"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Borsalar maçında mağlubuz!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı’na "elektronik muhtıra" ile ilgili sitem ederken İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ile "gelişmekte olan pazarların" borsalarını karşılaştırdı.

Muhtıranın verildiği dönemde İMKB’nin yüzde 2 arttığını, ama aynı dönemde öteki borsaların yüzde 10 yükseldiğini söyledi. Bunun "ekonominin bir kaybı" olduğunu vurguladı.

Başarıyı böyle ölçeceksek, AKP hükümeti ile ilgili olumlu şeyler de söylemek mümkün değil.

AKP hükümeti kurulurken Türkiye ile Brezilya borsaları neredeyse aynı seviyedeydi. O günden bugüne Brezilya borsası yüzde 400 artış gösterdi. İMKB’deki artış ise yüzde 358.

Diğer gelişmekte olan pazarlarda da durum farklı olmadı.

Örneğin Macaristan borsası yüzde 415, Arjantin borsası yüzde 752 artış sağladı. Örnekleri artırmak mümkün ama yerimiz bu kadar.

Başbakan, borsanın yükselmesine sevinirken, neden diğer gelişmekte olan ülkelerin gerisinde kaldığını da iyi düşünmeli.

Adalet sisteminin bir fotoğrafı

MARMARA Depremi’nde Düzce’de yıkılan bir apartmanda 15 kişi ölmüştü.

Yıkılan apartmanın altında kalarak 25 yaşında ölen Doktor Nesrin Delibaş’ın babası, binanın yapımıyla ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

1999 yılında Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan dava, bu yıl sonuçlandı: Bilirkişi raporlarıyla hatalı oldukları belirtilen bir müteahhit, bir mühendis ve bir mimar "suç zamanaşımına uğradığı için" herhangi bir ceza almadan kurtuldular.

Bu davanın görülme sürecinde yaşananlar, Türkiye’de adaletin yerine getirilmesi konusunda nasıl sorunlar yaşadığımızı gösteren bir "laboratuvar" gibi.

Mahkeme, önce binanın yapım tarihinin 1985 yılı olması nedeniyle "zamanaşımı" kararı verdi.

Yargıtay, zamanaşımının binanın yapıldığı tarihten değil, yıkıldığı tarihten başlaması gerektiğini belirterek kararı bozdu.Yeniden yapılan yargılamada sanıklar çeşitli hapis ve para cezalarına çarptırıldılar.

Yargıtay, bu kez dava sırasında ölenlerin yakınlarının dinlenmemesi nedeniyle bozma kararı verdi.

Dava yeniden görülmeye başlandığında da aradan geçen 7.5 yılın, suçu zamanaşımına uğrattığı anlaşıldı.

Sonuç: Ölenler öldükleriyle kaldılar, "suç zamanaşımına uğradı" ve binanın hatalı yapımından sorumlu olanlar mesleklerine devam ediyorlar!

Böyle işleyen bir adalet sisteminin, gerçekten adalet dağıtması mümkün mü?

Sistem böyle işlerse, vatandaşların adalet dağıtan kurumlara olan güvenlerinin sarsılmasından daha doğal ne olabilir?

Elbette bu ülkede yaşayan herkesin, adalet kurumlarının siyasetten ve çıkar gruplarının baskısından korunmasının üzerine titremesi gerekiyor.

Ama bu görev en çok da adalet mensuplarına düşmüyor mu?

Bağımsız sosyalist adaylar meselesi

ÖZDEMİR İnce, son yazılarında bu seçimde karşımıza çıkan özel bir durumla ilgili son derece ilginç şeyler yazıyor.

"Bağımsız sosyalist adaylar" ile ilgili görüşlerine genel hatlarıyla katılmamam mümkün değil.

Gücünü işçi sınıfının örgütlenmiş olmasından alan bir siyasi partiye dayanmadan sosyalist politika yürütülebilmesi, bunun toplumsal sonuçlarının olabilmesi elbette mümkün değil.

Böyle olduğu içindir ki "bağımsız sosyalist aday" fikri, bir oksimoron örneği. (Oksimoron: Birbiriyle çelişen iki kavramın bir arada kullanılması.)

Ülkemizin bilinen gerçeği de şu ki, Türkiye’nin sosyalistleri, büyük ölçüde küçük burjuva aydınları arasından çıktı.

Bunlar kurdukları partilerle sanayi ve tarım işçilerini örgütlemek üzere yola çıktılar ama başarılı olamadılar.

Öte yandan ülkemiz için bence önemli bir sorun da şu: Türkiye’de siyasetin merkezi giderek sağa kayıyor ve bunu dengeleyebilecek bir siyasi güç de ortaya çıkabilmiş değil.

Sosyal demokrat CHP bile listelerini "merkez sağda olduklarını" saklamayan isimlere açtı.

Bunun da elbette anlaşılabilir nedenleri var.

Ama böyle bir tabloda, işçi sınıfının örgütlü gücüne dayanmasalar da sosyalistlerin de söyleyebilecekleri şeyler olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bu ülkede, bazen bazı şeylerin konuşulmaya başlanmasının bile bir anlamı olabiliyor, toplumun ufkunu açabiliyor.

"Bağımsız sosyalist adaylara" ben böyle bakıyorum.
X