"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Bu derin sessizlik niye?

“Kentlerin hayatında bir, iki yıl önemsizdir” diyebilirsiniz.

Eğer büyük değişimler yapmak istiyorsanız küçük gecikmeler toleransla karşılanabilir.
İşte, o zaman gerçekten o kentte yaşayanlar da sabırlı olabilir.
Ama bir kentte birkaç istisna dışında hemen her projede benzer süreçler yaşanıyorsa o zaman oturup düşünmek gerekir.
İzmir’in Türkiye’nin en önemli markalarından birisi olduğu konusunda ortak bir mutabakat var. İstanbul’dan sonra bana göre ikinci marka şehir İzmir’dir diyebiliriz.
Ancak, İzmir’in bir dezavantajı var.
O da potansiyeline rağmen ekonomide bir türlü sıçrama yapamamış olması.
Bu gerçekleşirse inanın bambaşka bir kenti konuşuyor oluruz.
Ben İzmir’i “cepten yiyen bir mirasyediye” benzetiyorum.
Düşünsel bir liberalizm kentin iklimine hakimken, ekonomide katı, muhafazakar çizgi kırılamadı.
Birkaç medyatik davayı sembol yapıp arkasından koşan gruplar, odalar, dernekler, topluluklar; kentin çok kritik meselelerinde sessizliği tercih ediyorlar.
Neden?
Çok merak ediyorum.
Onları kim engelliyor, neden cılız basın açıklamalarıyla işi idare ediyorlar?
Bir anlamda geçiştiriyorlar...
Dünya Ticaret Merkezi, Yeni İzmir Projesi gibi birkaç davaya takılıp kalanlar; kentin en güzel yerleri talan edilirken ayağa kalkamadılar.
*****
Örneğin; günlerdir İzmir’in gündemine oturan metro konusu...
Tartışmalara bakıyorum.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile AKP İl Başkanı Ömür Kabak arasında konuşmalar gidip geliyor.
Kamu İhale Kurumu Başkanı arada bir konuşuyor.
Büyükşehir meclisinde hararetli konuşmalar geçiyor.
Hepsi bu...
Sivil toplum örgütlerinin çok etkili olduğu, odaların, meslek örgütlerinin çok etkin olduğu İzmir’de neden kimse konuşmaz?
Bu kentin mimarları, şehir plancıları, haritacıları, peyzajcıları, jeologları, arkeologları...
Mühendisleri, sosyologları, psikologları, ekonomistleri...
Kurumlarımızın başkanları, başkan yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri...
Düz üyeleri...
Güçlü bir ses vermezler...
Bütün samimiyetimle söylüyorum.
Medyatik davalarda İzmir’i ayağa kaldıranlar, asıl tavır almaları gereken durumlarda derin bir sessizliğe gömülüyorlar.
Bu beni büyük bir hayal kırıklığına itiyor.
*****
O yüzden sık sık dile getiriyorum.
İzmir’e daha liberal bir bakışa ihtiyaç var diye...
İnsanlığın ihtiyaç duyduğu mesleğin toplum mühendisliği olmadığını düşünüyorum.
Türkiye’nin de İzmir’in de aradığı değişim mühendisleridir.
Siyasetçilerden de bürokratlardan da her alandaki yöneticilerden de beklenen şey, onların yönettikleri ülkeleri ve kurumları değişime uyumlu tutmaları, gelişimi sağlamalarıdır.
İzmir’de de eksik olan budur.

X