Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu kafalar İslamiyet'in din adamları olamaz

<B>ÜLKEYE </B>döner dönmez yazgımız bizi yine aynı çağdışı ve ilkel tartışmaların içine atıverdi.

Bir bataklık ki ne kadar uğraşırsanız uğraşın sizi çaresiz içine çekiyor.

Önce Yüksek Seçim Kurulu'nun, Yargıtay'ın da onayladığı seçimde yapılan sahtekárlığı görmezlikten gelmesi.

Yani hukuku bir yana iterek bu sahtekárlığı yok sayması.

Böyle garip bir durum, hangi çağdaş hukuk devletinde olabilir?

YSK'nın kararları kesin olduğuna göre yapılacak bir şey yok. Onun için bu konuyu geçelim.

Beni rahatsız eden esas konu, birtakım din adamlarının din adamlığına yakışmayacak açıklamaları oldu.

Önce Türk Diyanet Vakfı-Sen Konya Şube Başkanı Hüseyin Demirci, Kemaller'in cesetlerini yıkamayacaklarını, cenaze namazlarını da kılmayacaklarını söylemiş.

Arkasından aynı sendikanın İstanbul Şube Başkanı Yakup Sözen de aynı fetvayı vermiş.

Ne biçim din adamıdır bunlar?

Yaptıkları, söyledikleri ve yüreklerinde besledikleri kin, İslamiyet'in getirdiği bütün kurallara aykırı.

Bizim dinimiz hoşgörüyü, insan sevgisini, iyiliği, güzelliği, aydınlığı öngörür.

Düşmanlığı, kini, garezi men eder.

Kutsal kitabın yazdıkları, Hazreti Muhammed'in hadisleri ortada.

Din adamıyız diye ortaya çıkan bu çağdışı kafalar bu cüreti nereden alıyorlar?

* * *

Aslında nereden aldıkları belli.

Ülkenin başbakanı kalkıp bilim adamlarına ‘‘Edepsizler’’ derse, o ülkenin imamları da ‘‘Cenaze namazlarını kıldırmayacağız, cesetlerini yıkamayacağız’’ deme cüretini gösterir.

Bir de ceza meza ödemeyeceğini bildiği için, ‘‘Bunun cezası neyse bedelini ödemeye hazırız’’ diye meydan da okur.

Peki nedir bu Kemaller'in suçları? Hem Başbakan'ı, hem de imamları böylesine kızdıracak ne yaptı bu iki insan?

Laik, demokratik cumhuriyetin değerlerini korudular, kazanımlarına sahip çıktılar, bu bir.

Başlarında oldukları kurumlarda laik, demokratik cumhuriyet ilkelerini, kurallarını ödünsüz uyguladılar, bu iki.

Daha açık söyleyelim:

Türbana geçit vermediler, irtica yanlılarını akademik kadrolara sokmadılar ve imam hatiplilerin önünü açmadılar.

Hatta daha da ileri giderek din ağırlıklı eğitimin çağdaş eğitim içinde yeri olmadığını, bu nedenle imam hatip liselerinin hemen kapatılmasını istediler.

İşte öfkenin nedeni.

* * *

Ben hep şunu savunuyorum. Bu dünya görüşü Türkiye'yi çağdaş dünya ile bütünleştiremez.

İşte taptaze bir örnek daha.

AKP kurucularından, kurucular kurulu üyesi Fatma Bostan Ünsal, Almanya'nın birleşmesinin yıldönümü nedeniyle Alman Büyükelçiliği'nde verilen resepsiyona katılmış.

Ve konukları karşılayan Alman Büyükelçisi'nin elini sıkmamış.

Adamın eli havada kalakalmış. Büyükelçi de havada kalan elini çaresiz kalbinin üzerine götürüp (Yine AKP'lilerden görmüş olmalı) Fatma Hanım'ı selamlamış.

Fatma Hanım, nedenini soran gazetecilere, ‘‘Ben erkeklerle el sıkışmıyorum. Bu benim prensibim’’ demiş.

Bütün bunlar çağdaş Türkiye'ye yakışmayan manzaralar.

Bence YSK'nın kararı iyi oldu. Bu toplum seçtiği bu iktidarı taşısın. Taşısın da neyin ne olduğunu görelim.
X