Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Boyun bosun devrilsin adam!

Kadın <B>‘Yemeğini mi pişirmedim, çamaşırını mı yıkamadım’</B> diye bağırıyordu telefondaki kocasına.

Ekranda tabii. Yurdum insanı artık ne yapacaksa orada yapıyor. Evlenilecek mi, kocadan hesap mı sorulacak... Doğru televizyona. Her biri için bir program var çok şükür!

Eskiden ‘dünürlük müessesesi’ diye bir şey vardı. Birtakım kadınlar etraflarında evlenecek çağa gelmiş çocuğu bulunan aileler arasında gider gelir, çöpçatanlık yapardı.

Sonra evlenecek olanlarda yurt geneline açılma hevesi doğdu. Böylece gazetelerin ‘Gönül postası’ köşeleri çıktı ortaya. Medyanın çöpçatanlık işini ilk misyon edinmesidir bu köşeler. Medya dediysem, sadece gazete. O zaman televizyon, internet, cep telefonu, şu bu yok. Ha bir de radyo var. Ama orayı bu işler için akıl edemediler nedense. Radyo devletin radyosu olduğundan belki de. Özel radyolar yok tabii.

O zamanlar devletin radyosu, ciddiyetten sabayla hüzzamdan başka makamda şarkı çalmıyor bile olabilir. Kaldı ki gayri ciddi bir mesele olan evlendirme işine girecek!..

‘Dikkat kan aranıyor!’ anonsunun arkasından ‘Dikkat koca aranıyor!’

‘1.65 boyunda, 23 yaşında, esmer, sarı saçlı, hafif tombul, orta şirret, ağır dekolte bir bayan için acele elektrik alabileceği bir erkek aranmaktadır.’

Ne bileyim böyle bir şeyler derlerdi herhalde. Ama ben güncelleştirdim biraz. ‘Gönül postası’na verilen ilanlarda böyle denmezdi. O zamanlar mazbut kızlar modaydı. Bu belirtilirdi illá ki. Bir de ‘elektrik alma’yı bilmezdi kimse. Onun yerine ‘fikren ve ruhen anlaşma’ isteği dile getirilirdi.

*



Uzatmayayım, çeşitli aşamalardan geçtikten sonra bu günlere gelindi. İnsanlar sadece birbirlerini göre göre, elleye elleye değil, 70 milyona da göstere göstere evleniyorlar. Evleniyorlar dediysem, lafın gelişi. Daha iki çift evlenebildi, onların da biri ayrıldı.

Aslında bu programların adı ‘Koca uyduramadık şöhret şeyttirelim’ olabilir bakın!

Neyse... Bunlarla ilgili çok şey yazıldı çizildi. Ben esas yazının başında içlerinden birinin seslenişine yer verdiğim BAZI kadınlara takığım. Ve onlar bağırırken alkışlayan öteki kadınlara da.

Akşam yemeğin tuzunu az bulan kocasına kızan kadın, sabah televizyona koşuyor adeta.

‘Boyun bosun devrilsin adam!’

Ve alkış.

Tamam, sırayla dört kadından ikişer çocuk yapıp hepsini ortaya saçtıktan sonra beşinci kadını döllemeye giden erkeğin hakikaten boyu bosu devrilsin! Ama hálá böyle adamların geri gelmesi için sunucu ablalarından yardım isteyen kadınların da boyu bosu devrilsin bence. Bela kendiliğinden almış başını gitmiş işte, daha ne istiyorsunuz?

Beş çocuklu adama imam nikáhıyla ikinci karı al, sonra koş televizyona! Ayol bu kadının sorununun olmaması televizyonluk haberdir esas.

Dövülüp üç çocuğuyla sokağa atıldıktan sonra aynı adamdan iki çocuk daha doğuran kadın için ağlayamayacağım kusura bakmayın! Sırf kadın olduğu için hak veremem kimseye.

‘Ekonomik şartlar’ demeyin lütfen! Çünkü bu adamların hiçbiri Rahmi Koç değil. Neredeyse tamamı işsiz güçsüz, alkolik, kumarbaz falan filan. Çoğu hikáyede parayı kazanan taraf kadın zaten.

Fakat ‘koca’ önemli bir şey herhalde. İnsan her haline alışıyor zahir. ‘Döver idi, içer idi lakin kocam idi.’

*

Ben size bir şey diyeyim mi... Bu kadınlar televizyon seyircisi için Semranımlar’dan daha tehlikeli. Duyarsızlaştırıyorlar insanı. Her şeyin bir dozu var zira. Öyle dozu kaçmış trajedi var ki her birinde, artık üzülemiyorsunuz. Zaten çoğu hikáye fos çıkıyor, o da ayrı konu.

Bu, tüm detaylarıyla ortaya dökülen trajik hayat hikáyelerinin, seyredene, ‘Halime şükür, beterin beteri var’ hissi yaşatması açısından faydalı olduğunu iddia edenler var bir yandan. Olabilir tabii. Savaşları, depremleri çekirdek çitleyerek seyrettiğimize göre...

MIŞ-MUŞ

Senarist Birol Güven ‘Çocuklar Duymasın’da Pınar yerine başkasını oynatsaydım Türk Sineması yeni bir Türkán Şoray kazanacaktı’ demiş.

Hatta film Oscar bile alabilirdi!

Dünyada ince kadın azmış. Fakat biz bu diyet çılgınlığıyla kıtlığın belini kıracağız inşallah!

Erdoğan kadınlara polis dayağıyla ilgili, medyayı suçlamış.

Evde lavabo tıkansa bizden bilecek.

Başbakanları tanıtan ‘Dünden Bugüne Başbakanlık’ kitabında en geniş yer Erdoğan’a ayrılmış.

E, normaldir; sırf gezilerini alt alta yazsalar...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI