"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Britanyalı istilacılara saygı

Olimpiyatların kapanış töreninde “Keşke Smiths de olsaydı, keşke Clapton da çıksaydı, The Clash’ı anmadılar bile, eeee nerede Led Zeppelin, Rolling Stones?” türü cümleler kurdum. Ama bu köşe adalı müzisyenlerin yarattığı işgalci tsunamiyi özetlemek için yeterli değil.

Olimpiyat Oyunları’nın kapanış töreninin, açılıştan daha fazla izlendiği açıklandı.
15 milyon sterlin harcanan gecede moda vesaire de vardı fakat merkezde Britanya müziği yer alıyordu.
The Who, Elbow, Ray Davies (The Kinks), Brian May (Queen), Spice Girls, George Michael, Annie Lennox gibi isimler sahneye çıkarken David Bowie, Sex Pistols, Rolling Stones, Kate Bush gibileri de “Hayır canım, sağolun” demekle yetindi.
Kapanışı hem seyrettim hem de kaydettim. Programdan memnun değilim dersem kuyruklu yalan olur.
Yine de Britanya’nın müzik alemine etkisini tam olarak yansıtmak bir stadyum gösterisiyle (ne kadar yüksek bütçeli olursa olsun) pek mümkün değil. Nasıl olsun ki; ortada kocaman bir tarih, sayısız büyük grup ve müzisyen var.
Rock müzik ABD’de doğmuştur ancak Britanya el atmasaydı nerede olurdu kestirmek mümkün değil...

VAKA-İ HAYRİYE: THE BEATLES

‘British Invasion’ olarak anılan dönem, bir yerde popüler müzik tarihinin en önemli kırılma noktalarındandır.
‘Britanyalı İstilası’nı temsil eden ‘vaka-i hayriye’ The Beatles’ın ABD’ye ayak basması olarak kabul edilir. Önüne, arkasına ve yarattığı etkilere bakmak için ciltlerle kitap yazılmış, kafa patlatılmış, çekirdek çitlenmiş bir hadisedir.
Müzik tarihçileri 1960’ların ilk yarısında ABD’de rock’n roll’un ivme kaybetmeye başladığı konusunda genelde hemfikirdir.
Muhafazakâr Amerikan toplumu, Elvis Presley ve şurekasının kopardığı fırtınanın dinmeye yüz tutttuğu dönemde çıkıp gelen Beatles ve Rolling Stones ve ardıllarıyla başa çıkmak durumunda kalmıştı.
Kennedy suikastından sadece birkaç ay sonra (22 Kasım 1963) ABD’ye ayak basan The Beatles’ın yarattığı etkiyi anlatmak için bir örnek vereyim.
1959-1963 arasında ABD’de müzik listelerinin derebeylerinden biriydi Kingston Trio. Listelerin mutlak hakimiydi. The Beatles’tan sonra listelerden silindiler.
Keza o güne kadar 26 adet hit parça yapmış Rick Nelson’un bir daha gün yüzü görebilmesi için 1970 yılını, The Beatles’ın ufaktan sahneyi boşaltmasını beklemesi gerekmişti.
Müzik, moda, sinema gibi alanlarda genişleyerek yayılan Britanyalılar, etkileri günümüzde de süren bombanın fitilini yakıp Yeni Dünya’ya bırakmıştı.
Aslında olaylar tam tersinden başlamıştı. Britanyalılar, dünyanın kalan kısmı gibi 1950’lerde günümüzde en iyimser yaklaşımla iç bayıcı müziklerle uğraşıyordu.
Elvis, Bill Haley, Little Richard gibi devlerle tanışana kadar ‘skiffle’ gibi (kusuruma bakmazlar umarım!) boş işleri kovalayan gençler, bir anda kendine geldi.
Acayip bir şeyler oluyordu... ABD’den gelen dalga Britanya’daki müziği tamamen yerle bir etti. Yeni müziği kuracak gençler, eskiyle hesabı tamamen keserek rock ve blues ustalarına odaklandı.
Mesela ‘iki genç herif’, Muddy Waters plağı sayesinde muhabbeti koyultup grup kurmaya karar veriyordu.
Tanırsınız belki Mick ve Keith; The Rolling Stones’u kurmalarına sebep bir Muddy Waters plağıdır.
Manchester, Liverpool, Londra...
Ada, yeni müziği bir sünger gibi emiyordu. Bir anda yüzlerce grup kuruluyordu. Neredeyse tamamı blues ve rock klasiklerini cover’layarak işe başlıyordu.

LAFI BAĞLAMAK GEREK

1960’ların başında başka dertlere düşmüş olan (sivil toplum hareketleri) ABD’de ‘folk’ yükselirken, rock’n roll düşerken Britanya müthiş canlı ve verimli bir üretim sürecine giriyordu.
Kaderin cilvesi işte.
ABD’den tsunami şeklinde Britanya’ya vurmuş olan dalga, 1960’ların ortalarına doğru yönünü bu kez Britanya’dan ABD’ye çeviriyordu.
Bu köşe Britanyalı istilasını özetlemek için yeterli değil. Lafı bağlamak gerek.
O gece töreni seyrederken her müziksever gibi ben de “Keşke Smiths de olsaydı, keşke Clapton da çıksaydı, The Clash’ı anmadılar bile, eeee nerede Led Zeppelin?” türü cümleler kurdum.
Fakat gözüm en çok The Rolling Stones’u aradı.
Keşke kabul etselerdi...

X