Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu defa onlar sordu, ben yanıtladım…

Çarşamba akşamı nefis bir gece geçirdim. Bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştim. Salona girdiğimde hayretler içinde kaldım. Hayatım boyunca soru sorduğum, görüşebilmek için sırada beklediğim, dünyayı yöneten devleri karşımda buldum. Bu defa onlar sordular, ben yanıt verdim. Onlara Türkiye'yi ve Başbakan Erdoğan' ı anlattım.

Aman Allahım! Nasıl büyük bir keyif aldım tahmin edemezsiniz.
 
Çarşamba akşamı, Çırağan Oteli’nde bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştim. Kanal D ana haberi tamamladıktan sonra koşarak otele geçtim.
 
Salona girdiğimde donup kaldım.
 
Masalarda sakin şekilde yemek yiyenlerin son derece ünlü isimler olacağını tahmin ediyordum ancak bu kadarını beklemiyorum. Şaşırdım ve heyecanlandım. Zira bunlar öyle isimlerdi ki inanamazsınız. Hepsi 45 yıllık gazetecilik hayatımın önemli bir bölümünü doldurmuştu. Yanlarına yaklaşmak dahi imkansızdı. Bir soru sorabilmek için yüzlerce gazeteci sıraya girerdik.
 
Her biri idol düzeyindeydi. Sadece Türkiye'ninkileri değil, uluslararası dengeleri düzenleyen insanlardı.
 
Bir masada Amerika’nın efsane dışişleri bakanı Kissinger vardı. O  Kissinger ki her konuşması her tutumuyla dünyaya yön vermiş bir kişiydi.
 
Diğer masada İngiltere'yi 10 yıl süreyle yöneten bir isim,  Tony Blair ve eşi oturuyorlardı.
 
Bir başkasında Türkiye' nin çok yakından tanıdığı, BM eski genel sekreteri  Kofi Annan vardı.
Bu isimlerin yanısıra Amerika’nın iç siyasetini, dış İlişkilerini ve milyar dolarlık fonlarını yönetenler de oradaydı. Richard Haas' dan, Kolombiya eski devlet başkanına kadar kimler kimler...
 
Böylesine iddialı isimleri İstanbul'a, Dış İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations)  getirdi. Yıllık toplantılarını burada yapmaları için  Amerika’nın bu en prestijli derneğini ikna eden kişi de gurubun üyesi Mustafa Koç imiş. Üstelik, şimdiye kadar az rastlanan bir katılım olmuş.
 
Ben keyfimden çatladım. Tabii dayanamadım ve bu hislerimi onlarla da paylaştım. "Şimdi ışıklar benim üstümde. Şimdi siz soracaksınız ve ben yanıtlayacağım" dedim. Eskiden onları hangi gözle izlediğimi, bizlere neler çektirdiklerini anlattım.

Kahkahalarla güldük.
 
Yıllarca haklarında yazılar yazdığım, yorumlar yaptığım, konuşmalarına kafa patlattığım bu insanlara Türkiye'yi ve Başbakan Erdoğan'ı anlattım.
 
Nalına mıhına konuştum.
 
AK Parti iktidarının neleri değiştirdiğini, iç politikada neler yaşandığını ve dış politikada nasıl bir değişim görüldüğünü, olumlu ve olumsuz  anlattım.
 
Tahmin etmeniz kolay. En çok merak ettikleri konu İsrail ile ilişkilerdi... Suriye idi ... Erdoğan'ın Washington'a yaklaşımıydı... Türkiye eksen mi değiştiriyordu?
 
Konuşmam sırasında birşey dikkatimi çekti. Kimse yanındakiyle konuşmadı ve dinledi. Sanıyorum Türkiye hakkında dengeli bir bilgilendirme yapabildim.
 
Dedim ya, çok keyifliydi.

BU GEMİYİ YA KULLANMAYIN VEYA YENİSİNİ ALIN...
 
Kendi kendimizi komik duruma düşürüyoruz.
 
Koca Piri Reis adlı gemiden söz ediyorum.
 
Güney Kıbrıs'ın petrol ve gaz araması haberleri çıkınca, birden bire aklımıza bu 33 yıllık gemi geldi. Zaten yapacak başka birşeyimiz de yoktu. Zira hiçbir hazırlığımız yoktu. Çaresiz şekilde, Güney Kıbrıs'a meydan okumak için Piri Reis'i süsleyip püsleyip denize yolladık.
 
Ne oldu?
 
Motorları iflas etti.
 
Geri döndü. Tamir edilip geri gidecek ve araştırma yapacak dendi. Yetkililer yalanladılar ancak kamuoyundaki izlenim bu geminin döküldüğü şeklinde. Zaten resmine bakın yeter...
 
Gerçekten, kendimizi ayıplı  bir duruma düşürüyoruz.
 
Dünyanın en ileri teknolojisiyle donanmış nice silah ve donanımını satın alıyoruz, ancak yıllarca bilinmesine rağmen doğru dürüst bir gemi edinemiyoruz. İçindeki sismik donanım belki çok iyi olabilir ancak geminin döküldüğü de ortada...
 
Olacak iş mi bu?
 
Gelin böyle motoru eksik, jeneratörleri dahi işlemeyen Piri Reis yerine doğru dürüst bir araştırma gemisi edinelim.
 
Kendimizi komik duruma düşürmeyelim.
 
KİMSE ZAM SEVMEZ ANCAK BUNLAR GEREKİYORDU...
 
Kimse zamdan hoşlanmaz. Eğer ucuz edebiyat döktürmek isterseniz, son zamları yerden yere vurabilirsiniz.  Mehmet Şimşek'in "Bunlar zam değil, düzenleme" lafıyla alay da alay edebilirsiniz. Ancak bu defaki zamların piyasalarda son derece önemli psikolojik bir etkisi oldu.

O kadar çok kriz beklentisi içindeyiz, kriz ile ilgili olarak o kadar çok  “geldi-gelecek" sohbeti yapıyoruz ki hükümetin önlem alması gerekiyordu. Ali Babacan dahil olmak üzere, hemen herkes bir kriz edebiyatı yapıyor ve toplumu korkutuyor. Ardından da "Merak etmeyin, biz hazırlıklıyız" diyorlardı. Oysa sadece "Gereken önlemler hazır, biz sağlamız" lafı yetmiyordu. Somut bir adım bekleniyordu.
 
Aslında beklenen fırtına bu kadar zam ile savuşturulacak cinsten değil. Buna rağmen, bu kadarı dahi piyasalara ümit verdi. İktidarın hazırlığı olduğu hissini verdi.
 
Avrupa ve Amerika’da esen rüzgarların hepimizi korkutması gerekiyor. Bu kadar önlemle işin içinden çıkabilirsek ne ala. Yoksa felaketle karşılaşabiliriz.

THY NEFİS BİR BEKLEME SALONU YAPMIŞ
 
Bir sürerdir THY’nin Atatürk Hava Alanı’ndaki Business Class bekleme salonuna uğramıyordum. Nedenlerinden başlıcası abartılı dekoruydu. Orta Doğu hava limanlarındaki gibi birbiriyle uyumu olmayan felaket koltuklar, insanın içini kapatan bir ışık düzeni vardı.
 
Geçen hafta sonu uğradığımda nefis bir yeni dekorla ve düzenlemeyle karşı karşıya kaldım. Çok hoş olmuş. Basit, temiz ve uçak yolcularını rahat ettiren bir düzenleme. Bir yanda salata masası, öte yanda pide ve lahmacuncu, bir başka yerde sadece et yemeği servisi yapan ahçı.
 
Hele piyanisti olmadan çalan otomatik piyanodan çıkan melodiler, ortamı yumuşatıyor ve koşuşturmalı yolculuk havasını dağıtıyor.
 
Kim bu değişikliği akıl ettiyse tebrikler.
 
Keşke ilk başta Arap zevkini andıran dekor yerine bu tip uluslarası bir düzenleme yapılmış olsaydı. Yine de hatanın neresinden dönülse kardır.

GÖNDERİLEN KİTAP KAPAĞI İLE "GLOBAL ŞİDDET…

Emin Demirel Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi polis muhabirlerinden biriydi. Bir süredir muhabirlik yapmıyor. Ama boş da durmuyor.  Uzun yıllar  edindiği birikimleri kitap haline getiriyor. Terör konusunda çok sayıda kitabı var. Hepsi konuyla ilgi duyanlar için birer başvuru kitabı niteliğinde.  Çoğu yedinci sekizinci baskılarını yaptı. Onlardan biri de “Global Şiddet”. O da sekizinci baskısı ile güncellenmiş. Kitapta global terörle ilgili her detayı bulabiliyorsunuz. Dünyayı sarsan terör eylemlerini, onların  arkasındaki örgütleri ve amaçlarını öğrenebiliyorsunuz. Eğer terör konusunda kafanız karışıksa, bu kitabı mutlaka okuyun. Terörün sebeplerini de  sonuçlarını da orada göreceksiniz.

AÇEV'DEN; HAYAT OKUYUNCA GÜZEL

Anne Çocuk Eğitim Vakfı ile ZTV Bilgi'nin birlikte gerçekleştirdikleri, TV Yoluyla Eğitim Projesi: “Hayat Okuyunca Güzel” okuma yazma bilmeyen kişilerin salonlarına kadar giriyor. AÇEV ve ZTV okuma yazma bilmeyen yetişkinler için bir TV programı hazırlıyorlar ve bu yolla okuma yazma seferberliğine bir tuğlada kendileri koyuyorlar. ZTV'yi TURKSAT 3A 11957 Mhz frekansından tüm Türkiye'de izleyebilirsiniz.


 

X