Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu düzen artık kokuştu

Yavuz GÖKMEN

Benim Sarışın Güzel Kadın'ı bazı noktalarda tutma nedenlerimin başında, her girdiği yeri yıkıp devirmesi geliyor. Bunu daha önce birkaç kere yazdım; yine yazıyorum. Çünkü bazıları hâlâ benim onun kaşına gözüne hayran olduğum için bazı yerlerde desteklediğimi sanıyor. Oysa meselenin başında bu kokuşmuş düzenin yıkılması gerçeği geliyor. Bu düzen artık kokuşmuştur ve bilinçli ya da bilinçsiz olarak mutlaka yıkılmalıdır.

Çünkü bu düzen tam anlamıyla bir para paylaşımı, soygun ve talan düzenidir. Bu düzenin kuruluş esası gizliliktir ve devlet halkından tahsil ettiği parayı beş kuruşunun dahi hesabını vermeden dilediği gibi harcayabilir. Parası bittikçe Osmanlı'nın en korkunç dönemlerinde olduğu gibi zamlar ve vergileri halkın üzerine acımasızca bindirir ve bunu ‘‘devletin bekası’’ adına yaptığını ilan etmekten hicap bile duymaz.

İşte bu düzenin sonu gelmelidir ve gelecektir.

* * *

Bu düzende seçimler devlet malının başına kimin oturacağını tayin etmek amacıyla yapılır. Bir siyasi parti için iktidara gelmek, mal ve paranın başına oturarak yandaşlarına dağıtmak anlamını taşır. Bu düzende siyasi parti yöneticileri dünyanın en namuslu insanları dahi olsalar sonuç değişmez. Çünkü düzen böyle kurulmuştur ve böyle işleyecektir.

Bütün bunlar ‘‘bürokratik devlet’’ mekanizmasının temel öğeleridir. Bu tür devletler halklarına karşı güçlenmek zorundadırlar. Çünkü filozofik anlamda en büyük düşmanları kendi halklarıdır. Dünyanın en güzel elbisesini giydiğini zannederek halkının karşısına çırılçıplak çıkan padişah, bu tür devletin çarpıcı örneğini oluşturur. Aslında bu tür devlet halkın karşısında çırılçıplaktır. Ama halkın içinde ‘‘kral çıplak’’ diye bağıracak bir babayiğit maalesef yoktur.

Masalda bunu bir çocuk yapmaktadır ve belki Türkiye'de de bir çocuk yapacaktır.

Belki de içindeki çocuğu ezelebet yaşatacak bir ‘‘büyük’’ yapacaktır.

Ancak bunu yapmak için aydın kesimin rehavetten silkinmesi, ülkesine ve dünyaya karşı görevlerini hatırlaması ve demokratik yeni oluşumlar için çile çekmeye hazırlanması şarttır. Aydın kesim, olan biten her şeye seyirci kaldıkça ve daima kendi rahatı uğruna bürokratik devletin yanında oldukça hiçbir şeye çözüm bulunamayacaktır.

Yenilik için daima bir öncü gerekmektedir ve bu öncü her devrimde aydın kesimdir.

* * *

‘‘Özal ihtilali’’ Türkiye'de bürokratik devleti yaraladı; ancak yıkamadı. Para paylaşımında yeni yetme güç odakları bularak, paranın tümünü olmasa bile bir kısmını bürokratik devletin elinden aldı. Şimdi bürokratik devlet yine paranın tümüne konma kavgası yapıyor ve halkın parası birtakım odaklar arasında kavga-dövüş konusu oluyor.

Unutmayalım ki bu para bizim paramızdır. Bu vatan bizim vatanımızdır ve biz en iyi şekilde yaşamaya layık insanlarız.

Ama bunun için ‘‘kendi kavgamızı’’ vermek zorundayız.

X