Böyle geldi ama böyle gitmez...

Hürriyet Haber
24.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Hiç kimse zirvede suların durulduğunu zannetmesin; sular artık asla durulmayacaktır. Bir ara patlayan ve tekrar perde arkasına çekilmeye çalışılan kriz, sistemin artık bu şekilde gitmeyeceğini gösteren kesin işaretten ibarettir; çünkü:

1- Türkiye'deki asker ağırlıklı göstermelik demokrasi, Türkiye'nin içinde yaşadığı çağdaş dünya ile şiddetle çelişmeye başlamıştır. Bunun nedeni Özal'dır. Özal'ın Türkiye'yi dışa açmasıyla birlikte, içe kapanıkken durumu idare eden bürokratik devlet mekanizması tıkanmıştır. Mesut Yılmaz'ın önce Avrupa'ya kafa tutmasının; sonra durumu kavrayınca bu kez içerde aslan kesilmesinin nedeni budur.

2- Birinci maddeyi biraz daha açarsak şu sonuca varırız. Yılmaz, Türkiye'nin Avrupa ve Amerika ile çeliştiğini görmüş ve bunun faturasını Batı'ya yüklemeye kalkışmıştır. Ancak durumu çok geçmeden kavramış ve aslında hastalığın Türkiye'deki sistemde olduğunu görünce bu sistemin mengenesini hiç olmazsa biraz gevşetmeye yönelik cılız bir atağa geçmiştir. Sonuç, Yılmaz'ın şimdilik ricatı olmuştur.

* * *

3- Çağdaş demokrasilerde akla hayale sığmayacak her şey Türkiye'de olmakta, aynı Türkiye bir yandan çağdaş demokrasiler arasında yer almaya çalışmaktadır. Çağ geriye yürümeyeceğine göre ya Türkiye çağa ayak uydurarak demokratik bir sisteme geçecek ya da içindeki krizler sonucunda göçüp gidecektir. Bizlere düşen, bu krizleri bitirecek reçeteyi bulmaktan ibarettir.

4- Demokrasi kesinlikle sivil bir idaredir ve asker işe karıştığı takdirde demokrasiden söz etmek bile yersizdir. Siz istediğiniz kadar demokrasiye bağlılık mesajları veriniz, bu mesajlar insanları daha da korkutmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Eğer işaret ettiğiniz korkuya benzer bir korkuyu dayatıyorsanız, zaten yaptığınız şeyin işaret ettiğiniz korkunun yapmaya çalıştığından hiçbir farkı kalmayacaktır. O zaman kaçınılmaz kaderiniz, karşıt odağın bir başka görüntüsüne bürünmek ve halk kitlelerinden giderek uzaklaşmak olacaktır.

5- Ayrıca asker ya da ordu, halkın ordusudur. Bu orduda askerlik yapanlar halkın çocuklarıdırlar. Halkın çocuklarını halkın seçtiği sivil yönetimle çelişki durumunda bırakmak her iki taraf için en büyük talihsizliktir ve tamir edilemez sonuçlar verebilir. Halkın çocukları, kendi ana babalarını korkutmak değil, onlara güven vermek için orada bulunmaktadırlar.

* * *

O halde çare içe kapanmak değil, dışa açılmaktır. O halde çare, Türkiye'de artık yönetemez duruma gelen bürokratik devlet yapısını ortadan kaldırarak yerine demokratik devlet yapısını ikame etmektir.

İşte o zaman asker ağırlıklı ikili sistem sona erecek, seçilmiş sivil yönetimin çağdaş demokrasi ve laiklik ilkeleriyle ülkeyi yönetmesi sağlanacaktır. İşte o zaman baskı altında büyüyen marjinal unsurlar da ortadan kalkacak, kimse kimsenin yaşam tarzına karışmaya kalkışmayacaktır.

Bizi her tür irticadan koruyacak tek şey çağdaş demokrasiden ibaretir.

İlanihaye korku içinde yaşayamayız.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı