Borsada şampiyon değişmedi

Eren Güler / hurriyet.com.tr
03.01.2011 - 13:38 | Son Güncelleme:

Piyasalarda bir yıl daha geride kalırken, borsa yatırımcıları en fazla sevindiren yatırım araçlarından biri oldu. Euro ve dolarda önemli hareketlerin olmadığı, faizlerin de yüzde 7'ye kadar gerilediği bir ortamda İMKB Ulusal 100 endeksi yüzde 27 getiri ile altınla birlikte senenin yıldızı oldu.

2010'da borsada en fazla kazandıran fonlara baktığımızda ise karşımıza tanıdık bir fon çıktı: Strateji Menkul Değerler A Tipi fon.

2009'da yüzde 202'lik getiri ile birinci olan fon, 2010'da da yatırımcılarına yüzde 55 getiri sağladı ve en yakın fonun 10 puan önünde yılı birinci bitirdi. Fonu 7 yıldır yöneten Bülent Topbaş, sadece son iki senede değil uzun vadede de çok yüksek bir performans sağladıklarına işaret ederek, "Biz uzun vadeli yatırıma inanan bir fonuz. Son 7 yılda yüzde 1500 getiri sağladık ve açık ara öndeyiz. En büyük sırrımız piyasa değil, hisselere bakmak" diyor...

- 2010 nasıl geçti?

Geçen senenin en önemli olayı piyasalardaki bol likidite ve gelişmekte olan piyasalara yönelik ciddi fon akışıydı. Bu kadar büyük bir akış bizim tahminlerimizin ötesindeydi. Faizlerin bu kadar hızlı düşmesini öngörmemiştik. Borsa da 11 ay tahminlerimizin üzerinde gitti fakat son ay yaşanan düzeltme ile tahminlerimize yaklaştı. Dolar ve euroda ise beklendiği gibi çok önemli hareketler yaşanmadı.

"STRATEJİMİZ HİÇ DEĞİŞMEZ"

- Borsada özel bir strateji uyguladınız mı?

Bizim stratejimiz bellidir, değişmez. Biz değere bakarız, şirketlere, hisselere yatırım yaparız. Gideriz, ararız, hisseyi buluruz ve ortağıymış gibi yaklaşıp uzun vadeli alırız. Bu değer yaklaşımı bu sene de iyi bir getiri sağladı, mutluyuz.

- Piyasanın durumu önemli değil mi?

Piyasa zamanlaması yapmıyoruz, işimiz iyi hisseyi bulmak. Bu aslında yapılması gerekendir. Ama çok kolay bir iş değil. Şirket incelemesi
çok uzun bir süreç gerektirir. Her türlü dataya, veriye, finansallara, şirketin faaliyet gösterdiği sektöre, yöneticilerine, onların becerilerine, vizyonlarına, müşterilerine hepsine bakarız ve ana kağıtlar çıkar ortaya. Dört beş kriterin bir araya geldiğini gördüğümüzde de en üst pozisyonu alırız.

- Ama bu strateji ile piyasadaki dalgalanmalara da yakalanıyorsunuz...

Evet, böyle bir yatırım zihniyeti ile dalgalanmalardan kaçamazsınız zaten. 2001'den beri ne kadar çok şey yaşandı piyasalarda... Bir sürü krizler, çöküşler, inişler, çıkışlar... Ve biz hepsine yakalandık, hiçbirinden kaçamadık. Ama dönün geriye bir bakın, tüm bu dalgalanmalardan kaçamazsanız bile doğru hisselerde pozisyon aldığınızda inanılmaz getiriler elde edildiğini göreceksiniz.

Doğru hisseyi seç, al ve bekle, tüm iş burada.

BORSADA FİYATLAR ŞİŞMEDİ

- Kısa vadeli düşünmemek gerekiyor o zaman...

Aynen öyle, borsada kısa vadeli düşünmeyin, kısa vadede lazım olan parayı borsaya sokmayın. Bu çok çok önemli. Eğer doğru hissede beklerseniz kazanırsınız. İMKB'de böyle çok fazla örnek var.

Benim çok sevdiğim bir söz vardır: "Hisse fiyatları şirket değerlerinden çok daha fazla volatildir." Yani piyasalar dalgalanır ama şirket değerleri o kadar dalgalanmaz. Biz de buna inanıyoruz ve piyasaya göre değil şirketin durumuna göre pozisyon alıyoruz. Mesela 2008'deki çöküş sırasında öyle şirketler vardı ki satın almak için hisse değerinin üç katını teklif etsen randevu bile vermezlerdi. İşte bunları iyi görmek lazım.

- Şu an için borsada hisse fiyatlarının şiştiğini söyleyebilir miyiz?

Eski kelepir fiyatlar yok elbette ama ama şişti de diyemeyiz. İMKB şu anda uzun vadeli fiyat çarpan ortalamalarında hareket ediyor. Ama şöyle bir fark var: Artık reel faizler sıfır, fonlama maliyetleri çok düşük. Yani şirketler daha karlı. İskonto oranları düştüğü için önümüzdeki dönemde değerlemelerin yukarı çıkması lazım.

Mevcut durumda özellikle de yaşanan faiz düşüşleri ile borsaya asla pahalı diyemeyiz.

PARA GELMEYE DEVAM EDECEK 

- 2011 için belirli bir senaryo var mı?

Yeni dönemde dışarıda ülkelerin sorunlu olduğu, büyümenin de faizin de enflasyonun da düşük olduğu bir tablo var. Türkiye'de ise talep çok güçlü. Fakat Merkez Bankası bunu son önlemlerle sınırlamaya çalışıyor. Ben 2011'de dünya büyümesinin 2010'a çok yakın olacağını, Türkiye'nin ise bu seneki büyümesinin biraz altında kalacağını düşünüyorum. Ama yine de uzun vadeli potansiyel büyüme oranı olan yüzde 5'e ulaşabileceğini tahmin ediyorum.

- Neden 2010 rakamına ulaşamayız?

Çünkü kuvvetli iç talebe rağmen ihracat biraz daha kısıtlı kalabilir. Özelikle Avrupa'ya çok bağımlı şirketlerde bunu yaşayacağız. Bir de büyüme endekslerinde kriz öncesine geldik ama kapasite kullanımında henüz gelemedik. Bu sene de gelemeyeceğiz.

Yalnız burada ihracat alokasyonunun çok hızlı değişmesi önemli. Özellikle Irak, Suriye, Kuzey Afrika ve Rusya gibi bölgeler Avrupa'nın etkisini hafifletebilir.

- Piyasalarda nasıl bir seyir olur?

Borsada yükseliş beklentimiz yüzde 20'ler civarında. Ama global hareketlere de bağlı. Bu sene piyasalara inanılmaz bir para girişi oldu ve ben 2011'de de sürmesini bekliyorum.

Bir de gelişmekte olan ülkelerin uzun vadeli hikayesi var. Bu ülkeler dünya üretiminin üçte birinden fazlasını yapıyorlar, dünya ekonomik büyümesinin yarısından fazlasını oluşturuyorlar ama tasarrufların sadece yüzde 5-8'i bu ülkelerde değerleniyor. Eğer gelişmekte olan ülkeler bu kadar büyük bir ekonomik gerçeklik yaratıyorsa tasarruflardan da pay alacaklar ve kayma devam edecek.

- Son dönemde gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı olduğu söyleniyordu...

Bence dönemsel, bu hikaye daha çok devam edecek. Bir tek hikayedeki esas oğlanlar değişebilir. Türkiye'nin de bunlar arasına girmemesi için hiçbir sebep yok. Çin ve Hindistan gibi ülkeler hammadde ve ihracatla büyüdü fakat artık iç talep öne çıkmaya başlayacak. Burada da Türkiye için yeni bir dönem başlayabilir.

- Başka neden var mı?

Bir kere var olan hükümete ilişkin algılayışlar olumlu. Kişi başı gelir 10-11 bin dolar. En önemlisi de Türkiye'deki sermaye piyasasının uygunluğu ve güvenilirliği. Bizdeki altyapısı ve düzenleyici kurumların etkinliği hiç bir gelişmekte olan ülkede yok.

Bence Türkiye'nin hikayesi azalmayacak ve gelişmekte olan ülke endekslerinden alacağı pay artacak.

- Merkez Bankası'nın son kararları sonrası bankalarla ilgili biraz olumsuz bir tablo çiziliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Merkez'in kararları çok kritik. Global likidite nominal faizlerin yüksek olduğu ülkelere giriyor ve birçok yer buna önlem alıyor. Genelde de önlemleri hükümetler alıyor. Ama Türkiye'de hükümet TL'deki değerlenmeyi ve cari açıkla mücadeleyi Merkez'e devretti. Onlar da bankacılığı olumsuz etkileyecek önlemler aldı. Normalde MB'nin enflasyonu düşünerek faizi artırması beklenirdi fakat tam tersine düşürdü. Onun elindeki tek araç da bu çünkü.

Evet, bankalar için biraz daha zor bir dönem başlıyor ama kalıcı olan şu: Bundan önceki bankacılık halktan toplayıp kamuya verirdi, şimdi ise piyasaya ve tüketiciye veriyor. Çünkü kamunun borç yükü çok rahatladı.

Ben borsada bankaların ileriye dönük kazanç artışlarının sınırlandığını düşünüyorum ve bankacılık endeksinin Ulusal 100'ü geçmesi zor. Fakat artık bankalar arasında ayrışma başlayacak. Özellikle perakende tarafı güçlü olan veya kurumsal kredi verme potansiyeli yüksek oan bankalar olumlu yönde ayrışacak.

ÖNE ÇIKACAK SEKTÖRLER

- 2011'de öne çıkacak sektörler ne olabilir?

Avrupa'daki sıkıntıyı göz önüne alarak bu sene iç talebe yönelik şirketlerin ve sektörlerin biraz daha olumlu olabileceğini düşünüyorum. Bunların başında da gayrimenkul yatırım ortaklıkları geliyor. Özellikle düşen faizlerle bu şirketlerde yeniden değerlemeler yapılacak ve 2001'de avantaj sağlayabilirler.
 
Otomotivin ihracata bağımlılığı var ama bizim iç piyasa da iyi gidiyor. Sektör için olumluyuz.

Enerjide uzun vadeli olumlu beklentilerimiz var. Yeni bir piyasa oluşuyor ve oyuncuların çoğu ileride çok büyük olacaklar.

Cam sektörü iyi gözüküyor. Özellikle Rusya ve Doğu Avrupa'da yatırımları olanlar iyi gidiyor. Ayrıca içeride de konut ve otomotiv talebi canlı. İncelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çimento bu sene daha iyi olacak. Ama orada talebin üzerinde üretim var. Dışarı satamadıklarında fiyat sıkıntısı oluyor. Yine de çimentonun gönderildiği ülkelerde talep Avrupa'ya göre daha iyi olacak.

- TL tarafındaki beklentiniz nedir?

Merkez Bankası sıfır reel faiz kararı ile TL'yi dışarıya duyarlı hale getirdi. Bana göre TL çok fazla değer kaybetmez ama bu sene dalgalanma çok artacak, ikkatli olmak lazım. Faizlerde de biraz daha aşağı gelebiliriz. 

BORSAYI  İDDİA GİBİ GÖRÜYORLAR 

- Yatırımcının borsaya ilgisi ne durumda?

Türkiye'de maalesef borsaya olan ilgi iddia düzeyinde. Yatırımcıların hisse senedi tutma ortalaması 25-26 gün. Ama bunun mutlaka değişmesi lazım.

- Hisse fonlara ilginin artması bekleniyordu...

Evet ama hayal kırıklığı yaşadık. Katılımcı sayısı hiç artmadı. Yatırımcının yeniş dönemi anlaması gerekiyor. Eskisi gibi kolay para yok. Eğer risk almazsanız getiri belli, yüzde 7... Bu kadar basit. Reel olarak da sıfır.

Biz her platformda anlatıyoruz. Türkiye'nin yatırım fonları ile tanışmasının zamanı geldi, hatta geçiyor. Bireysel, bahis gibi oynamak yerine işi uzmanlarına bırakmak gerekiyor.  Çünkü bir hisse senedi seçmek çok zordur. O kadar karmaşık ki, biz bile yetişemiyoruz, yatırımcı nasıl yetişecek? 340 tane şirket, onlarca sektör... Hangi birini bileceksiniz? İkincisi kısa vadeli düşünülmeyecek. Borsada fiyatlar çok oynar ama şirketlerin değeri o kadar değişmez.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı