"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bu da kişisel olmayan ’Ahsen Yenge’ portresi

UTANIYORUM ama yine de itiraf etmekten kendimi alamıyorum. Son günlerde en fazla merak ettiğim konu şudur:<br><br>Acaba "Kemal Abi", "Ahsen Yenge"nin "Ah Sayın Bakanımız! Seni çok seviyoruz" diye aşkını kamusal alana taşıyışlarını, hastane çıkışında "Kemal Abi"ye arkadan sarılışlarını ya da o korkunç aşkın-taşkın hallerini nasıl karşılamaktadır?

Gıcık mı olmaktadır?

Yoksa...

"Ulan sempatiye bak be! Keh keh keh" mi demektedir?..

Mesela...

"Ahsen Yenge", en son iktisadi yönü ağır basan o ciddi panelde, birden mikrofonu kapıp, "Sayın Bakanımız! Şu Çin’in hali ne olacak Allah aşkına? Adamlar Yecüc Mecüc kavmi gibi durmadan çoğalıp dünyayı işgale hazırlanıyorlar? Her soruna çözüm bulan engin iktisat tecrübenizle şu Çin belasını durdurmak için neler de planlıyorsunuz bakayım?" tarzında bir soru sordu ya...

Diyorum ki:

Acaba "Kemal Abi", bu soru karşısında nasıl bir ruh haline girdi?

Mostrayı bozmamaya azami özen göstererek durumu idare etmeye mi çalıştı?

Ya da...

İçinden "Ulan şu bizim hanımdaki akıllara bak! Neler de biliyor böyle? Bir de bize irticacı derler... Şu özgüvene, bu kültüre, şu belagata bak! Helal olsun be hanım" diye mi geçirdi?..

Yoksa...

"Ah Ahsen ah! Yine rezil ettin beni... Ulan düştüğümüz duruma bak! Soru da bitmek bilmiyor. Villa, Ofer, likit ve pastörize yumurta derken bir de Ahsen’le uğraş, iyi mi?" diye mi düşündü?

Bilmiyorum, bilemiyorum.

"Kemal Abi"nin yüz hatlarına bakıyorum.

Bir yanıt geliştiremiyorum.

O mimiklerden "Helal olsun Ahsen" de çıkıyor, "Git kendini dövdürmeden" de...

Kısacası...

"Ahsen Yenge", "Kemal Abi"nin hayatında "tolere edilmesi zorunlu bir figür" müdür, yoksa tipik bir "aşkın gözü kördür" sendromu mu söz konusudur? İşin bu kısmı benim için kocaman bir muammadır.

* * *

Ama "Ahsen Yenge" fenomeninde benim için muamma olmayan bir yön var...

Sizlere "bir pazar şaşkınlığı" yaşatmak için onu aktarmak isterim.

Dikkat! Dikkat! Dikkat!

Hani bir süre önce, "fazla kişisel bir Kemal Abi" portresi yazmış ve orada Kemal Abi’nin "bankacı derviş Kemal"den, "iş bitirici Kemal Abi"ye geçiş sürecinin öyküsünü anlatmıştım ya...

İşte buna benzer bir öykü "Ahsen Yenge" için de söz konusu...

Nasıl mı? Anlatalım:

Efendim, vakti zamanında... Develer tellal, pireler berber iken...

Yani Ali Bulaç’ın Medine Vesikası’nı tartışmaya açtığı, Şevki Yılmaz Hocamızın kasetlerinin kapışıldığı, Erbakan Hocamızın fırtına gibi estiği, "İstanbul elbette fethedilecektir" hadisi şerifinin bangır bangır okunduğu günler....

İşte o günlerde...

"Ahsen Yenge", acayip "sofu", muazzam radikal, ödün vermez sağlam bir "İslamcı" imiş!

Ve o dönemde ortaya çıkan "türbanlı kızlarımızın kıyafetlerini bir parça renklendirme" girişimine müthiş sinir olurmuş!

Diyelim ki:

Türbanlı bir kızımız, biraz şık olma adına, türbanının altından hafiften görünecek şekilde renkli bandana taktı...

"Ahsen Yenge", bu durum karşısında, "Bu ne rezalet! Nerede kaldı örtünmenin hikmeti! Bu dejenerasyondur" diye zavallı türbanlı genç kızları fena halde ayıplar ve hırpalarmış.

Kot pantolon giyip, Tophane’de okey oynayan türbanlı genç kızların varlığını işittiğinde ise "Başımıza taş yağacak" diye bağırıp bayıldığı olurmuş.

Türbanlı kız annelerini uyarır, "Kızlarınıza sahip çıkın" diye ültimatom verirmiş... Ve bugün...

"Ahsen Yenge"nin nerede durduğu hepimizin malumu...

* * *

Nasıl? Şaşırdınız değil mi?

Sakın her türlü değişime sonuna kadar saygı gösteren bir adam olarak, bu durumu yadırgadığımı, mahkûm ettiğimi filan düşünmeyin...

Amacım "Ahsen Yenge"nin değişimini dilime dolayıp, "Nereden nereye" türünden ucuzculuk yapmak değil...

Sadece...

Artık bir "kamusal figür" haline gelen "Hanımefendi"nin dönüşümü hakkında bilgi vermek istedim...

Ne yani?

Bizim gibi bir gazeteci parçasının "o kafeden bu kafeye" gidişinin bile acayip elektrik yarattığı bir ortamda, koskoca Maliye Nazırı’nın zevcelerinin yaşadıkları müthiş dönüşümden kimsenin haberi olmayacak mı?

Bilinsin istedim, hepsi bu...
X