« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Boyacı sandığından Yunan pop-halk müziğinin zirvesine

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Lefteris Pantazis'in ailesi Trabzon'dan Rusya'ya, oradan da Yunanistan'a geçti...

Adı Lefteris Pantazis. Milyonlar ona ‘‘Lepa’’ diyor. Yunanlı kadınlar onun için çıldırıyor. Genç aşıklar, onun müziğiyle birbirlerini daha güçlü kucaklıyor, terk edilen sevgililer, onun sesini duyunca daha da hüzünleniyor, gözyaşlarına boğuluyor.

Sabaha karşı, buzukilerde alkol duvarını aşan genç kızlar, Pantazis'in müziğiyle masaların üstüne fırlıyorlar. Bazıları müziğin ritmiyle öylesine sarhoş oluyorlar ki, soyunmaya başlıyorlar.

Pantazis, Yunan pop-halk müziğinin tartışmasız efsanesi. Müziği, biraz bizim arabeskimize benziyor. Bazı parçaları rebetika'yla pop karışımı, bazıları öylesine ritmik ki, insan yerinde duramıyor. Ama hepsinin ortak bir özelliği var. O da aşk, sevgi, ayrılık, özlem, tutku, seks gibi güçlü duyguları işliyor, insanların duygu dünyalarını sarıyor.

BURUN KIVIRIYORLAR

Yunan müziğinin soyluları Lepa'nın müziğine biraz dudak büküp, burun kıvırıyorlar. Kuşkusuz Pantazis, ne müzik dünyasında efsaneye dönüşen Manos Hacitakis, ne de Nobel'e aday gösterilen Zorba'nın yaratıcısı ünlü Kompozitör Mikis Theodorakis. Zaten Lepa'yı onlarla karşılaştırmak da yanlış olur. Pantazis, farklı bir müziğin temsilcisi.

Lepa'yı biraz geç tanıdığımı itiraf etmeliyim. Benim de Yunan müziğiyle tanışmam önce Manos Hacitakis, Mikis Teodorakis, Haris Aleksiou ve Dalaras gibi dünyaca ünlü müzisyenlerle oldu. Bir süre önce Pantazis, Tarkan'ın ünlü şarkısı ‘‘Şıkıdım’’ Yunanca söyleyince, Yunanlılar'ın duygu dünyasında büyük fırtınalar kopartan ‘‘büyük bir olay’’ olduğunu gördüm. Bir anda da Yunanistan'da farklı bir dünyayla buluştum.

BOYACI SANDIĞI

Kimdi, Yunanlı kadınları çıldırtan bu şarkıcı? Kimdi, ‘‘Filakya-Öpücük’’ diye Yunanca'ya çevirdiği Şıkıdım CD'siyle listelerin başına oturan Lefteris Pantazis?

Aradım. Hemen randevu verdi.

Pantazis'le havuzlu lüks villasında 2 saat sohbet edince milyonların kalbine nasıl taht kurduğunu anladım.

İki saat boyunca birlikte kahkahalarla güldük. Bazen eline gitarını aldı, piyanosunun başına geçti, yanık sesiyle en romantik şarkıları benim için söyledi. Öylesine içten, öylesine sıcak ve samimiydi ki...

Pantazis, halktan biri. Sokaktaki Yunanlı'yla duygulanıyor, onunla hüzünleniyor, gözleri doluyor, onunla neşeleniyor. O ne geçmişini inkar ediyor ne de zirvenin şarhoşluğuna kapılıyor.

Lepa'nın şık döşenmiş salonunun ortasındaki piyanosunun üzerinde küçük altın kaplama bir boyacı sandığı var. ‘‘İşte bu benim geçmişim’’ diye gösteriyor. ‘‘Unutmamak için bu minyatür sandığı yaptırdım’’ diyor.

Pantazis'in 10 yaşındayken tahta boyacı sandığıyla Atina sokaklarında şarkı söylediği günler kuşkusuz çok gerilerde kalmış. Ama o unutmuyor. ‘‘Ayakkabı fırçalarıyla sandıkta tempo tutardım’’ diye anlatırken kahkahayı da patlatıyor.

Lepa'nın hayatı, fakir bir ayakkabı boyacısının zirveye tırmanışının da inanılmaz hikayesi.

TRABZON'DAN GELDİLER

Lefteris Pantazis'in babası Trabzonlu, annesi ise Samsunlu Rum. Tam 51 yıl önce, 1949'da Rusya'ya göç etmişler. Babası Trabzon'daki gibi Rusya'da da inşaatlarda işçiymiş. Trabzonlu Yorgos'la Samsun'lu Maria'nın 1956 yılında Rusya'da bir erkek çoçukları olmuş. Adını Lefteris koymuşlar.

Pantazis‘in gözleri dalıyor, anlatmaya devam ediyor:

‘‘Biz 2 erkek, 2 kız kardeşiz. Babam sonunda Yunanistan'a göç etmeye karar verdi. Hep beraber yollara düştük ve 1966'da Yunanistan'a geldik. Fakirdik. Babam yine inşaatlarda amelelik yapıp para kazanmaya çalışıyordu. Ama getirdiği para hepimizi doyurmaya yetmiyordu. Çalışmak zorundaydık. 10 yaşındaydım. Babam bana tahta bir boyacı sandığı buldu. Atina sokaklarında boyacılık yapmaya başladım. Çok eğlenirdim. Hem ayakkabı boyar hem de ayakkabı fırçalarıyla tempo tutup şarkı söylerdim. O günlerimi hiç unutamamam.’’

EN SEVDİĞİ ŞARKISI

Bir gün, yemek yiyenlerden biri genç şarkıcıyı yanına çağırmış. İşte o gün hayatının da dönüm noktası olmuş. 22 yaşında ilk büyük başarısını elde etmiş. Ve süratle zirveye tırmanmaya başlamış.

‘‘22 yılda tam 40 Albüm.’’

Lepa bütün plaklarını ve CD’lerini getirip salonun ortasındaki masaya yayıyor, ‘‘İşte hayatım’’ diyor.

Sonra eline gitarını alıyor. En sevdiği parçasını söylemesini istiyorum.

Parmakları gitarının tellerinde dolaşmaya başladığı zaman, büyük aşkı, ikinci karısından ayrıldığı günlere dönüyor. Yanık sesiyle söylemeye başlıyor:

‘‘Neden, neden yapıyorsun? Hiç mi acımıyorsun bana?

Seni tam unuttuğumu sandığım anda neden?

Dost olalım demiştin. Ben de kabul etmiştim.

Şimdi bir katil gibi cinayet yerine dönüyorsun neden?

Senin için yaptıklarım yetmez mi?

Yine sen, yine sen.

Dokunduğun anda kalbim duruyor. Öpüşüne dayanamıyorum.

Neden yine sen?’’

Parça bittiği zaman Pantazis'in gözleri hafifçe buğulanıyor. Ama hemen toparlıyor. Bu kez tellere farklı dokunmaya başlıyor. Tarkan'ın ünlü Şıkıdımını söylemeye başladığında yerinde duramıyor.

ÇİFTETELLİYE BAYILIYORUZ

‘‘Neden bu kadar kıskançsın?

Sana söylüyorum, endişeye gerek yok.

Bana inanmıyorsan işte kanıtı’’ diyor ve sonra kocaman bir öpücük gönderiyor.

Ya Türkçe şarkı? Bir Trabzon türküsü? diyorum.

Hem anneannesinin hem de annesinin Türkçe şarkılar söylediğini anımsıyor ama ‘‘Öğrenmedim’’ diye hayıflanıyor.

‘‘Müziği, gelenekleri, dostlukları, heyecanları ve duygusallıklarıyla, birbirine karışmış iki halk, artık geçmişteki acıları gömüp dost olamaz mı?’’ diyorum.

Pantazis,‘‘Türkler'le dost olmamak için hiçbir neden göremiyorum. Müziklerimiz öylesine birbirine yakın ki, adeta içiçe. İki halkın müziği de Bizans müziğinin etkisi altında kalmış. Yunan müziği, Türk müziğinden etkilenmiş. Biz de çiftetelliye* bayılıyoruz. Bence iki halk arasında büyük fark yok. Sorun siyasi düzeyde’’ diyor. ‘‘Siyasiler başarısız olunca Tanrı devreye girdi, 'Size bir deprem göndereyim ki, halkları hiçbir şeyin ayıramayacağını görün' dedi. Sonunda Tanrı bile kavga eden siyasilerden bıktı’’ diye takılıyor.

Ve Pantazis'in içten bir dileği de var.

‘‘Ege bizi birleştiriyor. İzmir'den, Pontus'tan gelenler. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar. Türk kıyılarına yakın olan Adalar. Biz Akdeniz insanlarıyız. Hayatı seviyoruz. Bizi birleştiren birçok şey var. Birlik içinde ve güçlü olmalıyız ki, kimse bize zarar veremesin.’’

Çiftetelli Yunanca'da da çiftetelli olarak kullanılıyor.

Pantazis çok sevdiği boyacı sandığını bıraktığı zaman 15 yaşındaymış. İki arkadaşıyla birlikte bir küçük grup kurmuşlar ve sokaklarda, tavernalarda gece-gündüz dolaşıp şarkı söylemeye başlamışlar. ‘‘Tavernalarda masaların etrafında dolaşıp para toplardık’’ diye anlatıyor.

Pantazis'in 10 yaşındayken tahta boyacı sandığıyla Atina sokaklarında şarkı söylediği günler kuşkusuz çok gerilerde kalmış. Ama o unutmuyor. ‘‘Ayakkabı fırçalarıyla sandıkta tempo tutardım’’ diye anlatırken kahkahayı da patlatıyor.

‘‘Ege bizi birleştiriyor. İzmir'den, Pontus'tan gelenler. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar. Türk kıyılarına yakın olan Adalar. Biz Akdeniz insanlarıyız. Hayatı seviyoruz. Bizi birleştiren birçok şey var. Birlik içinde ve güçlü olmalıyız ki, kimse bize zarar veremesin.’’

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz