"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Bomba haber arsızlarının ülkesi!

Son aylarda vatandaş şok geçirebilme yeteneğini kaybetti.

Artık en zor işlerden biri gazetecilik. Arkeologların kazıları buldozer kepçesiyle yaptığı, seri katillerin izdivaç programında kısmet aradığı ülkede, halk neyi hayretler içinde takip edecek?

Bir zamanlar, düğünlerde kutlama amacıyla havaya ateş edilirken biri yaralandığında, haber olurdu. Sonra iş aylık rutine bağlandı. İsmi ‘maganda kurşunu’ oldu. Artık haber değerini yitirmiş durumda. Yeryüzünün en saçma uygulaması olan ‘eğlenceyi artırmak için kurşun sıkmak’ herhangi bir ülkede başlı başına haber olabilecekken, bizde can kaybıyla sonuçlansa bile şaşırtmıyor. E sürekli yaşanan bir olay da haber değeri taşımıyor. Gazetecilikle ilgili verilen klasik örnek gibi: Köpeğin adamı ısırması haber değildir. Son ayların gündemini tekrar etmeyelim. Tapeler, yolsuzluk iddiaları, devlet zirvesinin telefon konuşmaları, dehşetengiz paralar, dökülüp saçılan özel hayatlar, örgüt ve casusluk iddiaları. Hergün bir bomba. Ne olduk? Bomba haber arsızı! Peki, son haftanın havadislerine bakalım.

Buldozerle kazı yapan arkeolog

Sur içinde otel inşaatı için kazı yapılıyor. Roma İmparatorluğu’ndan kalma oymalı sütunlar filan çıkıyor. Şirket sahibi muhtemelen Bizanslılara küfrediyor. Tam beton dökülüp ‘ekonomik gelişime devam’ edilecekken, gözü kör olasıca gazeteciler durumu fark ediyor! Mis gibi devam edecek temel atma çalışmasına mecburen arkeologlar çağırılıyor. ‘Arkeologlar’ (burası şaka değil), kazı alanındaki diğer tarihi eserleri buldozer kepçesi yardımıyla arıyorlar! Zira şirket ve belediye ağır baskı yapmakta. Çünkü vakit nakittir ve günümüz Türkiyesi’nde, hiçbir şey bir inşaatın hızla bitmesinden daha önemli değildir! Tabii biz belgesellerde filan arkeologları taşların tozunu allık fırçasıyla filan süpürürken gördüğümüz için şaşırıyoruz. Zira buldozer kepçesi çok hassas bir alet değil. Nitekim, sütun başları ve kaideler ‘kazı’ sırasında tuzla buz oluyorlar. Eh, Bizanslı öngörülü olaydı, sütununu betondan yapaydı!
Yani spatulayı, fırçayı geçtim, kürek kullanmayı vakit kaybı gören arkeolog var memlekette. “Daldır abi kepçeyi, yığ kenara sütunları, aslanları, Afrodit heykellerini. Ağzı burnu kırık olanları hurdacıya veririz. Sağlam olanları dikip saat kulesi yaparız” diyen tipler bunlar herhalde. Komedi dizisinde yazsan arkeologlar ayağa kalkar ama bu adam gerçekten var! Şaşırdık mı? Yoo.
Bir iki gün önce, ülkenin eski Başbakanının evi kendisi odada uyurken soyuldu. Üç koruması varmış ama onlar “Yakın koruma oldukları için, şeyapmamışlar!” Tam ne demek istiyorlar anlamadım. Ama hikâye, acemi ve abartı seven bir senaristin elinden çıkma gibi saçma.

İzdivaç programında seri katil

Bu haberin konusu amca, ilk karısını ‘kendisine uymayan hal ve hareketlerinden dolayı’ öldürmüş. Sonra başka manita bulmuş. O kadın da ahlaksız çıkmış, parasını filan almış anlattığına göre. E amcam ne yapsın, manitayı da öldürmüş! Kısmetsiz adam yazık! Ve yeni bir kısmet ve/veya kurban bulmak için haklı olarak izdivaç programına katılmış. Bir görsen Sefer Amca’yı. Yan yana oturalım, “Hangisi seri katil” de, herkes beni gösterir. Öyle bir güler yüz, öyle bir babacanlık. İzdivaç programının sunucusu gerçekleri öğrendikçe ve “Ama Sefer Amca’cım, olur mu” filan dedikçe “Olmasa eyidi ama oldu, buna da şükür” diye gülümsüyor. Dexter halt etsin! Sonra da kendini anlatmak için diyor ki: “İftiradan yalandan çok korkarım!” Hassas da bir insan.
Şok geçirme kabiliyetimizi millet olarak kaybettiğimiz için sunucu, Agatha Christie soğukkanlılığında, “Sefer Amca’cım, stüdyoyu terk etmeni isteyeceğim yanlış anlama” diyor. Öncesini seyretmemiş olsak amcanın ağzından yanlışlıkla bip’li bir kelime filan çıktı zannedeceğiz. Karısıyla sevgilisini öldürmüş katil yahu!
Dünya manşetten verene kadar bu hikâye bizde haber bile olmadı. Komik video olarak geçiyor günlerdir. Anlatabiliyor muyum?
Şu an ülkede olanların belgeselini çekip Avrupa’da bir film festivaline ‘sanat filmi’ diye soksan yeteri kadar gerçekçi bulunmadığından gösterime sokulmaz. “Komedi filmleri festivaline gönderin” gibi bir tavsiyeyle geri çevrilir.
Artık ülkede yapılması en zor işlerden biri gazeteciliktir. Basın özgür olmadığından değil, o öyle zaten de... Ama ikinci sebep, vatandaşın hayret edeceği pek bir şey kalmamış olmasıdır! “Köpeği ısıran adam haberdir” derler ya.
Artık Türkiye’de o haberin ilgi çekmesi için, adamın köpeği ısırıp, sonra ona âşık olması, köpeğin yavrularının adamın kredi kartını çalıp borçlandırması, adamın borçtan hapse girmesi, sonra da köpeğin Survivor’a katılıp “Aslında ben onu sevmiştim ve adada çok özlüyorum” diye ağlaması lazım. Daha azını, ben şahsen okumam!
İddia ediyorum, yarın Taksim Meydanı’na uzaylılar uçan daireyle inse, “Ağaçlandırma çalışmaları bitmedi, uzaylılara rezil olduk” ve “Geziciler Taksim’de eylem yapılsın diye
uzaylıları çağırıp maşa olarak kullandı” yorumları dışında haber
çıkmayabilir...

X