« Hürriyet.com.tr

Bu kanalı Ferhat’ın oyduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz

Amasya’ya yaklaşık bin yıl boyunca Çekerek Çayı’ndan su taşıyan kanal bir mühendislik harikası. Uzunluğu 25 kilometreyi bulan suyolu kayalara oyulmuş, labirent gibi tasarlanmış, sarp bölümler tünellerle aşılmış. Kimi bölümlerde üstü ustaca örtülmüş. Çok özel bir eğim verilerek suyun taşmadan akışı sağlanmış. İrade ve zekanın başyapıtı olan bu nadide eser bir efsaneyle açıklanıyor. Oysa gerçek farklı...

İrfan UNUTMAZ
X

Hangi yönden gelirsek gelelim kent kendini hemen belli ediyor. Önce, etrafında tarlalarıyla yeşilimsi bir ırmak, sonra yüksek, sarp kayalıklar ve birden Amasya... Yeşilırmak’la birlikteliği, eşsiz tarihi dokusunu bile belirlemiş. Kentin simgesi ünlü Ferhat Su Kanalı bunun başında geliyor.
Oyma su kanalı, Amasya kentine Antik Çağ’da su getirmek amacıyla Roma İmparatoru Hadrianus döneminde (MS 117-138) inşa edilmiş.
Peki ama Roma yapımı bu mühendislik harikası su kanalı nasıl olmuş da, Ferhat adını almış?
Anadolu halkı, suyun böylesine bol olduğu yörede, bir yudum su için, insanın böylesine uğraşıp, dağları delme nedeninin, sevdiğine kavuşamamış bir aşığın işi olabileceğini düşünüp, bu ünlü kanalı efsaneye bağlayıvermiş.
Oysa kanal, dünyada bir eşinin daha olmadığı dev mühendislik harikası... Amasya-Tokat Devlet Karayolu’nun başlangıcında ve Ferhat Arası Mevkii’nde bulunuyor. Buraya ulaşmak için karayoluna çıktıktan 2-3 kilometre sonra, soldaki kayaların yamaçlarını dikkatle izliyoruz. Kısa süre sonra, kayaların dibinden az yukarıda, kanalın yamaç boyunca ilerleyen izini görüyoruz.
Burası Ferhat Arası Mevkii.

TAŞ OCAĞI FELAKETİ
 
Toplam uzunluğunun yaklaşık 25 kilometreyi bulduğu söylenen antik Amasya suyolunun başlangıcı olarak Çekerek Çayı, Kırkgöz Mevkii veriliyor. Ben de Ferhat Arası Mevkii’nde, kireç taşı kayalara oyulmuş 1-1.5 kilometrelik bu eşsiz kanalı izliyorum. Ama kanal birden kesiliyor. Neden mi? Tam bu noktada devasa bir taş ocağı tesisi var. Yıllardır çalıştığı belli olan taş ocağı ne eşsiz su kanalı ne tarih ne de Ferhat ile Şirin’in izini bırakmış...
Su kanalının parçalanmış bitişi ile taş ocağı tesisleri arasında öylece kala kalıyorum. Neden sonra, “taş ocağının ötesine geçersem, ilerideki kayalıklardan sonra, kanalın izini yeniden sürerim” diyerek akıl yürütüyor ve ikinci taş ocağının ötelerini gözlüyorum. Aman Tanrım olamaz! Birkaç kilometre ötede bir tane daha taş ocağı var. Tek kelimeyle şevkim kırılıyor. Bir üçüncü taş ocağı görmektense, yönümü kente doğru çeviriyorum.

EĞİMDEKİ İNCE HESAP

Kanalın içinden kente ve suyun akış yönüne doğru yürüyüşümüze başlıyorum. Kanalın özellikle, bugün Ferhat Arası Mevkii denilen, kayalara oyulmuş bölümünde 1997’de Amasya Müzesi’nce temizleme ve kurtarma kazısı yapılmış. Böylece kanalın içinde rahatlıkla yürünebiliyor. Kayaların içine böylesine oyularak yapılmış olmasını, insan emeği ve iradesinin anıtsal bir simgesi saymak gerekiyor.
Kuşkusuz bu tek başına yeterli değil; buna bir de çağın mühendislik bilgisini eklemek gerek. Çünkü hat, kayalara son derece düzgün ve hesaplı biçimde oyulmuş. Yapılan araştırmalara göre, su terazisi sistemiyle çalışılmış ve hattın eğimi binde 7 olarak saptanmış. Bu eğimin, Yeşilırmak’ın bir kolu ve suyolunun başlangıcı olan Çekerek Çayı’nın taban eğimi ile örtüştüğü kabul ediliyor.
Kireç taşı kayalara oyulan bölümlerin ortalama yüksekliği 120 santimetre, genişliği ise 87-97 santimetre arasında değişiyor. Hat gerçek bir labirent, burada ilerledikçe ayrıntıları daha iyi fark ediyorum. Kanal duvarının üstünde ve her iki yanına ortalama 20 santimetre genişliğinde küçük bir set bölümü oyulmuş. Kanal boyunca giden bu karşılıklı setlerin, kanalı örten örtünün ayağının oturduğu yerler olduğu anlaşılıyor. Yürürken, yer yer kanalın tonoz biçiminde örtülü bölümlerine rastlıyoruz.

KİMİ YERLERDE 360 DERECE DÖNÜYOR
 
Suyun kanalda yüzlerce yıl akması sonucunda, özellikle tabanda yer yer kireç tortular oluşmuş. Bütün bu ince çalışmalar eşiğinde dev kayaları izleyerek, kanalda yürümek, insanda garip duygular yaratıyor. Böyle bir şey nasıl yapılır? İnsanın Ferhat’ın öyküsüne inanası geliyor.
Oyma kanalın yolu, dağın yamaçlarıyla kayaların büyük girinti çıkıntılarına uygun olarak önümüze kıvrımlar yaparak ilerliyor. Kanala etraftan küçük molozlar düşmesini önlemek için, dağ tarafındaki duvar fazladan 1.5 hatta 2-3 metre kadar tıraşlanmış. Ama en ilginci kanalın sert dağ yamaçlarında 360 dereceye yaklaşan tam dönüş yaptığı noktalar olmuş. Devasa taş duvarlar karşılıklı olarak bütünüyle ince ince yontularak, bir hamur gibi yoğrulmuş adeta.
Poligon denilen alanda üstü tonoz örtülü kanallar daha sık görünüyor ama yer yer çöküp kırılmışlar. Poligon’dan sonra oyma kanal bir süre daha devam ediyor. Karayolunun kayayı tıraşlamasıyla birlikte sona eriyor. Bundan sonrasında üzerinde sık ağaçlı korunun bulunduğu genişçe bir tepe var. Kanal buradan sonra, önündeki tepeyi tünellerle aşmış olmalı.
Artık kentin içindeyiz, tünelin izini ancak Amasya İmam Hatip Lisesi girişindeki bir tabela sayesinde fark ediyoruz. Etrafı korumaya alınan tünelin büyük bölümü toprak altında kalmış. Yalnızca üst tonoz örtüsü bir parça görünüyor. Burada, küçük bir dehlize benzeyen tünele girmeye artık imkan yok.
Tüm bu bölgeler daha Bizans döneminde yerleşime açılmış. Kayıtlar 12’nci yüzyıldan sonra kanalın da işlevini yitirdiğini belirtiyor. Böylece kayalara oyulmuş kanal da, suyolu da giderek hafızalardan silinmiş.
Görkemli kanalın, her iki taraftan da böylesi zavallı biçimde bitmesi, gerçekten hüzün verici...

FERHAT İLE ŞİRİN EFSANESİ

Mühendislik harikası kanalı gezdikten sonra, meşhur efsane önem kazanıyor. Her milimi yoğun bir emek ve bilgi dolu kanalın etkisinden çıkmak için Ferhat’ın öyküsüne dalmaya gerek duyuyorum.
Ferhat, ünlü bir nakkaş. Kentin Sultanı Mehmene Banu’nun kız kardeşi Şirin için inşa ettirdiği köşkün süslemelerini yaparken, Şirin’i görüp âşık olur. Şirin de, Ferhat’ı sever. Çiftin evlilik arzusunu öğrenen Sultan, Ferhat’ı oyalamak adına, Elma Dağı’nı delip kente su getirmesi şartını koşar. Damat adayı dağı deler. Tam suyu getireceği zaman Sultan, Şirin’in dadısıyla Ferhat’a haber gönderir: “ Şirin öldü!” Ferhat, acıyla elindeki künkü havaya fırlatır. Künk Ferhat’ın başına düşüp onu öldürür. Haberi alan Şirin de, olay yerine koşar. Sevgilisinin ölüsüyle karşılaşınca kendisini kayalıklardan atar. İkisini birlikte yan yana kayalıklara gömerler.
Derler ki, her bahar kayalıklarda iki gül açar, tam kavuşmak üzereyken aralarında bir karaçalı çıkar. Güllerin kavuşmasını engeller...

SU KANALLARI KİTABA DÖNÜŞECEK

Gazeteci ve popüler bilim yazarı İrfan Unutmaz, bir süredir Anadolu’yu geziyor. Hititlerden günümüze su mühendisliğinin harikalarını fotoğraflıyor, öykülerini derliyor. Barajlar, suyolları, su kemerleri, su toplama hazneleriyle başlayan çalışma önemli çeşmeler, köprüler, hamamları da içeriyor. Antik Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’dan geriye kalan izleri “Anadolu’da Antik Dönemden Günümüze Su Mühendisliği Harikaları ve Rotaları” adıyla kitaplaştıracak. Çalışması 20’nci yaşını kutlayan pompa markası WILO tarafından bastıracak. Kitap yıl sonunda piyasaya çıkacak.

Kaynak: İrfan UNUTMAZ

En İyi
Türkiye’nin en güzel 10 nehri
GezginGezgin
Şehirde kalanlara bayram için 20 öneri