Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bu abla başka abla

    Hürriyet Haber
    31.10.1997 - 00:00 | Son Güncelleme: 31.10.1997 - 00:01

    İSTANBUL'DAKİ SAYILARI 1500

    Çalkılıç'ın verdiği bilgiye göre, İstanbul'da 1500 civarında sokak çocuğu var. Bu çocuklar, üç merkezde yoğunlar: Beyoğlu,

    Bakırköy ve Kadıköy... Sokak çocuklarının sayısının bugün az oluşunun, kısa süre sonra çok olmayacağı anlamına gelmediğini vurguluyor Çalkılıç. ‘‘Bir an önce önlem alınmazsa 1500'ün 6500 olmayacağını kimse garantileyemez.’’

    Onlar da çocuk

    Tuğba Çalkılıç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Tanıtım ve Halkla İlişkiler Uzmanı. Sokak çocuklarını rehabilite etmek ve geleceğe hazırlamak için çalışıyor. Sokak çocuklarını siyasi istismar konusu yapmayacaklarını söylüyor. ‘‘Herhangi bir örgüte, fikre empoze edilmeden doğru bir şekilde eğitilecekler. Onların çocuk oldukları unutulmadan.’’ Sokak çocuklarının kurtarılmaları ve doğru yönlendirilmeleri gerekliliği üzerinde duruyor. Birkaç ay sonra açacakları ‘‘sıcak yuvalar’’da çocukların sanatçı ve sporcu olarak yetiştirileceklerini anlatıyor. Refahlı belediyenin Tanıtım ve Halkla ilişkiler Uzmanı Çalkılıç'ın söyledikleriyle uygulananları o zaman karşılaştırma imkanı bulacağız. Refah'ın ‘‘Doğru yönlendirme ve kurtarma’’dan ne kastettiğini, o çocuklardan öğreneceğiz.

    Aileyle birlikte

    çözülmeli

    ‘‘Hiçbir çocuk, keyfi olarak evini terketmez’’ diyor, Çalkılıç. Babanın işsizliği, ebeveynin ölümü, dayak... ‘‘Problemi aileyle birlikte çözmek zorundayız. Çünkü en mutlu olacağı yer, evi.’’ Ancak ev içini denetlemenin mümkün olmadığının da farkında. ABD'den örnek veriyor. Annenin, hamilelik döneminden itibaren çocuğuna karşı davranışları konusunda eğitildiğini anlatıyor. Sokak çocuklarınıyla ilişkisinde gördükleri, duydukları Çalkılıç'ın uykusunu kaçırıyor. ‘‘Sırtıma yatak batıyor. O çocuklar şimdi bu soğukta yatıyor. Çok çabuk ama doğru şeyler yapmak lazım.’’ Bunun da ancak belirli aşamalarla mümkün olduğunu biliyor. ‘‘Bu çerçevede iki ay içerisinde sokak çocukları danışma merkezleri olarak sıcak yuvalarımızı başvuru ve danışma ile bir gençlik kampımızı açacağız.’’ Sıcak yuva atmosferi olması için ‘‘merkez’’ gibi ifadelerden kaçınıyorlar. Bu program kapsamındaki iki istasyon ve bir rehabilitasyon merkezini de kısa süre sonra açacaklar. Rehabilitasyon merkezi de çocuğun kendini evde hissetmesi için üç kişilik odalar, banyosu, tuvaleti ve kendi özel dolabı olacak. Televizyon odasındaki ‘‘abur cubur dolabı’’ da ihmal edilmemiş.

    Tuğba Çalkılıç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Tanıtım ve Halkla İlişkiler Uzmanı. Birbuçuk yıldır sokak çocukları ile ilgili çalışmalar yapıyor. Çalışmalarını Küçükleri Koruma Şube Müdürlüğü'yle koordineli yürütüyor. Tuğba Çalkılıç, bu çalışmaları yürüten ekibin Başkan Tayyip Erdoğan'ın ‘‘Kimsesizlerin kimsesi olmak’’ sözünün düsturu olduğunu belirtiyor. Görevi, Genel Sekreter Yardımcısı İdris Naim Şahin, Sağlık Daire Başkanı, Kontrol Daire Başkanı, Projeler Daire Başkanı ve Yatırım Planlama Müdürü Lütfü Altun'un koordineli sürdürdüklerini söylüyor. Bunun yanısıra, sokak çocuklarıyla ilgilenen dernek ve vakıflarla da bilgi alışverişi yapıyor. Çalkılıç, dernek ve vakıfların çokluğuna karşılık, sokak çocuklarının durumunda bir değişiklik göremediğini belirtiyor. ‘‘Kuruluş amacına uygun ve coşkuyla devam eden sivil toplum kuruluşlarına pek raslayamıyorum. Bundan üzüntü duyuyorum. İsterdim ki diğer ülkelerdeki gibi Türkiye'de de güçlü bir sivil toplum örgütü olsun.’’ Çalkılıç, bu örgütlerin işe şevkle başladığını ama devamının gelmediğini, hayatın akışıyla yok olup gittiğini üzülerek söylüyor.

    Sokak çocuklarıyla ilgili ne yapılabilir, diye sayısız toplantılar düzenleyip düşünmüşler. Türkiye'de bu tür çalışmaların, sosyal hizmet uzmanlarıyla götürülebileceğini görmüşler. Yine görmüşler ki sosyal hizmet uzmanı yetiştiren, sadece bir okul var; Hacettepe'de. Öğretim üyeleriyle görüşmüşler, yardım istemişler. Birkaç konser ve giysiyle sokak çocuklarına yardım etmek istemediklerini de vurgulamışlar.

    En yoğun İstanbul’da

    ‘‘Siyasi rant elde edelim, şov yapalım kaygımız yok’’ diyor. Araştırmaları sırasında, Şanlıurfa ve Ankara'daki sokak çocuklarıyla ilgili alan çalışması yapıldığını ama sokak çocuklarının en yoğun olduğu İstanbul'da yapılmadığını görmüşler. Henüz İstanbul'da bu durumda kaç çocuk olduğu bile araştırılmamış. Tuğba Çalkılıç ve ekibi, sosyal hizmet uzmanlarına anket soruları hazırlatmışlar. 500 sokak çocuğuna ulaşıp tek tek görüşmüşler. ‘‘Sevinerek gördük ki İstanbul'da öyle binlerce sokak çocuğu yok.’’ Çalkılıç, İstanbul'da 1500 civarında sokak çocuğu bulunduğunu söylüyor. Bu çocuklar, üç merkezde yoğunlar: Beyoğlu, Bakırköy ve Kadıköy... Sokak çocuklarının sayısının bugün az oluşunun, kısa süre sonra çok olmayacağı anlamına gelmediğini vurguluyor. ‘‘Bir an önce önlem alınmazsa 1500'ün 6500 olmayacağını kimse garantileyemez.’’

    Çalkılıç, çocuğun sokak kültürünü benimserken, ailesinin kültürünü de taşıdığına dikkat çekiyor. Anket çalışmasında evden ayrılma nedenini, ebeveynlerin konumu, alışkanlıkları, evin durumu, ailede kaç kişinin yaşadığı, uyuşturucu alışkanlığı, cinsel taciz, dayak, sokakta arkadaşların birbirini koruyup korumadığı, yetişkinlerin kendilerine davranışı gibi sorular yöneltmişler. İlgilerini çeken özelliklerden biri de sokak çocuklarının köpekleri çok sevmeleri olmuş. Çalkılıç bir anısını aktarıyor. Eminönü'nde yaşayan bir grup sokak çocuğuyla iyi diyalog kurmuş. Kendilerini otomobille gezdirmesini istemişler. Otomobile binerken köpek de kucaklarında tabii. ‘‘Aynı kaderi paylaşıyorlar. Köpek çok dost. Bugüne kadar kötüye kullanılmışlar.’’

    Sokak misafirlikleri

    Çalkılıç, sokak çocuklarının çok zeki olduklarını gözlemlemiş. ‘‘Aksi halde zaten sokakta yaşamaz. Evde yaşayanla sokakta yaşayan, aynı yaştaki çocuğu biraraya getirin, sokaktaki çocuk herşeyi biliyor. Ürkekliğine, güvensizliğine karşılık sizi çok iyi tanıyor.’’ Çalkılıç, sokak çocuklarının hırsızlık yapma zorunluluğuna karşılık, kendisinin verdiği en ufak bir şeyi utanarak alıyorlarmış. Göztepe Parkı'nda sokak çocuklarıyla çay içmişler. Çalkılıç hesabı ödemek istediğinde, çocuklar acayip tepki göstermişler ‘‘Biz ev sahibiyiz. Sen bizim misafir bacımızsın’’ demişler ve hesabı kendileri ödemişler. Söz misafirlikten açıldığında Çalkılıç, yoğun yaşadıkları üç merkez arasında karşılıklı misafirlikler olduğunu anlatıyor. Beyoğlu'na Eminönü, Kadıköy'e Beyoğlu grubu... Mekanlar malum. Terkedilmiş izbe yerler, merdiven altları, nerede barınıyorlarsa. Tuğba Çalkılıç birden hüzünleniyor. ‘‘Çocuklardan birini arkadaşımız nerede buldu biliyor musunuz? Dolmabahçe'deki toplardan birinin içinde. Çocuk topun içinde yaşıyordu.’’

    Tinerciler - baliciler

    Tinerin çok rahat elde edilebilmesinden yakınıyor. Belli yaşın altındaki çocuklara satılmasına şiddetle karşı. Satıcılara belli yaptırımlar uygulanmasını istiyor. Sokak çocuğunun günlük geliri bir ile üç milyon lira arasında değişiyormuş. Bu parayı yiyecek ve bağımlısı oldukları maddeye harcıyorlarmış. Bu maddeyi keyif almak için değil, unutmak için kullandıklarını söylüyor Çalkılıç. ‘‘Kullanmazsak hayat üstümüze geliyor’’ diyorlarmış. Çalkılıç'a göre, tiner gibi uçucu maddeler fiziksel bir bağımlılık yapmıyor. Bu ‘‘Psikolojik bir bağımlılık.’’ Çalkılıç, tedaviyle bu maddeden çabuk kurtulacaklarına inanıyor. Yaşlarının küçük olmasının avantaj olduğunu düşünüyor. ‘‘Bu hayattan memnun değiller. Çok vaadlerde bulunulmuş ama ortada bir şey yok. Kimi özlüyorsunuz dediğimde en çok annemizi, kardeşimizi çok özlüyoruz diyorlar. Yalnız kalmaktan çok korkuyorlar. Kötülüklere maruz kalıyorlar.’’ Sokak çocukları arasında kız çocuklarının azlığı da dikkatini çekmiş. Bugüne kadar üç sokak kızıyla karşılaşmış. Onlar da erkek kılığındaymış. Sokaktaki tehlikelerden korunmak için.

    Çalkılıç'ın gözlemlerinden biri de kendi aralarında kavgalı olsalar da dışarıya karşı hemen birleşmeleri... Özellikle tinerciler balicilere, baliciler tinercilere karşı! Ama dışarıdan gelen saldırılara karşı hepsi müttefik. Çalkılıç, tiner kullanan çocukların, maddenin etkisiyle daha saldırgan olduklarını söylüyor. Baliciler ise daha duygusal. Bali pahalı olduğu için, tinerciler ‘‘zengin’’ olarak niteledikleri balicileri hiç sevmiyorlarmış. Bir balicinin tinerci grubuna girebilmesi için tinere başlaması gerekiyormuş.

    Tuğba Çalkılıç'ın sokak çocuklarına ilişkin o kadar çok anlatacakları var ki. Çocuklar, tecavüz tehlikesi nedeniyle gündüzleri uyuyup geceleri sokağa çıktıklarını da öğrenmiş. Bu ikili yaşam için iki kıyafetleri bulunuyormuş. Uyku yani gündüz için temiz giysiler, para topladıkları gece için kirli ve eski giysiler...

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı