Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu fezleke hepimize

ÜNLÜ futbolcu J.O. Simpson cinayet işlediği iddiasıyla yargılanıyor.

Amerika yıllar önce bu dava ile çalkalanıyor. Tesadüf o sırada Amerika’dayım.

Duruşmayı bütün Amerikan TV’leri canlı olarak yayınlıyor. Sadece duruşma nasıl gidiyor, hangi tanık ne söylüyor, savcı hangi ek iddiayı getiriyor diye değil, bin türlü farklı yorumla birlikte. Kimisi “Simpson cinayeti işlemiştir, idama mahkum olmalı” derken, başkaları “Simpson masumdur,  derhal serbest bırakılmalı” diye açıkça görüş bildiriyor.

Onlar görüşlerini söylerken, dava içerde bütün hızıyla devam ediyor. Mahkeme daha karar vermemiş, buna rağmen, mahkum olsun ya da serbest kalsın görüşleri ayyuka çıkıyor.

Savcı, görüşlerini açıklayan insanlara “devam eden davayı etkilemeye çalışıyorsunuz” gerekçesiyle dava açmıyor.

AİHM’DE ÖRNEĞİ YOK

Davayı etkilemek iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) giden örnekler var mı? Türkiye’den ya da herhangi bir ülkeden.

Türkiye adına AİHM’de yıllarca yargıçlık yapan CHP milletvekili Rıza Türmen’e soruyorum. Türmen:

“Böyle bir dava hatırlamıyorum. Önümüze bu tür bir dava hiç gelmedi.”

Neden gelmiyor? Çünkü, ifade özgürlüğü. Elin oğlu devam eden bir davaya ilişkin görüş bildirmeyi ifade özgürlüğü açısından bakıyor.

Onun için ne sıradan yurttaşlara bu yönde dava açılıyor, ne de milletvekillerinin  dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor.

“OLMASI GEREKEN”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun davayı etkilemek gerekçesiyle hakkında fezleke hazırlanıyor, dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor.
Bu aslında Kılıçdaroğlu üzerinden toplumun tümüne  gözdağı. Ana muhalefet liderine bile fezleke hazırlanıyorsa, sıradan yurttaşlara çoktan dava açılabilir, anlamı taşıyor.

AKP’nin fezlekeyi savunması, Tayyip Erdoğan’ın, “olması gereken olmuştur” sözü, topluma gözdağı vermenin uzantısı.

Madem davayı etkilemek, AKP’nin kapatılması için açılan dava sırasında başta Tayyip Erdoğan, pek çok AKP milletvekili daha mahkeme başlamadan davaya karşı esip gürlemiyor mu? Orada davayı etkilemek yok mu? Bu yönde o kadar çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Dün bu konuda yazılanlara şaşırmıyorum. Partide zor durumda olduğu öne sürülerek fezlekenin Kılıçdaroğlu’na yardım ettiği söyleniyor. O fezlekenin ifade özgürlüğünü kısıtladığından tek laf yok. Her durumda iktidarın yanında saf tutunca, pusula böyle şaşıyor.

SİLİVRİ’DE MİTİNG

Bu arada kafa karışıklığını önlemek gerek.

CHP milletvekilleri fezlekeyi protesto için Meclis’te hep birlikte Kılıçdaroğlu’nun sözlerini tekrarlıyor. O sözler Meclis çatısı altında söyleniyor,  CHP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması istemi mümkün değil.

CHP şimdi bir başka protesto eylemi düşünüyor. Yaparlar, yapmazlar, bilemem, Silivri’de miting.

Günümüz Türkiye’sinde fezleke fezleke ile sınırlı değil.

5-7’de sınıfta kaldık

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül’ün görev süresi beş yıl mı, yedi yıl mı? Kaç yıl olursa olsun, daha önemli bir soru var.

Dünyanın neresinde seçilmiş bir cumhurbaşkanının süresi bu ölçüde yoğun tartışma konusuna dönüşüyor? Nerede, hangi ülkede?

Batının hangi demokratik ülkesinde cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili ayrı bir yasa çıkartılıyor? Bu kadar zaman, bu kadar enerji harcanıyor?

Afrika kabilelerinde bile otoriteyi ele alan kişi, kabile geleneklerine göre yönetiyor, ardından kimin, ne zaman geleceğini kabilede herkes biliyor.

Bizde neden her olay bir hukuk karmaşasına dönüyor? Çok basit. Çünkü, burada evrensel hukuk yerine, kişilerin o an için geçerli olan istekleri ağır basıyor. Hukuk objektif olmaktan çıkıyor.

Karmaşanın günümüzdeki bir başka örneği, emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ nerede yargılanacak, sorusu. O konuda birbiriyle çelişen iki anayasa maddesi var, karmaşa o nedenle.

Yasa ve anayasa yapma tekniğinden sınıfta kalan bir ülkede “hukuk” buraya kadar.

Acil serviste ücret alıyorlar

SAĞLIK Bakanlığı karar alıyor, özel hastanelerin acil servislerinde ek ücret ödenmeyecek. İyi bir karar.

Bu durumu netleştirmek üzere büyük illerde sağlık ya da sosyal güvenlik kurumları, acillerde muayene ücreti ödemeyin, diyerek halkı uyarıyor.

Bakanlığın bu kararına rağmen, gelen telefonlar ve e-maillerde bir iddia var. İstanbul’da bazı özel hastaneler acil serviste ücret alıyor.

Kendilerinden ücret istenen insanlar durumu sosyal güvenlik kurumlarına iletiyor, ancak değişen bir şey yok.

Gelen şikayetlerde hastane adı, hangi gün, hangi saatte, acil serviste ne kadar ücret istendiği ayrıntılı şekilde anlatılıyor.

Bakanlığın kararı var, hastanelerin de keyfi uygulaması var.

X