"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Bu iş olmuştur kimya tutmuştur!

Kargo ile Mirkelam’ın müzik hayatlarına birlikte devam edeceklerini ilk defa, ağustos sonunda bendeniz Habitus’tan öğrenmiştiniz hatırlarsanız.

O vakit henüz proje yerli yerine oturmuş, şarkılar ve albüm nihayetlendirilmiş değildi, dolayısıyla “Güzel müzisyenlerden güzel işler çıkacaktır elbette, yani, inşallah” demiş, kendilerine iyi dileklerimi sunarak konuyu kapatmıştım.

Eh, iki tarafın da güzel olduğu her birliktelik her zaman şahane sonuçlar vermeyebiliyor.

Bazen de leziz tatlar yakalanıyor, bu işler pek belli olmuyor.

Aslında biliyor musunuz, müzik ilişkileri de biraz aşka benziyor.

Öncelikle ilk bakışta şöyle bir yamulacaksın. (Yamulmasan da olur ama yamulunca daha güzel oluyor.) Sonracığıma yakınlaşacaksın, baktın kimya da on numara, diyeceksin ki “Bu iş olur arkadaş”...

Ona ten uyumu da diyorduk, değil mi.

Yetmez tabii; sonra aynı dili de konuşabiliyor olman lazım.

Ortak noktalar bulacaksın. Anlaşacaksın.

Eh, ondan sonrası, iki gönül bir olursa samanlık seyran olur halleri...

Aşk ilişkilerinde durum böyle.

İşte, bu “ılişki kurabilme potansiyelini belirleyen gidişat kuralları”, bence müzik insanları için de geçerli.

Hele ki konu şöhretli müzisyenler olunca daha da zorlaşıyor.

Kendi tarzını, tavrını dinleyicilerine belletmiş iki apayrı ismin bir araya gelip egolarını çarpıştırmadan işlerini konuşturması zor.

Üstelik müzisyenler, yaptıkları işle koşulsuz aşk ilişkisi içinde olan bir meslek grubuna dahildirler. Dolayısıyla birliktelikler kadın-erkek ilişkilerinden çok daha zor.

Üç ay önce bahsettiğim, Mirkelam ve Kargo’nun birlikteliklerinin ilk bebeklerini gördük cuma günü Hayal Kahvesi’nde.

Ben, siz sevgili Kargoperver, Mirkelamsever Habitus okurlarına güzel haberi verdiğimde daha yeni kapanmışlardı stüdyoya. Bu süre zarfında 8 adet şarkı yapmışlar.

Size bir şey söyleyeyim mi.

Ocak ayını bekleyin ocak ayını. Delireceksiniz.

“Rock’n Roll Disko Parti” ile saçlarınızı savura savura dans edeceksiniz.

Vallahi, saçlarınız kısaysa ne yaparsınız ben bilmem. Postiş filan alın ne bileyim. (Saçlarımı kestirdim de, yaralıyım.)

“80’ler” ile 80’lere gideceksiniz. (Evet, 80’ler bir şarkı ismi, hatta sözleri tamamıyla Eye of the Tiger, Like a Virgin, Friday I’m in Love, Wall, Smooth Criminal, Fragile gibi şarkılara göndermelerden oluşuyor, o yılların şarkılarına melodi yapısı olarak da çok benziyor.)

Lavanta ile burnunuza güzel kokular gelecek.

Aşk Acısı, Yollar, ıyi Geceler, Çaresiz miyiz...

Hepsi ayrı ayrı “hit” olarak sınıflayabileceğim süper parçalar. Tam da şu karanlık kış günlerinde ihtiyacımız olan, yüksek enerjili şarkılar yapmış Kargo ve
Mirkelam. Kış dediysek, yanlış anlamayın, sezonluk değil, arşivlik olmuşlar...

Ben bu şarkılara tek kelimeyle bayıldım.

Bu haftadan itibaren Hayal Kahvesi’nde her cuma çıkacak bu kimyası güzel tutmuş grup. Öneriyorum, gidiniz, dinleyiniz...

Albümde neler var?

Kargo ve Mirkelam’ın bu projesine tamamen “yeni bir iş” olarak bakmak lazım.
şarkıları dinlerken “Kargo devam ediyor” ya da “Mirkelam’ın yeni şarkısı” demeyeceksiniz. Müzikal geçmiş anlamında kimi zaman birinin, kimi zaman diğerinin karakteri ağır basıyor.

Ocak başında piyasada olacak albümün çıkış parçası olarak Rock’n Roll Disko Parti’yi düşünüyorlar. Bence kesinlikle isabetli seçim.
ılk dinlediğiniz anda “Evet, bu” dedirten şarkılardan...

Albümün ismi de buradan yola çıkarak RRDP olacakmış.

Aslında ilk zamanlar iki tarafın güç birliğinin ifadesi olsun demişler “Güç ve Eylem Birliği” ismini düşünmüşler ancak RRDP’de karar kılmışlar. Başka sürprizler de olacakmış...

Ne diyeyim, heyecanla bekliyoruz!

Sigara yasağı tamam da...

Sigara yasağı şahane, artık eve dönünce bekar evi küllüğü gibi kokmuyoruz, pek sevinçli, pek mutluyuz.

Ancaaaaak...

Sigara kokusu yok ama mekanlardaki karbondioksitten mustaribiz sevgili tavşan burunlu Habitus okuru!

Hafta sonu iki gün üst üste Tünel’deki House Cafe’ye gittim.

İki gece de, önce içeride oturayım dedim ancak içerideki insan kokusundan, havasızlıktan ötürü kendimi zor dışarı attım. Nefes alınmayan yerde yemek nasıl yiyeceğim?

Mekân sahiplerine buradan seslenmiş olalım. şu havalandırma işine bir el atmanız lazım.

Yoksa havalar daha da soğuyunca yandık...

İçeride nefes alamayacağız, dışarıdaysa donacağız.

Havalandırma işi en az sigara içildiği zamanlardaki kadar önemli. Oksijen maskesi mi getirelim yanımızda yani...
X