Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Borcu olan daha çok vergi ödeyecek!

<B>BAŞLIKTA</B> bir hata ya da espri yok. Evet, 2004'den itibaren, borçlu durumda olan işletmeler, borç tutarı ne kadar fazla ise o kadar çok vergi ödeyecekler. Yakında çıkartılacağı belirtilen <B>‘‘Enflasyon Muhasebesi’’</B> ile ilgili yasa uygulanmaya başlayınca, borcu olan işletmeler, öz kaynakla çalışanlara kıyasla, daha çok vergi ödeyecek.

Çok kişi ‘‘Enflasyon Muhasebesi’’ olarak adlandırılan ‘‘Enflasyon Düzeltmesi’’ uygulaması başlayınca, işletmelerin daha az vergi ödeyeceğini, devletin de vergi gelirlerinin azalacağını düşünüyor. Oysa, gerçek durum bu değil... Neden değil, onu da açıklayalım.

ENFLASYON DÜZELTMESİ

Halk arasında, enflasyon muhasebesi olarak adlandırılan enflasyon düzeltmesi ile ilgili tasarı yasalaştığında, işletmeler hem alacaklarını hem de borçlarını değerlemeye tabi tutmak zorunda olacaklar. Alacakların reeskont işlemine tabi tutulmak suretiyle değerlenmesi, işletmenin lehine olacak. Ancak senetli ya da senetsiz borçların reeskont işlemine tabi tutularak değerlenmesi ise işletmenin aleyhine sonuç doğuracak.

Şu andaki yasa tasarısı, üç aydan daha uzun vadeli her türlü borcun, reeskont işlemine tabi tutulmasını öngörüyor. Buna göre, aynı işi yapan iki firmadan; birinin öz kaynakla çalıştığını yani banka kredisi kullanmadığını, senetli ya da senetsiz borcunun olmadığını, diğerinin ise bankalardan kredi kullandığını, mal alırken ya da hizmet yaptırırken senetli-senetsiz borçlandığını varsayalım. Bu durumda, ikinci firma yani kredi kullanan ve senetli-senetsiz borcu bulunan firma, enflasyon düzeltmesi nedeniyle reeskont işlemi yapınca, hesaplanan reeskont tutarı kadar ilave bir kazancı doğmuş olacak. Özetle, borçlu olması nedeniyle, daha çok vergi ödeyecek.

DÖVİZ BORCU OLANLAR

2003'de, dövizin TL karşısında gerilemesi herkesi şaşırttı. Döviz cinsinden borcu olan işletmeler ise iki defa şaşırdılar. Nedenine gelince, mevcut yasalara göre, 1 Ocak'ta 1 milyon ABD Doları borcu olan firma, Ekim 2003'de bu borcunu halen ödememişse yani 1 milyon dolar borcu varsa, yaklaşık 250 milyar lira kazanç sağlamış sayılıyor.

Nedenine gelince; 1 Ocak 2003'de 1 dolar 1 milyon 650 bin lira, ekim ayında da 1 milyon 400 bin lira. Bu durumda lira cinsinden borç 1 trilyon 600 milyar liradan 1 trilyon 400 milyar liraya düşmüş olduğu için, işletme 250 milyar lira kazanmış sayılacak. Oysa, adamın 1 Ocak'ta da 1 milyon dolar borcu vardı, ekimde de... Borç durduğu yerde duruyor. Ancak, duran borcun 250 milyar kazancı, bu kazancın da vergisi çıkıyor!..

İş dünyası aylardır, sıkıntılı vaziyette, piyasalar düzeldi düzelecek beklentisi içinde kıvranıyor. Firmaların çoğu, krizin olumsuz etkilerini atlatamadı. İşsizlik büyük sorun olmaya devam ediyor. Bu aşamada, döviz borcundan dolayı perişan vaziyette olan ve belini doğrultamayan firmaya, ‘‘Senin döviz borcun azalmamış hatta aynen duruyor olabilir. Ancak duran borcun, vergisi var. Bunu da ödeyeceksin’’ deniliyor.

Halk arasında söylenen ‘‘borcun var mı, derdin de var’’ diye bir söz var. Aynen öyle, dert ki, hem de ne dert...
X