"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Bu iş en çok Etro’ya yaradı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Etro gömleği ülkeyi geçtiğimiz günlerde birbirine karıştırdı malum. Bu tarz tartışmalar sıklıkla Batı’da da yaşanır.

Sarah Palin’in geçtiğimiz yıl Cumhuriyetçilerin 150 bin dolarıyla düzdüğü seçim gardırobu, Barack Obama’nın 1500 dolarlık takımları, Michelle Obama’nın 500 dolarlık Lanvin’leri, Cindy McCain’in 520 dolarlık Ferragamo’ları, John Edwards’ın 400 dolarlık saç kesimi, Condoleeza Rice’ın ayakkabılara harcadığı binlerce dolar, Hillary Clinton’ın iki kuaför seferi karşılığında 3 bin dolar bayılması, Cherie Blair’in ABD ziyaretine giderken iki günlüğüne yanında götürdüğü kuaförüne 2000 pound ödemesi... Bunların hepsi tartışıldı.
Hatta zaman zaman kıyaslamalara gidildi. Örneğin politik eşler Laura Bush ve Cindy McCain’in bir resepsiyona giydiği kıyafetler karşılaştırıldı.
Ortaya çıktı ki, elbisesi, ayakkabısı, takısı, her bir şeyiyle Bush üzerinde
4 bin 300 dolar taşırken, McCain için çıkarılan rakam 300 bin dolar civarındaydı.
Demir Leydi Margaret Thatcher’ın çok doğru bir sözü vardır. Der ki: “Görünümünüzle insanlar üzerinde ilk etkiyi yaratırsınız.
Ve nasıl göründüğünüz önemlidir. Özellikle de ülkenizi temsil ediyorsanız inanılmaz önemlidir.”
Yani, Gandi Kemal kurultayda milletin karşısına saygısından düzgün bir kılıkla çıkmak istemiş, kendi parasına da kıymış, adam gibi bir gömlek edinmiş.
Ertesi gün bir de ne görsün, gazeteler gömleğini Bursaspor’un şampiyonluk haberi gibi 9 sütun vermiş. İnanın, Hillary’nin göğüs çatalı bile bu kadar büyük haber olmadı ABD gazetelerinde.
Bence bu işten kârlı çıkan tek biri var: O da Etro markası.
Etro Etro olalı, bu kadar çok manşete çıkmamıştır. İstese böyle reklam yapamaz, gazetelerin eklerindeki moda sayfalarından ana gazeteye terfi edemez.
Güzel ve yalnız ülkemde bu markayı tanıyan parmakla sayılacak kadar az insan varken, şimdi en azından gazete okuyanlar biliyor.
Ben bu markanın yerinde olsam tez elden Türkiye’de hemen bir mağaza açıveririm, Gandi Kemal’in rüzgarından ben de faydalanırım.

Ve skorlar ortaya dökülür

Önder Bekensir haberleri vardı gazetelerde. Önce bir erkek arkadaşıyla teknede sarılmış hallerini gördük.
Altında “Demet Akalın gitti, Önder Bekensir tatilini uzattı” gibi cümleler...
Tarkan’ın bir erkekle sarılmış fotoğrafları hatırlatıldı, e tabii bir ima da vardı.
Ben bir saniye bile bu imanın doğru olabileceğini düşünmedim.
Çünkü malumunuz, Türk erkeği erkek arkadaşlarıyla merhabalaşırken öpüşür, yolda yürürken boynuna sarılır. Avrupalı bir erkek görünce az biraz şaşırır.
Ama aynı Türk erkeği de (hepsi olmasa da) homofobiktir. Eşcinsellere iyi gözle bakmaz, onları alay konusu yapar, mazallah öyle bir damga yiyecek diye ödü patlar. Hemen skorlarını ortaya döküverir.
Bu anlamda Önder Bekensir beni şaşırtmadı.
Ertesi gün gazetelere verdiği demeçte döktürdü: “Benim erkekliğim yargılanmak isteniyorsa kalkıp önce bir arşivime baksınlar. Google’daki arşivde kimler var, kimler yok, iyice görsünler, ondan sonra beni yargılasınlar. Beni her türlü pozisyonun içine koyabilirler ama şu bahsettikleri konu çok komik.”
Hastasıyım bu skor muhabbetinin.
Dedim ya, ben eminim yanındaki arkadaşı. “Cem, Demet Hanım’ın da arkadaşı” demiş.
Bir de karılarından, sevgililerinden “bilmem ne hanım” diye bahsetmelerinin hastasıyım.
Saygıdan, biliyoruz.

X