara <B>‘‘sermaye benzer borç’’</B> olarak verilecek.

Bu sermaye takviyesinin nasıl ve hangi şartlarla yapılacağı, ayrıntılarıyla medyanın haber ve yorumlarında yer aldı. Bakan Derviş, BDDK Başkanı Akçakoca geniş bilgi verdi. Kanunun Meclis'ten geçişi, ‘‘halkın parası, banka patronlarına peşkeş çekiliyor’’ kaygısıyla bir miktar gerginlik yarattı. Bu gerginliğin, özellikle MHP kanadından kaynaklanması, kanunu uygulayacak yetkililerin, hemşeri ve partili kollamak için kendilerine baskı yapacak siyasilere karşı ellerini kuvvetlendirdi. Yani hayırlı oldu. Diğer taraftan, böylesi çok karmaşık bir operasyonda, karar alıcıların, inisiyatif kullanmaları gerekirken, onların ‘‘takdir haklarını kısıtlayan’’ detaylı bir kanun çıktı. Bu da kötü oldu. Neyse.

Benim bugün üzerinde durmak istediğim konu şu: Bankalara şırınga edilecek, neticede halkın bir borcu olan bu 4-5 milyar dolar paranın çoğu, maalesef batacak. Bunu söylerken asla, bu işi yönetenler rüşvet yiyecekler; ciğeri, kediye emanet edecekler demiyorum. Bu iş yapılmasın, hiç demiyorum. Bu iş mutlaka yapılmalıdır; yapılmazsa ‘‘milli gelir kaybı’’ çok daha büyük olur. Yani batacak paradan çok, milli gelir azalır veya artacağı kadar artmaz. Sırf bu gerekçeyle, bu operasyonu yapmak şarttır.

Ancak çok net bir şekilde, bankalara şırınga edilecek paraların çoğunun batacağını öngörüyorum. Çünkü:

1. Bu paralar, sabit giderleri, bilanço büyüklüklerine göre çok yüksek, normal şartlarda kár etmesi mümkün olmayan bankalara verilecek.

2. Bankalar ise, başarısızlığı kanıtlanmış, esasen zor durumdaki şirketlere bu kaynağı tahsis edecek. Adalet olsun diye de çok sayıda firmaya az miktarda ek kaynak verecek. Yani okyanusu geçmesi gereken on uçağa, aslında beş uçağın okyanusu geçmesine yetecek yakıt, kardeş payı dağıtılacak. Bu firmalar da ne verilirse alıp günü kurtaracak.

3. Bankalar, ek teminat diye tutturacak. Ek kaynak, rantabilitesi değil, teminatı yüksek projelere tahsis edilecek.

4. Bankalar, kendi durumlarını düzeltmek için, borçlu firmalara taşıyamayacakları kadar yüksek faiz bindirmek için fırsat kollayacak.

5. Firmalar da, bu kadar yüksek faizi kaldıracak bir faaliyetimiz yok, demeyecek, ‘‘Allah kerim, sabah ola, hayrola’’ deyip protokolün altına imzayı basacak.

6. Maliyeti yüksek, yetersiz bir borçlanma ile bir yere gidilemeyeceğini anlayan firma patronları, çareyi daha rizikolu işlerde arayacak ve arsa-borsa oyunlarına girecek. Kurtuluşu, enflasyonda arayacak.

7. İstihdam yaratıyoruz, ihracat yapıyoruz, fabrika kuruyoruz, büyüyoruz gibi ‘‘kutsal’’ sloganların arkasına saklanmış ‘‘iş bilmez işadamları ve onların süslü yöneticileri’’, şirketleri için kársız, kendileri için kárlı iş yapma modellerini utanmadan ve usanmadan sürdürecek.

8. IMF'den dolar borçlanılıp, bankalara TL cinsinden sermaye benzeri kredi verecek Hazine, kur riskinin bedelini uzak olmayan bir günde ödeyecek.

SON SÖZ: Tanrım, beni doğrularımdan koru; yanlışlarımı kendim düzeltirim.
X