Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Bölünme’yi konuşmak

KADRİ Gürsel, dünkü yazısında (Milliyet), daha önce Emekli Büyükelçi Ümit Pamir’in (Milliyet’e verdiği röportajındaki) önerisi doğrultusunda “Kürtlerden Boşanmayı Tartışmak” konusunu gündeme getirdi.

Ben de, “Kürt meselesi”nin sınırsız tartışma özgürlüğü olmadan sahiden ve samimiyetle konuşulamayacağını düşünenlerdenim.

DTP çatısı altında ve hatta bu çatı dışında Kürtler adına siyaset yapanların birçoğunun, bireysel insan hakları ve demokratikleşme ötesinde arzuları, hayalleri, talepleri olduğu bu kadar açıkken, sadece “demokratikleşme”den bahsetmenin muazzam bir samimiyetsizlikten başka bir sonuç vermeyeceği açık. Kürt meselesini hiçbir kısıt olmadan tartışmaya açmadan da bu samimiyetsizliği aşmanın bir yolu yok.

Kadri Gürsel’in, Pamir’in önerisi doğrultusunda bir referandum sonucu, bağımsızlık veya federasyon gibi bir talep çıkmayacaksa, kolektif haklarda ısrar etmenin anlamı olmayacağına işaret etmesi de önemli. Zira kolektif haklar konusu, ulus devlet çerçevesinden toptan vazgeçmeyi gerektiriyor. Gürsel, anladığım kadarıyla, “Kürtler ya bunu açıkça önersinler/önerebilsinler ya da siyasetlerini demokratikleşme çerçevesi ile sınırlasınlar ve önümüzü görelim, boşa kürek çekmeyelim, birbirimizi kandırmayalım” diyor.   

BÖLÜNMEK KOLAY DEĞİL

Bence de tartışmayı bu zemine taşımadan, hiçbir şeyi doğru dürüst konuşmaya imkân yok. Ancak bu ortam sağlanabilse de, çözümün kolayca bulunamayacağını şimdiden bilmek lazım. Bir büyük yolculuğa çıkarken, önümüze ne türden zorluklar çıkacağını hesaba katmakta fayda var.

Bir kere takdir edersiniz ki, bu iş öyle “referandum”, yani kafa sayısı ile hızlıca çözülebilecek gibi değil. Her şeyden önce, “Türkler zaten bölünme istemiyor, o halde ne istediklerini Kürtlere soralım” dediğinizde, “Kürt vatandaş” tespiti yapamayacağınıza göre, “Türkiye vatandaşlığı” temelinde genel referandumdan söz ediyoruz demektir. Bu durumda velev ki, Kürt vatandaşların tümü ayrılma yanlısı olsunlar, Türkiye genelinde ayrılma isteğinde olanların oranı düşük çıkacak.

İkincisi “ayrılmak”, “boşanmak” veya “bölünmek” dediğinizde, “hangi coğrafya”dan bahsettiğimiz konusu sonsuza kadar tartışmaya açık, tespiti imkansız bir konu olacak.

Üçüncüsü Kürtler adına siyaset yapanlar, muhtemelen taktik olarak, bu aşamada ayrılma yanlısı bir tavır takınmayacaklar.

ÖZGÜRCE TARTIŞMAK

Yine de bağımsız veya federe bir Kürt devleti hayalinden yola çıkanların eteklerindeki taşları korkusuzca dökebilecekleri bir tartışma zemini, ortak bir nokta yakalayabilmek adına iyi bir fırsat olurdu. Bölünme veya ona yakın hayalleri olan Kürtler, bu siyasi hedefin maliyetleri ile yüzleşir, “bölünme” lafını tartışmaya açmak istemeyen Türkler, aslında Kürtlerin tümünün, azimle ve fakat “sinsi” biçimde bu yolda yürümediğini görme fırsatı bulurlardı.

Sonuçta, bölünmeyi tartışmaya açmak anlamlı, ancak referandumla bu işi hızla sonuca bağlamayı ummak manasız. Keşke bir an önce, özgürce her şeyi konuşmaya başlayabilsek. Ama boş konuşmasak, mesela Hindistan’ın bölünme hikâyesini, benzer hikâyeleri bir kez daha düşünsek...

Böylece Türkler de Kürtler de, mevcut siyasetlerinin muhtemel maliyetleri ile sahiden yüzleşebilseler...

X