Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Böylesi hiç görülmedi...

Oktay EKŞİ

Gerçekten, bu kadarı kimsenin aklına gelmez. Ama Türkiye'den söz ediyorsanız, kimsenin tasavvur dahi edemeyeceği saçmalık, bu ülkede gerçekleşir.

Ve şaşkınlıktan donar kalırsınız...

Seçim kampanyası başladıktan sonra, tüm radyo ve televizyonlarda seçim propagandası niteliğinde yayın yapmanın yasaklanması... gibi.

Böyle bir şeyi düşünebiliyor musunuz?

Bir seçim oluyor... Ama o seçimde yarışan siyasi partilerle adayların kendilerini tanıtmaları, programlarını açıklamaları; ötekilerin yanlışını, eksiğini ortaya koymaları engelleniyor. Daha doğrusu böyle bir yayın yapan radyo veya televizyon istasyonu düpedüz suç işlemiş oluyor.

Hem de bu kararı anlı şanlı Yüksek Seçim Kurulu alıyor. Üstelik, verilen bilgiye göre bir defa da değil, tam iki defa...

Vallahi bir duyan olsa ağzını bırakır da başka bir yeriyle güler.

En azından seçimlerle ilgili dünya literatürüne geçeceğinden emin olduğumuz bir vak'a var karşımızda:

‘‘Seçim sırasında siyasi propaganda yapmak, 1999 yılında, Yüksek Seçim Kurulu kararıyla yasaklandı’’ diye.

Nitekim Yüksek Seçim Kurulu'nun bu harika (!) kararlarını uygulamakla yükümlü olan Radyo Televizyon Üst Kurulu oturmuş, tarihteki meşhur Kürt Mustafa Divanı gibi önüne gelen radyo ve TV'ye ceza yağdırmış. Apo olayı nedeniyle Başbakan Ecevit'le yapılan mülakatı bile ‘‘yasa ihlali’’ saymış.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun, yani devletin radyo ve TV kanalının, sırf bu yüzden, Başbakan Bülent Ecevit'in Güneydoğu ve Olağanüstü Hal kapsamı içinde bulunan bölgelere devletin özel bir kalkınma paketiyle yaklaşacağını bildiren konuşmasını yayınlamayacağı akla gelir mi?

Dedik ya... Aklınıza gelmeyen burada başınıza gelir diye... Nitekim ‘‘Yüksek Seçim Kurulu kararına göre seçim propagandası sayılabilir’’ korkusuyla yayınlamamışlar.

Gerçi dün gelen haberlerin aslı çıkarsa, ‘‘Yüksek Seçim Kurulu -dolayısıyla RTÜK- bu konudaki kararını yumuşatıyor’’muş.

İyi de, bu kararların esasen yasal bir dayanağı yok ki...

Olan bir tek şey var:

Seçimlerin Temel Hükümlerine ilişkin yasanın 1995'te değiştirilen 61'inci maddesini Yüksek Seçim Kurulu doğru anlamamış. Orada, ‘‘bilgi ve iletişim telefonları (hani şu 800 ve 900'lü telefon diye bilinenler) yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması’’ yasaklanıyor. Yani yasak sadece bilgi ve iletişim telefonları ile ilgili olarak konuyor, başka tür yayınlara, mülakatlara değil ki...

Hani önce evliyanın türbesine çaput bağlayıp dua ederek ‘‘yardımını’’ isteyen avcının, neticede av köpeğini bile kaybetmesi üzerine, ‘‘Anladım, evliya olmasına evliyasın ama lafı bilmem nerenden anlaman olmasa’’ dediği gibi.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI