Hürriyet Pazar Haberleri

    Broadway’den İstanbul’a Müzikaller

    Hakan GENCE hgence@hurriyet.com.tr
    30.09.2017 - 10:04 | Son Güncelleme:

    Onlar birer efsane... Tiyatronun, ekranın büyük ustaları... Bir dönemin tanıkları... Haldun Dormen, Perran Kutman ve Selçuk Yöntem, ‘Broadway’den İstanbul’a Müzikaller’ projesi için bir araya geldi. 11 yıl aradan sonra yeniden, 10 Ekim’de Harbiye Açıkhava’da sahnelenecek müzikal öncesi buluştuk. Türkiye’yi, geçmişi, bugünü, yeni nesli ve oyunculuğu konuştuk.

    Bir döneme damga vurmuş, ‘Perihan Abla’, ‘Şehnaz Tango’ gibi işler hâlâ içimizi ısıtıyor, defalarca izlesek de sıkılmıyoruz. Neydi o işlerin büyüsü?
    Perran Kutman: Sevgilim, eskiden yapılan işte yürek vardı. O zamanlar yürek eşittir yürekti.

    Şimdi?
    Perran Kutman: Yürek eşittir para... Sadece para düşünülerek yapılan işler tekrar tekrar izleme duygusunu yaratmıyor.

    Artık aşklar da çok çabuk tüketiliyor

    Mahalleyi konu alan diziler yerine entrikayı, şiddeti, zengin hayatları anlatan işler var artık. Ne değişti de bunları merak eder olduk?
    Perran Kutman: Aslında 80’li yıllarda insanlarda bir değişim başlamıştı. Çoğu kişi ‘Perihan Abla’ dizisi için, “Pembe bulutlarda geziyor, böyle yardımlaşmalar kaldı mı” diyordu. Oysa bizler gerçekten öyle mahallelerde büyümüştük. Artık mahalle kültürü kalmadı. Birbirine dokunmak zorlaştı. Böyle olunca sevgi, göz göze gelmek yok oldu. Birinin gözlerine baktığında orada artık hesap görüyorsun.
    Selçuk Yöntem: Bence 90’lı yılların sonuna kadar hep naif taraflarımız vardı.

    Ne oldu da bunu yitirdik?
    Selçuk Yöntem: İnternet çıktı; mertlik, iletişim bozuldu.
    Haldun Dormen: Bütün sosyal hayat mahvoldu.

    Broadway’den İstanbul’a Müzikaller

    Bunun aşklara yansıması nasıl oldu?
    Selçuk Yöntem: Tüketim ekonomisine bağlı olarak artık aşklar da çok çabuk tüketiliyor. Eskiden bir ilişkinin demlenmesi, insanların birbirini tanıyarak bir şeyler yaşaması farklıydı. Şimdi aşklara bakıyorum, çıra gibi yandığın zaman aniden sönüyorsun. Oysa ılık ılık yanıp kabuğunu da içine alıp iyice hararetlenip öyle gitmesi gerekiyor.

    Sizin internetle aranız nasıl, sosyal medya hesaplarınız var mı?
    Selçuk Yöntem: Taklitlerimi önlemek için bir hesabım var.
    Haldun Dormen: O işlere girmiyorum, nefret ediyorum. Bir hesabım var, menajerim idare ediyor. Ben telefonu açıp kapamasını bile bilmem.
    Perran Kutman: Çok şükür telefonu açıp kapamayı biliyorum ama selfie çekmeyi bugün öğrendim. Kamera kullanmayı biliyordum ama kendine döndürüp çekmeyi bilmiyordum. O kadar mutluyum ki! Eve gidip tekrar tekrar çalışmak istiyorum.
    Selçuk Yöntem: Hadi gel, seninle selfie yapalım!
    Perran Kutman: Ay gerçekten mi? Hadi! Yuppi! Bugünün kârı o!
    Haldun Dormen: Arkadaşlar yemeklerimiz soğuyor...

    Yeni neslin yaşadığı şöhret değil, tanınmak

    Yeni nesli nasıl buluyorsunuz?
    Selçuk Yöntem: Altyapıları çok yetersiz. Operaya, baleye, tiyatroya gitmiyor, sergi gezmiyorlar. Kitap okumanın getirdiği aydınlanma kültürüne sahip değiller.
    Perran Kutman: Kendilerini yetiştirmiyorlar. Mesela benim gençliğimde annem beni asla beğenmezdi. Beni sürekli neyi bilip bilmediğime dair imtihana sokardı. Şimdi 92 yaşında ve yarışma programlarının hepsini izler. Hâlâ okur. Bütün bulmacaları yapar.
    Selçuk Yöntem: Benim için şöhret; Türkan Şoray, Fatma Girik, Ediz Hun... Onlar ulaşılmazdı. Şimdi bir gecede şöhret olunuyor. Ben yeni neslin yaşadığına şöhret değil, tanınma diyorum.

    Bir şeylerden korkarak sanat yapamazsınız

    Ekranda bir dönem yaptığınız işlerin tekrarlarına bakıyor musunuz? Artık içki kadehleri buzlanıyor. Öpüşme sahneleri kesiliyor. Bunlar size ne hissettiriyor?
    Haldun Dormen: Rahatsız ediyor. Ve bence yasaklar daha çok merak uyandırıyor. Körüklüyor.
    Perran Kutman: Oyuncunun elinde sigaranın olduğu yere bir bulut konuyor. Ben oynayandan çok elindeki ne, ne içiyor diye ona bakıyorum.

    Bu sansür atmosferi sizi nasıl etkiliyor?
    Selçuk Yöntem: Sistem psikolojiyi öyle bir hale getiriyor ki refleks olarak bir şeylere dikkat etme gereksinimini duyuyorsun. Oysa gerçek demokrasi, gerçek özgür ortam istediğin her şeyi üretebileceğin yerdir. Ama maalesef bilinçaltında bir otosansür oluşuyor. Gerçekten bizler bu tip insanlar değiliz. Yaşamdaki ölçüyü, sanatçı kişiliğimizin ardında gerektiği şekilde özgür olarak kullanmaya çalışıyoruz.

    Korkuyor musunuz?
    Haldun Dormen: Bugüne kadar hiçbir şeyden korkmadım.
    Selçuk Yöntem: Korku kavramı her insanda vardır ama bir şeylerden korkarak sanat yapamazsınız.

    Broadway’den İstanbul’a Müzikaller

    Yeni jenerasyon vahşeti normalleştiriyor

    Hemen hemen her gün bir kadının, hayvanın, çocuğun uğradığı şiddet haberlerine uyanıyoruz...
    Selçuk Yöntem: Eskiden ölüm haberleri bile zor verilirdi. Şimdi her türlü vahşeti videolarda görüyoruz. Yeni jenerasyon bu görüntülerle vahşeti normalleştiriyor. Bu da acımasızlığı getiriyor. Yanlış anlamayın ama yasaklama mevzuu telefonlar konusunda uygulanabilir. Çünkü insanoğlu sınırsız özgürlüğü kabul edemiyor.
    Haldun Dormen: Amerika’da beş sene yaşadım. Türkiye’de en korkunç şey sadece kötü haberlerin bize verilmesi. Oysa ülkede güzel şeyler de oluyor. Önemli konserler, ödüller veriliyor... Ama o haberleri minicik görüyoruz, birinin diğerini bıçaklaması kocaman yer buluyor. Bu yüzden haberleri dinlememeye çalışıyorum.

    Peki aklınızı, ruhunuzu korumak için neler yapıyorsunuz?
    Perran Kutman: Bir senedir örgü örüyorum. Öyle böyle değil, atkı, bere, eldiven...
    Selçuk Yöntem: Bana bir atkı örsene.
    Perran Kutman: Örerim sevgilim. Ben ördüklerimi Doğu’daki okullara yolluyorum.

    SELÇUK YÖNTEM: 2.5 SAATLİK DİZİ YAPMAK BENİM İÇİN ZOR

    Selçuk Yöntem, bir süredir yarışma programı sunuculuğuyla ön planda. “Oyunculukla aranıza mesafe mi girdi” diye soruyorum: “Bu şartların getirdiği bir şey. 2.5 saatlik dizi yapmak benim için zor. Ama bu sene tiyatro yapacağım. Oyunculuk yapmadan olmaz. Orası benim beslenme alanım. Ayrıca sunuculuk yapmak da aktörlük, tiyatronun bir kolu...”

    HALDUN DORMEN: BAŞTA İNANAMADIM AMA SONRA BİR BAKTIM İŞ CİDDİ

    Haldun Dormen bu projeye nasıl dahil olduğunu anlatıyor: “Nurcan Karaca aradı ve yıllar sonra yeniden ‘Broadway’den İstanbul’a’ müzikali için bir araya gelmeyi önerdi. Başta inanamadım ama bir baktım iş ciddi. Hemen çalışmaya başladık. ‘Chicago’dan ‘Grease’e birçok müzikalden şarkılar seslendirilecek. Ekipte; Ayça Varlıer, Edis, Emre Altuğ, Gökçe Bahadır, Irmak Ünal, Pamela gibi birçok değerli isim var. Perran Kutman ve Selçuk Yöntem de onur konukları olacaklar, ‘Lüküs Hayat’tan bir şarkı söyleyecekler.”

    PERRAN KUTMAN: DİZİ SÜRELERİ 60 DAKİKAYA İNERSE BEN DE ÇIKAR, OYNARIM

    Perran Kutman ekrana neden küstüğünü şöyle anlatıyor: “Bir önceki projemi dördüncü bölümde kaldırdılar. Böyle olunca küsüyorsun. Ama dizi süreleri 60 dakikaya inerse, ben de çıkar, oynarım.” Geçen hafta çıkan Sinan Çetin’in ‘Perihan Abla’yı çekeceği ve başrolü Kibariye’ye teklif ettiği yönündeki haberleri soruyorum: “Bana da Ahmet Gülhan söyledi. Sinan’ı da aramış, Sinan ‘Yok böyle bir şey’ demiş. Bence de Sinan Çetin böyle bir şey yapmaz.”

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı