Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu kısırdöngüyü kırmadan düzlüğe çıkamayız

<B>BİR </B>iki aydır ülkedeki kötümser hava birdenbire tersine dönüverdi.

Koyu muhaliflerin, daha doğrusu ‘‘İyice batsın da ben geleyim’’ düşleri görenlerin dışında hemen herkes işlerin iyiye gittiğini söylüyor.

Sokaktaki vatandaşın yaşamında ise henüz bir iyileşmenin işaretleri bile hissedilmiyor.

İlk geldiği aylardaki müthiş karizması büyük yaralar alan Kemal Derviş de bunu kabul ediyor ve düzelmenin önümüzdeki aylarda vatandaş tarafından da hissedilmeye başlayacağını söylüyor.

Hoş Derviş geçen yıl da aynı vaatlerde bulunmuştu ama bırakın iyileşmeyi kriz derinleştikçe derinleşmiş, vatandaş yerlerde sürünür hale gelmişti.

Neyse, biz yine uzmanların krizden kurtulma işaretlerinin başladığı yolundaki sözlerine inanalım.

İnanalım ama biraz hesap kitap bilenlerimizin kafasını kurcalayan bir noktayı da es geçmeyelim.

İrdeleyelim...

Başımızı kuma sokmayıp bazı gerçekleri görelim.

* * *

Türkiye'nin dış borç tutarı bugün itibarıyla tamı tamına 120 milyar dolar.

Benim hesap kitap bilgim bu rakamı Türk Lirası'na çevirmeye yetmiyor. Sıfırların içinden çıkamıyorum.

İç borç da yine bugün hasabıyla 76 milyar dolar.

Hem iç, hem de dış borç konusunda bugün hesabıyla dememin nedeni bu rakamlar bir hafta veya bir ay içinde çok daha yukarılara çıkacak da ondan.

Biliyorsunuz yeni borçlar almak zorundayız

Örneğin eğer şubatta IMF ile stand-by anlaşmasını imzalarsak, ki büyük olasılıkla imzalayacağız, o zaman yeni bir rekorun sahibi olacağız.

Bugün IMF programıyla yönetilen 55 ülke içinde en fazla borç anlaşması yapan ülke olma unvanını Arjartin'in elinden alacağız.

Yani IMF'nin dünyadaki en büyük borçlusu olma onurunu kazanacağız.

Gazetelerdeki bilgilere göre bir yerde IMF ile kader birliği bağlarımız o kadar güçlenecek ki, 93 milyar dolar borç verme kapasitesi olan IMF'nin kredi portföyünün üçte birini biz kullanıyor olacağız.

Bu büyük bir başarı değil mi yani?

* * *

Şimdi bu durum iyi güzel de, bu borçları, üretmeden, gelirlerimizi artırmadan, kaynaklarımızı çoğaltmadan nasıl ödeyeceğiz?

Yine içerden ve dışardan borç alarak mı?

Bu yöntemle bu kısırdöngüyü kırmamız mümkün değil. Olmuyor da zaten.

Borçlarımız kartopu gibi yuvarlanarak büyüyor.

196 milyar dolar borcu yeni borçlar alarak ödemeye devam edersek bu işin altından kalkmayız.

Turgut Özal sık sık televizyona çıkar, elindeki kalemi gözümüze gözümüze doğru sallayarak ‘‘Allah'a şükür memleketimizde hiçbir malın yokluğunu çekmiyoruz. Altyapı yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Borçlarımızı da tıkır tıkır ödüyoruz’’ derdi.

İşte onun başlattığı bu borçlanarak büyüme, kafayı kullanıp köşeyi dönme, yatırım yapmadan, parayla para kazanma yöntemi bizi dünyanın en borçlu ülkelerinden biri haline getirdi.

Daha açıkçası borç almadan borçlarını ödeyemez bir ülke oldu Türkiye...

Birbirimizi kandırmayalım, ciddi bir tasarruf, hızlı bir özelleştirme ve büyük bir üretim seferberliği başlatmadan bu kısırdöngüyü kıramayız.
X