"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bu fotoğrafta ne görüyorsunuz

ŞU fotoğrafa iyi bakın.

Bu fotoğrafta ne görüyorsunuz

İlk bakışta ne görüyorsunuz?
Sekiz çıplak erkek.
İkisi tekerlekli sandalyede.
Ayaktakilerden birinin iki bacağı da protez.
Hepsi sağ eliyle asker selamı veriyor.
Bir daha soruyorum:
Bu fotoğrafta ne görüyorsunuz?
Sadece 8 çıplak erkek mi?

* * *

Ben bu fotoğrafta, 21’inci
yüzyılın sessiz anayasasının birinci maddesini görüyorum.
Fotoğraf İngiltere’de çekilmiş.
Yani yazılmamış anayasanın en demokratik ülkesinde.
Magna Carta İngiltere’sinde.
İşte o İngiltere, şimdi, 21’inci yüzyıl demokrasisinin ilk anayasasına görünmeyen şu maddeyi ekliyor:
“Benim ahlakımdan sana ne kardeşim...”
Müslüman ülkeler, güya ahlaki bir muhafazakârlık adı altında, otoriter rejimleri meşrulaştırmaya çalışırken, adı “muhafazakâr” olan bir parti tarafından yönetilen İngiltere’nin halkı, bu yüzyılın ahlak anlayışının yeni kuralını koyuyor.
Hem de neyle?
Ülkenin genç prensinin çırılçıplak fotoğraflarının yayınlanması karşısında, ona destek vererek.
Üstelik bu hareketi, onun ordudaki silah arkadaşları başlatıyor.
Yani doğası gereği “maço” olması gereken bir mesleğin erbabı.

* * *

İngiltere’nin genç prensi Harry, geçtiğimiz günlerde Las Vegas’ta kendisi gibi genç insanlarla birlikte bir parti düzenledi.
Bu partide, aldıkları içkinin de etkisiyle, strip-bilardo oynamaya başlamışlar.
Oyunun kuralı da kaybedenin soyunması.
Neticede Prens Harry çırılçıplak kalmış.
Çıplak başka bir kıza sarılmış.
Bu arada, orada bulunanlardan biri cep telefonu ile prensin
çırılçıplak fotoğraflarını çekip
bir internet sitesine vermiş.

* * *

Fotoğrafı İngiliz gazetelerinden sadece Sun yayınladı.
Ancak fotoğrafın yayınlanmasından sonra çok ilginç gelişmeler oldu.
Herkes, İngiliz halkının bu
fotoğraflara tepki göstermesini beklerken, kamuoyu anketleri, halkın büyük bölümünün Prens’in arkasında durduğunu ortaya koydu.
En ilginç tepki ise Prens’in asker arkadaşlarından geldi.
Önce “Salute4Harry” adlı bir internet sitesi kuruldu.
İki eski asker, İngiliz ordusunun subaylarından, Prens Harry’ye destek olmaları için soyunup fotoğraflarını yayınlamalarını istedi.
Çünkü genç Prens, İngiliz ordusunda Apache helikopterlerinde pilot olarak görev yapmış ve kendisini çok sevdirmişti.
Facebook’ta bu amaçla bir dayanışma grubu oluşturuldu.
Bu gruba iki-üç gün içinde 27 bin kişi katıldı ve Facebook’un en hızlı büyüyen grubu haline geldi.
Bu grup İngiltere dışına da taştı ve bir anda küresel bir harekete dönüştü.
Böylece bir karaktersizin çektiği fotoğraf, bumerang gibi tersine döndü.

Hadi gel bizleri de röntgenle adi herif

HERKES bu olaya farklı bakabilir.
Kimimiz, “Böyle bir rezillik prense yakışır mı” diyebilir.
Neticede o da genç bir insan. Kimi statta çılgınca tezahürat yapar, kimi içindeki enerjiyi başka yollardan dışavurabilir.
Kimseyi böyle bir şey için ahlaken yargılama hakkını kendimde görmem.
Hayat bana öyle şeyler gösterdi ki...
Herkesin özel hayatı kendine deme noktasına geldim.
O nedenle olayın bir başka noktasına bakıyorum.

BU FOTOĞRAFA BAKARKEN BİZDEKİ REZİLLERİ HATIRLADIM

Bu fotoğrafa bakarken içimden şu feryadın yükseldiğini hissetim:
“Bizler aynı cesareti Deniz Baykal’a, MHP’li milletvekillerine yapılan ahlaksızlık karşısında gösterebilseydik, Türkiye’nin gerçek sivil anayasasını yazmaya başlamış olurduk.”
O günleri bir kere daha hatırlayalım.
Seçim öncesi, karanlık bir çete, insanların yatak odalarına pusu kurarak, özel hayatlarına ait görüntüleri internet sitelerine koydu.
Böylece Türk siyasetinin en kalleş bel altı vuruşları başladı.
Bizler ne yaptık?
Hadi itiraf edelim, bir kısmımız, büyük bir merakla ve iştahla o görüntülere baktı.
Bir kısmımız, “Canım bu ahlaksızlık da yapılır mı” gibi nötr bir cümlenin arkasına saklanıp tam siper oldu.
“Ahlaksızlık” ifadesiyle kalleş pusucuyu mu, yoksa o kalleşliğin kurbanı olan insanları mı kastettiği bile belli olmayan, iğreti ve iğrenç bir ifadeyle geçiştirdik.
Bir kısmımız ise giderek sahteleşen ve otoritenin bahanesi haline gelen bir “yeni muhafazakârlıkla” kurbanları açıkça hedef aldı.

İSTEYEN DİNLESİN NASILSA SAKLAYACAK ŞEYİNİZ YOK

İtiraf edelim...
Çok büyük çoğunluk, “Nasılsa bu benim başıma gelmez” vurdumduymazlığı içindeydi.
Hani o “Benim telefonda saklayacak bir şeyim yok” diyebilen insanlar gibi.
Oysa bizler de böyle bir hareketi başlatabilseydik, en azından güçlü bir itiraz sesini yükseltebilseydik...
Siyasetçilerimizi bu iğrenç komplolara teslim etmek yerine, arkalarında dursaydık... Bugün siyasetin iğrenç bel altı vuruşlarının, parça tesirini azaltmış olabilirdik.
Yapmadık.
- Ya korktuk, ya yargıladık, ya “Aman bana bulaşmasın” müptezelliğine sığındık...

21’İNCİ YÜZYIL ANAYASALARINI  ÇIPLAK İNSANLAR YAZACAK

Yirmibirinci yüzyılda gerçek demokratik anayasalar, sandıktan çıkmakla, çoğunluk olmakla, milli irade kavramına despot bir mana vermekle yazılmayacak.
Sadece çok iyi bir anayasa yazmak da fazla bir şey ifade etmiyor.
O anayasalara sahip çıkacak yeni insanlar gerekiyor.
Yani gerektiğinde çırılçıplak soyunup, “Hadi gel beni de röntgenle adi herif” diyecek kadınlar ve erkekler.
Yirmibirinci yüzyılda gerçek anayasayı, işte bu birkaç cesur insan kaleme alacak.
Bu eyleme ben de bütün kalbimle katılıyorum.

 

X