"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Bu nasıl ‘‘İktidar’’mış ya!

Aslında kitap şeklinde bir iktidarmış! Ben böyle bir şey görmedim. 19 Şubat 2004 Perşembe günü Seyahat ilavesinde, bu kitaptan söz ettiğimden bu yana e-mail almaya devam ediyorum. Yeter be. Bu ne ya? Bir, Ayın Biri Kilisesi'nin yerini soruyorsunuz (İMÇ Çarşısı'nın arkasında) bir de Power adlı kitabı internetten nasıl getirtebileceğinizi. Nedir sizin derdiniz bu kadar güçle, iktidarla? Yoksa ben mi yanlış anlıyorum: Siz muktedir ve güçlü mü olmak istiyorsunuz! Ben size bu kitabın kötü bir kitap olduğunu söylemiştim. Başınıza bela açar demiştim. Bu kadar yakın alakanızdan kurtulmak için, aynı kitaptan birkaç madde daha veriyorum, sus payı olarak...

HAMİŞ: Bu arada, bir e-mail aldım, meğer internette aramanıza gerek yokmuş, kitap Türkçe yayınlanmış, Altın Kitaplar'dan, Zeliha Babayiğit'in çevirisiyle. Üşenmemiş, bana şöyle bir not düşmüş: ‘‘48 öneriyi yazacak yerim yok diyorsunuz, kitabın Türkçesini tavsiye ederseniz, belki ilgilenenler alıp okur. Bilmem hatırlatmakta fayda var mı, Vatan Gazetesi, Cem Uzan'ın ofisinde en son okuduğu kitap olarak İktidar'ın bulunduğunu yazmıştı. Bu tabii iyi bir şey mi kötü bir şey mi karar veremedim. İktidar, insanı Cem Uzan'lara dönüştürebilir mi acaba? Neyse, sevgi ve saygılarımla, Zeliha Babayiğit.’’

MUTSUZLUK VE ŞANSSIZLIK ENFEKSİYON GİBİDİR BULAŞIR

Bazen bir başkasının acısını, taa içimizde hissederiz. Yalan mı? Bir başkasının mutsuzluğundan ölebiliriz. İşte, gücün 10. yasası tam da bunu anlatıyor. Duygusal durumların hastalık kadar bulaşıcı olduğunu kulağımıza fısıldıyor. Mutsuz ve şanssız insanlar enfeksiyon gibidir, uzak dur onlardan diyor: ‘‘Siz boğulmakta olan birine yardım ettiğinizi düşünebilirsiniz -zaten cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla örülüdür- ama aslında sadece kendi felaketinizi hazırlıyorsunuzdur!’’ Yani neymiş? Talihsizler, şanssızlığı kendi üzerlerine çekerlermiş. Böyle bir yetenekleri varmış. Biz de yardım edeceğiz derken nasibimizi alabilirmişiz. Çok alçakça ama Türkçesi şu: ‘‘Siz siz olun, sadece mutlu ve talihlilerle bağlantı kurun.’’

DÜŞMANINI ASLA AFFETME ONU TAMAMEN EZ HEM BEDENEN HEM RUHEN

Meğer Musa'dan beri bütün büyük liderler, düşmanın tamamen ezilmesi gerektiğini bilirmiş. Onlar gücün 15. yasasından haberdar! Yani köz halinde bırakmayacaksın bir şeyi, yangın yine çıkabilir, uyanık olacaksın, başladığın işi bitireceksin. Yarı yolda durmak yok. Düşman iyileşebilir ve intikam peşine düşebilir. Bunu istemezsin değil mi? Onu sadece bedensel olarak değil, ruhsal olarak da ezeceksin. Tamamen. Bu bölümü iyice aydınlatıcı kılmak için bir de örnek vermişler: ‘‘Bir yılan düşünün, ayağınızın altında ezilen ama canlı bırakılan. Acıdınız ya da bu kadarı onun hakkından gelir dediniz. Yanlış! Fırsatını bulduğunda, o sizi çift doz zehirle sokmaya çalışacak. Ortalıkta bırakılan bir düşman da tekrar sağlığına kavuşturduğunuz o yılan gibi olacak. Zaman, zehirinin daha da güçlenmesini sağlayacak.’’ Yani neymiş? İnsanlar ya sevilmeli ya da yok edilmeliymiş. O yüzden düşmanında öyle büyük yaralar açman gerekiyormuş ki intikamından korkmana gerek kalmasın...

ŞEKİLSİZLİĞE BÜRÜN OMURİLİĞİN OLMASIN SENİ TUTAMASINLAR

İlkeli olmak mı? Bir şekile girmek mi? Delirdiniz galiba! Yok bunlar gücün yasalarında. Bir şeklin olursa, saldırıya karşı açık olursun. Varsın omuriliğin olmasın! Fena geliyor değil mi kulağa? Son derece aşağılık geliyor. Ama güç de öyle bir şey. Şeytani bir şey: ‘‘Düşmanının seni kavrayacağı bir şekil almak yerine, kendini her yere uyabilir ve hareketli kıl. Hiçbir şeyin kesin ve hiçbir yasanın sabit olmadığı gerçekliğini kabul et. Kendini korumanın en iyi yolu, su kadar akıcı ve şekilsiz olmaktır. Asla istikrar ve kalıcı düzen üzerine bahse girme. Çünkü her şey değişir...’’

SEN ELLERİNİ KİRLETME ETRAFINDA SUÇU ÜSTLENECEK BİR GÜNAH KEÇİSİ OLSUN

Bu da Yasa 26. Yine kötücül, kötülük dolu bir yasa. Sen kendine iyi insan görüntüsü ver diyor. Ellerini kirletme yani. Ama salak değilsin, güce ulaşmak için ellerinin kirlenmesi gerektiğini bilecek kadar zekisin. Bırak o zaman, başkasının elleri kirlensin. Sen etrafındaki birilerini günah keçisi, nam-ı diğer maşa olarak kullan. Hani kafamıza dank etmemiştir diye, ilkokul 5 çocuğuna anlatır gibi şöyle devam ediyor: ‘‘Adımız ve şöhretimiz neyi açıkladığımızdan çok, neyi gizlediğimize bağlıdır. Herkes hata yapar ama gerçekten zeki olanlar bu hataları gizlemeyi ve suçu başkasının üzerine atmayı başarırlar. Böyle anlar için daima etrafında bir günah keçisi bulundur.’’

_Ben size bu kitabın kötü bir kitap olduğunu söylemiştim. Başınıza bela açar demiştim. Bu kadar yakın alakanızdan kurtulmak için, aynı kitaptan birkaç madde daha veriyorum, sus payı olarak...

_‘Power’ın Türkçesi ‘İktidar’ ismiyle Altın Kitaplar’dan çıktı. Çevirmeni Zeliha Babayiğit bana şöyle bir e-mail atmış: ‘Vatan Gazetesi, Cem Uzan'ın ofisinde en son okuduğu kitap olarak İktidar'ın bulunduğunu yazmış. Bu tabii iyi bir şey mi kötü bir şey mi karar veremedim. İktidar, insanı Cem Uzan'lara dönüştürebilir mi acaba?’
X