Bu bir ittifak cephe değil

DAVİD Sultan, İsrail'in Türkiye'deki yeni Büyükelçisi. İtimatnamesini gecen cuma günü Cumhurbaşkanı Sezer'e sunan Sultan, göreve başlar başlamaz önemli bir ziyaret, ve onun yarattığı tartışmanın ortasında buluverdi kendisini.

Önemli ziyaret, İsrail Savunma Bakanı Benyamin Bin Eliezer'in, pazartesi günü Ankara'ya yaptığı bir günlük ziyaretti.

Tartışma ise, İsrailli Bakan'ın basın toplantısında yaptığı açıklamalar.

İsrail'in çiçeği burnundaki Türkiye Büyükelçisi, dün bu konudaki sorularımı yanıtladı.

Soru ve yanıtlara geçmeden önce, İsrail Savunma Bakanı'nın açıklamalarını hatırlatmak istiyorum.

İsrail Savunma Bakanı, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, bölge ülkelerinin İran'ın Şahab-3 füzelerinin menzilinde kaldığını açıklamış ve ‘‘Dostlarımıza, İran'ın nükleer silah geliştirmekteki hızlı ilerlemesinden duyduğumuz endişeyi ve düşüncelerimizi anlattık. Bu tehdide karşı alınacak önlemlerde Türkiye'nin de yerini alması gerektiğini söyledik’’ demişti.

İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz de, Ankara ziyaretinde ele alınan konular arasında Türkiye'ye Arrow anti balistik füze sistemlerinde kullanılan Green Pine radar sistemine dayalı erken uyarı sisteminin bir ayağının da Türkiye'de kurulması önerisinin bulunduğunu yazdı.

Ankara, bu açıklamalar karşısında sessiz kaldı. Türkiye'nin, NATO dışında farklı bir savunma kalkanından yana olmadığı haberleri sızdı sadece.

İsrail Savunma Bakanı'nın açıklamaları tedirginlik yarattı. Türkiye ile İsrail'in İran ile ilgili tehdit değerlendirmesi aynı olabilir miydi? Bir cephe oluşturma niyeti mi söz konusuydu bölgede?

* * *

‘‘ASKERİ konularda ayrıntıya girmek istemem çünkü uzman değilim’’ diyerek soruma yanıt verdi Büyükelçi Sultan.

‘‘Ancak Türkiye ile İsrail arasında her alanda var olan işbirliği, kesinlikle üçüncü ülkelere karşı bir işbirliği değildir. Ve hiçbir ülke, bu işbirliğinden kaygılanmamalıdır.’’

‘‘O zaman kime karşı bu savunma kalkanı?’’

‘‘Her ülke, kendisini savunma hakkına sahiptir. Türkiye ile İsrail'in yaptığı her şey sadece kendileri için. Kimseye karşı değil. Bizim Türkiye'ye sorun yaratma gibi bir niyetimiz yok. Her iki tarafın da kendileri için olumlu ve yararlı gördükleri bir şeyi yapıyoruz. İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler hiçbir zaman üçüncü bir ülkeyi hedef almadı.’’

Böyle bir proje , barış sürecinin çökmesi ile tırmanışa geçen şiddet ortamında, Türkiye'nin tarafsızlığı konusunda şüphe yaratabilir ve Türkiye'yi bölgede etkisizleştirebilir. Bölgede etkisini yitiren bir Türkiye ile işbirliğinin anlamı kalır mı İsrail için?

İşte sorumun yanıtı.

‘‘Biz Türkiye'nin İsrail ile iyi ilişki içinde olmasından memnunuz. Ama, aynı zamanda Türkiye'nin Arap dünyası ile iyi ilişkiler içinde olmasından da memnunuz. Ve bunun böyle olması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin bölgedeki tüm ülkelerle iyi ilişkiler içinde olması, ihtiyacımız olan barışa katkıda bulunacaktır. Ve sonunda bu da olacak. Barış, bölgemiz için kaçınılmazdır.

Türkiye, bölgede herkesle iyi olan ilişkileri sayesinde Filistin ile İsrail arasında da çok önemli bir iletişim kanalı oldu, ayrıca Mitchell Komisyonu'nda yer aldı.Bu, Türkiye'nin özel konumundan kaynaklanıyor. Bunun farkındayız.’’

* * *

İSRAİL'in yeni büyükelçisi ile 1 milyar dolara ulaşan ticaret hacmi, Manavgat Suyu, Mısır doğal gazının İsrail üzerinden Türkiye'ye ulaştırılması gibi diğer projeleri de konuştuk. Ama askeri işbirliği konusunu öne çıkardım. Daha fazla açıklık istediği için.
Yazarın Tüm Yazıları