Bu mali sektörle nereye gideriz?

Hürriyet Haber
08.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

MALİ sektörü büyütmeden ekonomide alınacak hiçbir önlem beklenen sonuçları veremez. Ekonomik sorunlarımızın başında, mali sektörün içine düştüğü durum gelmektedir.Durumu özetlemek için iki çift rakam yeterlidir. Eylül ayı sonu itibarıyla, Merkez Bankası'nın bilanço büyüklüğü milli gelirimizin yüzde 37'sine gelmiştir. Buna karşılık, bankalardaki TL mevduatları ile repo toplamı, milli gelirimizin yüzde 29'u kadardır.Bu rakamlar mali sektörün giderek Merkez Bankası ağırlıklı olduğunu göstermektedir. Bankacılık sistemi TL cinsinden para yaratamamaktadır. Bu olgu devam ettiği sürece, ekonomik büyümeyi gerçekleştiremeyeceğimiz gibi, ödemeler sistemini de giderek daha büyük riskler altına sokmaktayız. Küçük ya da büyük, hiçbir şirketin mali sorunlarına kalıcı çözümler bulabilmemiz mümkün değildir.Daha dokuz ay önce, 2000 yılı sonunda, Merkez Bankası'nın bilanço büyüklüğü, milli gelirimizin yalnızca yüzde 16'sıydı. Buna karşılık, bankalardaki TL cinsinden mevduat ve repoların toplamı milli gelirimizin yüzde 31'i kadardı. Mali sektörün kompozisyonu çok hızlı bozuldu. Düzelmesi de o kadar kolay olmayacak.SICAK PARABozulan kompozisyonu düzeltmenin iki yolu var. Birincisi, Merkez Bankası'nın ekonomiye TL kredisi vermesi ve bankacılık sisteminin bu yolla mali sistemi TL bazında büyütmesidir. Bu bir çözüm olamaz. Enflasyonu azdırır. Mali sistemi büyütelim derken hiperenflasyona davetiye çıkarırız. TL cinsinden mali sektör reel anlamda büyümez.İkinci yol, bankacılık sisteminin Merkez Bankası'na döviz satarak Merkez Bankası'nı piyasaya TL çıkarması için zorlamasıdır. Bunun olabilmesi için de döviz kurundaki artışların enflasyonun ve TL faizlerinin çok altında kalmasını gerekmektedir. Yani, bir şekilde, bugünlerde herkesin kötülediği sıcak para politikasına geri dönülmesi söz konusudur. Başkaca bir çözüm de yoktur.Sıcak para politikası kötüleniyor. Ama, neden kötülendiği de çok iyi bilinmiyor. Örneğin, yabancı mali sermaye gelsin deniyor. Mali yatırımlarını dövize çevirenlerin dövizlerini bozdurmaları isteniyor. TL cinsinden mali yatırımların artmasını arzu ediyoruz. Bütün bunların ise ancak kötülediğimiz sıcak para politikası ile olabileceğini unutuyoruz. Geldiğimiz noktada, sıcak para politikasının temel öğeleri oluşturulamadan ekonominin, içine düştüğü çıkmazdan kurtulabilmesi mümkün görünmüyor. Kısacası, Türk Lirası'nın reel olarak değer kazanması kaçınılmazdır. Kurlar istikrara kavuşmalıdır. Türkiye yeniden yurtdışından borçlanabilir bir ülke olmalıdır.GERÇEKSıcak para yalnızca yabancıların dövizlerini Türkiye ekonomisine sokması değildir. Sıcak para, Türkiye'de oturanların da dövizdeki mali yatırımlarını TL'ye çevirmeleri demektir. Sıcak para olmadığında ekonominin ne durumlara düştüğünü son altı aydır çok iyi öğrendik. Hálá, sıcak para düşmanlığına devam ediyorsak, Türkiye ekonomisinin dinamiklerini gözden kaçırıyoruz demektir.Dövizler TL'ye dönmedikçe bu mali sistemle Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkması mümkün değildir. Ne kadar direnirsek direnelim, çok geçmeden bu gerçeği de kabul etmek zorunda kalacağız. Zaman kaybedersek, Türkiye'de TL cinsinden ödemeler sisteminin çökmesi riskini de artırıyoruz.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı