"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bonn'a ikinci ziyaret

Ertuğrul ÖZKÖK

Başbakan Mesut Yılmaz, Kasım ayı sonunda bir kere daha Almanya'ya gidiyor.İki lider Lüksemburg zirvesinden önce bir kere daha görüşmeye karar verdiler.

Önce bunun telefonla yapılması görüşü ortaya atıldı.

Ancak daha sonra, yüz yüze gelmelerinin daha iyi olacağı fikrinde birleştiler.

SİHİRLİ DOKUNUŞ

Özal döneminden beri soğuk giden Türk-Alman ilişkileri, nasıl oldu da böylesine olumlu bir havaya girdi?

Cevabı çok basit.

Çünkü ilişkiler, gerçekçilik ve karşılıklı saygı üzerine oturtuldu.

Yalancılık, kapalı kapılar ardındaki görüşmeleri saptırarak basına iletme, yapılan konuşmaları, şahsi menfaatler için kullanma dönemi kapandı.

Türkiye'nin 1993 ile 1996 arasında nasıl bir anlayışla yönetildiğini anlamak için gazetelere bakmak yeterli.

‘‘Bizi ya alırsınız, ya alırsınız’’ zihniyeti ile yürütülen politikanın hangi temellere dayandırıldığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Sokak çaçaronluğu, mahalle şımarıklığı, alaturka manevralar, cazibe simsarlığı ve daha buna benzer bir sürü eda ve tavır...

Ve bütün bunların Türk dış politikasını getirdiği nokta.

Çok değil, üç beş yıl öncesine dönüp bir muhasebesini çıkarın.

Yalnız yabancıları değil, kendi basınını, kendi vatandaşını da aldatan bu zihniyetin Türkiye'ye kaybettirdiği yılların bedelini kim ödeyecek?

Ödese ne olacak?

Şimdi Türkiye, 1993'ten beri bütün dış cephelerde kaybettiği itibarını yeniden kazanmaya çalışıyor.

Çiller'in aldatan üslubunun yerini, Mesut Yılmaz'ın, dengeli, ciddi ve yanıltmayan üslubu alıyor.

DÜZGÜN PROFİL

Bazıları bu yeni üslupta, heyecan bulamıyor. Siyasi deha göremiyor.

Aman olsun. Bu ülkenin dehalara değil, yalan söylemeyen, aldatmayan, kandırmayan, kazıklamayan siyasetçilere ihtiyacı var.

Türkiye'nin ayağı yere basan yeni politikasının sonuçları alınmaya başladı.

Türkiye, uluslararası ilişkilerde, en kestirme yolun düzgün davranış olduğunu keşfediyor.

Kohl'le Yılmaz arasındaki görüşmelerde geçen bir cümle dikkatimi çekti.

Yılmaz, Güneydoğu olayının çözümü ile ilgili görüşlerini aktarırken, bunun sadece askeri önlemlerle çözülemeyeceğini, bunun yanında sosyal, ekonomik ve siyasal önlemlerin de düşünülmesi gerektiğini söylüyor.

Buradaki siyasal kelimesi önemli.

Çünkü, uzun süreden beri ilk defa bir hükümet yetkilisi bu kelimeyi kullanıyor.

Dün bu konuyu biraz araştırdım. Görüşmelerde siyasal kavramının içinin açılıp açılmadığını öğrenmek istedim.

Sadece bir cümle olarak geçmiş. Ayrıntısına değinilmemiş.

Ancak bu konu önemli.

Dış politikaya hâkim olan gerçekçiliğin, iç politikaya da egemen olması gerekiyor.

Türkiye, 15 yıldan beri çok ağır bir iç sorunla birlikte yaşıyor. Bunun topluma maliyeti hem maddi, hem manevi yönden oldukça ağır.

Dolayısıyla bu sorunun çözümü için cesur ve gerçekçi adımların atılması gerekiyor.

Olayın terör boyutu, küçümsenmeyecek ölçüde kontrol altına alındı. Yani Silahlı Kuvvetler, üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdi.

SİYASAL KAVRAM

Şimdi iş, siyasilerin soruna el atmalarına geldi.

Hiç kuşkusuz, siyasi önlem derken, federasyon vs. gibi suni çözümleri kastetmiyoruz. Ama gerginliğin yumuşamasını sağlayacak birçok girişim yapılabilir.

Mesela Güneydoğu'nun seçilmiş belediye başkanları bir toplantıya çağrılabilir.

DEP'in kapatılmasının Türkiye'ye ne kadar pahalıya patladığı şimdi daha iyi görünüyor.

Barajlar düşürülüp, bölgede etkili partilerin Meclis'e girmeleri sağlanabilir. Bu konuda mantığı değiştirmenin zamanı geldi.

SIRA İÇ POLİTİKADA

DEP'in kapatılması da, Çiller'in aynı dış politikadaki gibi, anlık göz boyamalara, halkın heyecanını sömürmeye dayalı politikasıydı.

Ama bunun hiçbir siyasi getirisinin bulunmadığı seçimlerde anlaşıldı.

Artık zamanı geldi. Çiller'in dış politikadaki izlerinden sonra, iç politikadaki izleri de silinmeli.

X