"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Bu, kadına karşı şiddetin en tehlikelisi değil mi?

Habertürk’ün ‘Kadına şiddette son nokta’ başlıklı haberinden sonra kadına uygulanan fiziksel şiddettin önlenmesi için bir kamuoyu oluştu. Güzel bir gelişme.

Ama fiziksel şiddetin yanısıra, kadınları etkileyen daha görünmez, tehlikeli ve sinsi bir şiddet türü var.

Bu şiddet türünü örneklendiren olayları anlatayım, adını siz koyun.

ÖRNEK 1: TRAFİKTE ÖLÜMCÜL SIKIŞTIRMACA

İstanbul Ümraniye’de yaşayan arkadaşımı arıyorum. Endişeli şekilde ‘Birazdan arayacağım seni’ diyor.

2 saat sonra arıyor.

‘Hayrola ne oldu?’ diyorum.

‘Ya sorma Aslı’yı (eşi) kamyon sıkıştırmış. Ağlıyordu. Hemen işten çıkıp onun yanına gittim’ diyor.

‘Nasıl sıkıştırmış?’

‘Arabayı kullanırken, kamyon sağ şeritten önüne sürmüş. O da kaçmak için sola kırmış ve karşıdan gelen bir arabaya çarpıyormuş. Ne yapacağını bilememiş. İnmiş arabadan başlamış ağlamaya. Neredeyse, ölüyormuş.’

Erkek şöförlerin kadın sürücüleri trafikte sıkıştırması o kadar yaygın bir davranış ki her kadından bununla ilgili bir hikaye duymak mümkün.

KADINLARIN BAŞAÇIKMA YÖNTEMLERİ

Başka bir kız arkadaşıma olayı şaşkınlık ile anlatıyorum. ‘O da senin dünyadan haberin yok’ der gibi gülüyor. Ona da çok oluyormuş.

Ama bir yöntem geliştirmiş. Arabanın arkasına bir tane çocuk koltuğu koymuş. Çocuk koltuğu koyunca sıkıştırmıyorlar, diyor. (Bu öneriyi de bir erkek arkadaşı yapmış.)

Bu sıkıştırma işini görev edinmiş bir maganda sürüsünden bahseder gibi.

ÖRNEK 2- SAHİLDE DİKİZLEMECE

Antalya Konyaaltı sahiline gideceğiz arkadaşlar ile. Arkadaşlar bir tesis adı söylüyor. ‘Oraya gidelim’ diyor. ‘Nasıl bir yer?’ diye soruyorum.

‘Valla biz hep oraya gidiyoruz’ diyorlar.

‘Niye?’ diye soruyorum.

O tesiste ilk iki şezlong sırasına erkekleri almıyorlarmış. Bu yüzden rahat ediyorlarmış.

‘Erkekler ne yapıyorlar ki?’

‘Laf atıyorlar. Gelip, pat diye oturuyorlar. Evinize bırakalım, diyorlar. Ama o tesiste rahat ediyoruz.’ diyorlar.

Ha sınıflandırma da yapmışlar. Örneğin Bozcaada’daki magandalar git demekten anlamıyormuş. ‘Ya git diyoruz, gitmiyorlar’ diyor. Akdeniz’dekiler en azında git deyince gidiyorlarmış.

(Bu kadar utanç veren bir davranışı sıradan olaylar gibi anlatıyorlar. Ben de toplum olarak cahilliğimize üzülüyorum ve sinirleniyorum.)

Daha bitmedi. Başka örnekler var.

ÖRNEK 3- TAKİP ETMECE

Trafikte insanlara yol vermeye çalışırım. Çoğu insan teşekkür etmez. Bazen kızarım, bazen aldırmam. Hele kadınlar çok ender teşekkür eder.

‘Bir arkadaş sohbetinde kadınlar neden teşekkür etmiyor?’ diye sordum.

Bir tanesi de ‘Ha ha! Teşekkür et de ne olacak bir gör’ dedi.

Kendisi İngiltere’de yaşayan çok kibar bir kız arkadaşım.

Bir kaç kez kendisine yol veren erkek sürücülere gülerek teşekkür etmiş.

Adamlar onu evine kadar takip etmişler, iyi mi?

(Otobüs ve metrobüsteki ‘fordçu’lardan bahsetmeyeceğim bile. Turistlerin maruz kaldığı tacizlerden de.)

SİNSİ ŞİDDET

Bana göre kadına asıl şiddet bunlar. Sinsi ve toplumun DNA’larına işlemiş.

Toplum kanıksamış.

Sessizce çalışıyor ve kadınların psikolojisini bozuyor.

Eğer çözeceksek, ilk önce bu sinsi şiddeti çözelim.

Türk Üniversitelerinin amacı ne?

Prof. Celal Şengör, Ahmet Hakan’a gönderdiği yazıda Boğaziçi Üniversitesi’nin ne kadar kötü bir üniversite olduğundan bahsetmiş.

Celal Hoca’nın iyi üniversite ölçütü muhtemelen araştırma ve bilime katkı. Bu bağlamda Celal Hoca haklı. Sadece Boğaziçi değil, Türkiye’deki çoğu üniversite daha iyi olmalı. Türk teorisyen sayımız ne kadar az.

Ama Boğaziçi’ni iyi yapan başka bir ölçüt var. Bu ölçütü de Türkiye’deki üniversitelerin misyonunu tartışmadan anlayamayız.

ÜNİVERSİTELERİN AMACI

Üniversitelerin altı farklı amacı var: bilim üretmek, meslek kazandırmak, topluma katkı, devlete katkı, ekonomiye katkı ve demokratikleşme sürecine katkı.

Dünyanın en iyi üniversiteleri ilk amaç olarak her zaman bilim üretmeyi ve topluma katkıyı seçiyor.

Amerika’da ve İngiltere’de demokratikleşme sürecine katkı da çok önemli.

Meslek kazandırma genelde son sıralarda.

Ama Türkiye’de üniversitelerin ilk amacı meslek kazandırmak. Çok kısıtlı bir bakış açısı.

Durum böyle olunca Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesi olma özelliğini sürdürüyor.  Çünkü iş bulmayı kolaylaştırıyor.

TÜRK ÜNİVERSİTELERİ YARIŞAMIYOR

Ama amaç meslek kazandırmak olunca, Türk üniversiteleri dünya üniversiteleri ile yarışamıyor.

Bu kadar yeni vakıf ve devlet üniversitesi türedi. Sizce bunlar bilim yapmak için mi kuruldu yoksa üniversite sınavında açıkta kalan adayları kapmak için mi?

Demokratikleşme sürecine katkı konusuna ne demeli? Hangi üniversite toplumu ilgilendiren bir konuda yorum ya da açıklama yapıyor?

Hangi üniversite toplumsal bir sorunu çözdü?

Sonuç olarak Türk Üniversiteleri misyonlarını değiştirmedikçe, ilk 500’e giren üniversite sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecektir.

X