"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Bu ödül hak edilmişti

BAŞTA takipçiydim, “Bu yeni dünyadan uzak kalınmaz” deyip, kendi hesaplarımı açtım, sonra da daha aktif olmaya başladım.
Yazılarımı, gözlemlerimi, düşüncelerimi paylaşıyorum; twitter, facebook ve diğer sosyal medya adresleri aracılığıyla...
Böylece bir gazeteci olarak hem kamuoyunun nabzını tutuyorum hem de daha zengin bir gündemle yazı işleri masasına oturuyorum.
Yazılarımı yazarken de haber akışına da sosyal medyanın kendi gündemine de bakarak bilgisayarımın başına geçiyorum.
Bakıyorum; bazı haberler çok ilgi çekiyor, bazıları da tepki...
Aslında bir süre sonra hangi haberin ilgi, hangi haberin tepki çekeceğini baştan anlıyorsunuz.
Bu da o haberlerden biriydi.
Daha doğrusu; fotoğraf... Çok şeyi anlatıyordu.
Geçtiğimiz 10 Kasım günü Büyük Önder Mustafa Kemal’i anma törenleri kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan 2 bin 400 kişi ‘Canlı Atatürk’ portresi oluşturdu.
Müthiş bir kareydi, beni çok etkilemişti.
Fotoğraf önüme gelince, sosyal medya için kısa bir not yazdım, ertesi gün de bu haberi manşetten verdik.
Şöyle demiştim:
“Nasıl şaşırtmıyor beni İzmir, nasıl mutlu ediyor beni İzmir, nasıl geçmişine, değerlerine sahip çıkıyor İzmir, nasıl güçlü bir mesaj veriyor İzmir...”
Dakikalar geçmemişti ki, yüzlerce kişi hem fotoğrafı, hem mesajı paylaşmaya başladı.
Sosyal medyanın bir güzelliği de var.
Nerede olduğunuzun hiçbir önemi yok.
Koyun fotoğrafı, yazın altına mesajı; ister İzmir’de olun, ister New York’ta, isterse dünyanın herhangi bir yerinde, fark etmiyor.
Anında tepkiyi alıyorsunuz, anında cevap veriyorsunuz, anında bir iletişim içinde oluyorsunuz.
O gün gelen mesajlardan anlamıştım ki, bu proje çok ilgi görmüştü... Çok takdir edilmişti ve de çok anlamlı bulunmuştu.
Bu proje Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’a Özel Kalem Dergisi’nin düzenlediği bir yarışmada “sosyal sorumluluk” dalında yılın belediye başkanı ödülünü getirdi.
Hakkıdır...

Pilava katılan su

YAZARIMIZ İsmail Uğural bir şeye dikkat çekiyor, bir konuda uyarıyor ve bir konunun üzerine gidiyorsa ben dikkate alırım.
Çünkü ekonomi bilgisine güvenirim, tarımı iyi bildiğini bilirim, tarımsal sanayideki fikirlerini önemserim.
Bir süredir şu “GDO’lu pirinç” meselesinde bana küçük notlar iletiyor.
Haklı olarak, yanlış haberlere, bilgilendirmelere, raporlara isyan ediyor.
Çünkü, kulaktan dolma bilgiler toplumu yanıltıyor, vatandaşın gereksiz endişelenmesine neden oluyor.
Örneğin...
Sabancı Üniversitesi’nden Selim Çetiner’in bir notunu iletmişti Uğural... Çetiner’in yorumu şöyleydi:
“Bu pilav daha çok su kaldırır. Ama olayın tamamen bilim dışı olduğu ve İTÜ raporunun ise, zaten can çekişmekte olan bilimselliğin tabutuna bir çivi daha çaktığını hatırlatmak isterim. Adamlar konuyla o kadar alakasız ki, pirinç genine bakıp GDO bulduk diyorlar; ama GD gene bakmamışlar.”
Nitekim rapordan sonraki haberler, “İTÜ’den inanılmaz hata” olarak verildi.
Ben de haberi hatırlatayım.
“İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörlüğü, İTÜ Moleküler Biyoloji-Genetik ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi’nce (MOBGAM), GDO incelemesine ilişkin verilen raporlardaki sonuçların, süreçteki usul ve deneysel kurgu hataları nedeniyle teknik olarak geçersiz olduğu bildirildi...”
Peki ne oldu sonra...
Kulaktan dolma bilgilerle kamuoyunu yanıltmaya devam edildi.
Yazılar, yorumlar sürdü.
Ve hala da devam ediyor.
Genetik mühendisi yakın arkadaşlarım var.
Hem tıptaki, hem tarımdaki bazı gelişmeleri zaman zaman onlarla konuşuyoruz.
Zannetmeyin ki, her yer Anadolu gibi verimli topraklar, zannetmeyin ki, yediğimiz içtiğimiz herşey mükemmel...
Ben GDO’lu ürün meselesinde çıkarılan gürültüyü, başka şeylerde göremiyorum...
Örneğin; yanlış ilaçlamalarda, yanlış kesimlerde, yanlış ekimlerde, yanlış uygulamalarda...
Bilimsel gerçekleri yok saymayalım, ön yargılarla hareket etmeyelim, pilava gereksiz su katmayalım…

Bakan Bayraktar’ın Çeşme yorumuna sevindim

ÇEVRA ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar İzmir’deydi. Kentsel dönüşüm konusunda belli ki, önümüzdeki günlerde bir hızlanma olacak. Buna sevindiğimi söylemeliyim. Çünkü, bir güzellik yaratmadan etrafını da güzelleştiremiyorsunuz. İzmir de göçün derin izlerini taşıyan kentlerden... Kimseyi suçlamıyorum, ama geçmişin uygulamaları, geçmişin göz yummaları ve hepimizi rencide eden o aflar, şehirlerimizi mahvetti. Estetikten uzak, mimari hiçbir cazibesi olmayan kentlerde yaşıyoruz. O yüzden başta kulağa hoş gelen, ama şimdilerde beni bir hayli ürküten “kentsel dönüşüm” sözünün içinin doldurulmasını ve estetik kaygılarla yapılmasını diliyorum. Bayraktar, Çeşme’de yapılacağı iddia edilen TOKİ konutları hakkında da “Böyle bir şey bilmiyorum. İzmir’den çıktı o haber. Gerçek olsa bile iki katlı, villa tarzında olabilir. Konut yapılacağı konusunda bir bilgim yok” demiş.
Bayraktar’ın bu yorumuna sevindim.
Çünkü, Çeşme’nin kendine özgü bir silueti var, değişmesini de kimse istemiyor.
“Kuşadası’nın yok muydu?” diye soracaksınız. Vardı, çocukluğumun Kuşadası’nı öyle çok özlüyorum ki...
Ama bugün gidin görün ki, Kuşadası’nın o eski güzelliğinden eser yok.
Çeşme’yi en azından koruyalım...

X