Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Bu Davutoğlu da çok oluyor artık!’

BEŞ yıl kadar önce Mavi Jeans’in İngilizce bir reklam kampanyası vardı...

Dünyanın önde gelen kot firmasının yöneticileri Mavi Jeans’in yurtdışı başarısından fena halde rahatsız, aralarında konuşuyorlar...

“Aynı mal deme George, aynı mal deme... Bu Türkler de çok oluyor artık!”

Türk markalarının dünyaya açılım sürecinde milat olmuştu Mavi’nin reklam stratejisi.

Fakat ürettiği her iki kottan birini yurtdışı pazarlarda satmayı başarmasına rağmen Mavi bu çarpıcı reklam kampanyasının hemen ardından bir girişim sermaye fonuna satıldı.

* * *


Şimdilerde “Çok oluyoruz, çok güzel oluyoruz” diyorlar...

Ama Mavi’nin dışarıdan çok içeride ses getiren reklam kampanyasının sloganını önceki gün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dünyanın önemli başkentlerinde resmen hayata geçirdi...

Washington’dan Paris’e birçok başkentten tıpkı Mavi’nin reklamındaki gibi “Bu Türkler de çok oluyor artık” kıvamında tepkiler geliyor.
Nereden mi biliyorum?

Türkiye, İran ve Brezilya arasında önceki gün imzalanan ortak deklarasyondan sonra New York Times’tan Jarusalem Post’a hangi gazeteyi okusanız bu yönde haber ve yorumlarla karşılaşıyorsunuz...

* * *


Diplomatik koridorlar ve Batı basınında tam bir şaşkınlık hâkim...

Çünkü hiç kimse Davutoğlu’nun 12 Eylül’den bu yana inat ve sabırla yürüttüğü diplomatik görüşmelerin bu şekilde sonuçlanacağını beklemiyordu.

İran’ın her zamanki gibi zaman kazanmak için Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin de romantik heveslerle bu işin peşine düştüğü zannediliyordu...

Ama öyle olmadı.

Bu yüzden kimi “Türklerin büyük diplomatik hamlesi” diyor, kimi bu deklarasyonla İran’ın zafer kazandığını, İsrail ve Amerika’nın ise hezimete uğradığını öne sürüyor.

Emin olun benzer bir sonucu İngiltere ya da Fransa alsa ayakta alkışlanırdı.

Ama söz konusu arabulucu Türkiye olunca “Bu Davutoğlu da çok oluyor artık!” şaşkınlığı yükseliyor İsrail’in pozisyonuna yakın Batı medyasında...

* * *


Oysa eylül ayında Amerika’nın öncülüğünde Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın istediği tüm koşulları Türkiye yanına Brezilya’yı da alarak büyük ölçüde İran’a kabul ettirdi.

Washington’dan Tel Aviv’e şahinlerin beklentisi İran’ın nükleer silah üretme sınırına yaklaşan uranyum zenginleştirme programından taviz vermeyeceği yönündeydi.

Ama İran sağında Türkiye solunda Brezilya 1200 kg’lık düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu eğer Viyana Grubu olumlu karşılık verirse bir ay içerisinde Türkiye üzerinden takas etmeye hazır olduğunu tüm dünyaya ilan etti.

Hem de karşılığında alacağı 120 kg’lık yakıtı bir yıl içinde almak koşuluyla...

* * *


Amerika, Fransa ve Rusya (Viyana Grubu) ilk resmi açıklamalarında biraz şüpheci bir ton kullandılar.

Dün bir grup gazeteci Ahmet Davutoğlu ile tüm bu süreci konuşmak için buluştuk.

Davutoğlu giderek kıskançlığa sebep olan Türk dış politikasından ve İran’la imzalanan ortak deklarasyondan gayet emin.

Elbette zorlukların farkında...

Bizimle buluşmadan önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile konuşmuş.

Özetle, “Onlar da şaşkın, bakmayın ilk resmi tepkilere, biz bu süreci her aşamasında taraflarla konuşarak Viyana Grubu’nun istediği koşullarda sonuçlandırdık.
Kimse bu sonucu beklemediği için oyun planları bozuldu. Şimdi herkes bu deklarasyonun gereğini nasıl yerine getireceğini tartışacak...” dedi.

* * *


Meğer üç hafta önce Obama, Erdoğan’a İran’dan neler beklediklerine ilişkin bir mektup göndermiş.

“Psikolojik eşik aşıldı. Deklarasyon hem Obama’nın mektubuyla hem de UAEA’nın ekim ayında İran’a sunduğu öneriyle uyumlu” dedi Ahmet Davutoğlu...

Bakmayın siz çatlak seslere...

Yaptırım ve çatışma yerine diplomatik süreç asıl şimdi başlıyor...

Şaka değil, reklam hiç değil...

“Bu Türkler dış politikada gerçekten de çok oluyor artık!”

X