Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu hükümet ve programı...

Oktay EKŞİ

Yeni hükümet, dün Meclis'te Başbakan Mesut Yılmaz tarafından okunan programı ile, kendisiyle ilgili bir tereddüdü peşinen ortadan kaldırdı:

Çok acil sorunlara çözüm getirip de ülkeyi seçime götürecek bir hükümet -önemli bir kısmı boş lafla dolu- 69 sayfalık bir program hazırlamazdı. Demek ki bu hükümet, ‘‘Bizi olağanüstü koşulların değil, normal koşulların hükümeti gibi görün ve tavrınızı siz de ona göre koyun’’ diyor.

Öyleyse kimse, ‘‘Ama, bu koşullarda o da söylenir mi?'' demesin.

Zaten bu hükümet kendisini acil çözümler hükümeti olarak görseydi, getirdiği programda üç beş senede bile yapılamayacak şeyleri çözmeye soyunmuş gibi ifadeler kullanmazdı.

Ya ne yapardı?

Onun yapacağı, ‘‘Seçimlerin yapılmasıyla ilgili altyapı sorunlarını şöyle çözeceğiz'', ‘‘Yargı bağımsızlığıyla ilgili şu tasarıları derhal yasalaştıracağız'', ‘‘İdareyi işletmek için şu yasaları çıkartacağız ve ardından milletvekili genel seçimine gideceğiz'' demekten ibaret idi.

Bu acil çözüm isteyen konuların başında da ‘‘Sekiz yıllık zorunlu temel eğitimi süratle uygulayacağız ve o konuda şu acil önlemleri alıp devreye sokacağız'' taahhüdü gelmeliydi.

Oysa programı okuduğunuz zaman, belki de en zayıf ifadeli bölümün sekiz yıllık zorunlu temel eğitimle ilgili kısım olduğunu görüyorsunuz. Nitekim hükümetin, ‘‘Sekiz yıllık zorunlu temel eğitimi ülke çapında tam olarak uygulama olanağına bu yıl sahip değiliz. Çünkü birçok yerde bina ve öğretmen eksiğini tamamlamak mümkün değil. Ama sadece böyle olanlar hariç, her yerde derhal uygulamaya başlayacağız. Kararlılığımızı göstermek için de 1997-98 öğretim yılında, imam hatip liselerinin ve diğer meslek liselerinin orta kısımlarına öğrenci kaydı yaptırmayacağız'' anlamında bir taahhütte bulunacağına tam tersini söylediğini görüyorsunuz.

Hükümet programında ilginç yaklaşımlar da sergileniyor. Bir defa, ‘‘erken seçim'' için hiçbir tarih verilmiyor. ‘‘Adaletli bir seçimin gerekli kıldığı düzenlemeleri en sağlıklı bir şekilde yapmaya gayret edileceği'' taahhüt ediliyor ama bu taahhüdün ‘‘acilen'' gerçekleştirileceği anlamında hiçbir şey söylenmiyor.

Keza, bir yandan ‘‘demokrasimizin eksiklerini gidermek için gerekli düzenlemelerin yapılacağı'' -mutad üzere- vaat edilirken, öte yandan da sadece faşizan yönetimlerin savunacağı birtakım yaklaşımlar benimseniyor. Örneğin, basının kendi kendini denetlemesinin esas olduğu ifade edildikten sonra dünyanın gelişmiş ve çoğulcu hiçbir demokrasisinde olmayan bir anlayışla, ‘‘Bunun nasıl yapılacağı bir yasa ile düzenlenecektir'' deniyor.

Bu aklı bu hükümete kim verdiyse, bari dünyada nerede hangi modeller var diye açıp baksaydı, aklından geçen bu öneri yüzünden utanç duyardı.

Bu zihniyetin yarattığı RTÜK sanki iyi sonuç vermiş de... Şimdi bir de BASIN için RTÜK kurmaya kalkıyorlar.

Oysa bu yaklaşımın sakıncalarını 12 Eylül yönetimi bile görmüş ve konuya siyasi iradenin girmesine izin vermemişti.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI