Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'Bölgede ciddi sismik faaliyet sürüyor'

    İSTANBUL (A.A)
    21 Ekim 2005 - 10:59Son Güncelleme : 21 Ekim 2005 - 10:59

    Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Ege Denizi'nin İzmir Seferihisar açıklarında ciddi bir sismik faaliyetin devam ettiğini belirterek, “Bu sürecin bir müddet daha devam edeceğini İzmirlilere duyurmak istiyoruz. Dolayısıyla sürekli tedbirli ve teyakkuz durumunda olmaları gerekir” dedi.

    Enstitü yönetim binasında saat 02.45'te düzenlenen basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Barbarosoğlu, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile Ulusal Deprem Konseyi adına İzmirlilere ve İzmir yöresinde yaşayan halka “geçmiş olsun” dileğinde bulundu.
      
    Prof. Dr. Barbarosoğlu, İzmir'de 17 Ekim sabahı saat 08.45'te başlayan sismik faaliyetin halen devam ettiğini, bu faaliyetin bir parçası olarak bugün 00.40'ta yine 5.9 büyüklüğündeki bir depremin İzmirlileri uykusundan uyandırdığını söyledi.
      
    YÖREDE AKTİF FAY VAR

    Daha önce de yörede birçok aktif fay bulunduğunu ve bölgede bir deprem dizini beklentisi içinde olduklarını ifade ettiklerini anımsatan Prof. Dr. Barbarosoğlu, şunları kaydetti:
      
    “Dolayısıyla önce artan, belli bir noktada 5'li büyüklüklerde deprem üreten, sonra azalan ve tekrar kendini yenileyen bir patern, 3-4 gündür devam etmektedir. Bu deprem öncesine kadar rasathanemiz 1300'den fazla deprem kaydı almıştır. Yani yörede ciddi bir sismik faaliyet devam etmektedir. 00.40'ta meydana gelen 5.9 büyüklüğündeki depremden sonra ise şu ana kadar 75 artçı meydana geldi. Yani bu depremin bile 75 artçısı oldu. Dolayısıyla ciddi bir sismik faaliyetten bahsediyoruz.”
      
    “PANİĞE GEREK YOK”
      
    Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, bu sismik faaliyetin boyutlarını derinlemesine inceleyeceklerini belirterek, “Bu sürecin bir müddet daha devam edeceğini İzmirlilere duyurmak istiyoruz. Dolayısıyla sürekli tedbirli ve teyakkuz durumunda olmaları gerekir. Ancak herhangi bir paniğe gerek olmadığını ifade etmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

     "SİSMİK FAALİYET BİNALARI YORUYOR. HASAR GÖREBİLECEK BİNALARA GİRİLMEMELİ"

    Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Ege Bölgesi'nde devam eden sismik faaliyetin binaları her geçen gün biraz daha yorduğunu belirterek, “Dolayısıyla hasar görebilecek binalara girilmemesi konusunda uyarımızı kuvvetle tekrarlıyoruz” dedi. Prof. Dr. Barbarosoğlu, hem istatistiksel açıdan, hem de yer bilimlerinin jeolojik değerlendirmeleri sonucunda, yaşanan deprem faaliyetinin yörenin özellikleriyle uyumlu ve normal olduğunu değerlendirdiklerini bildirdi.
      
    Ancak doğanın kendi kuralları içinde özel bir kurgusu bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barbarosoğlu, şöyle konuştu:
      
    “Dolayısıyla İzmirliler'in özellikle dikkatli olmalarını ben şahsen öneriyorum. Özellikle binalarında hasar meydana gelmiş, evlerinde çatlak oluşmuş, hasar görebileceği ihtimali olan, kullanılmayan binalara bundan sonra özellikle girilmemesi gerekmekte. Çünkü sismik faaliyet binaları her geçen gün biraz daha yormaktadır. Dolayısıyla hasar görebilecek binalara girilmemesi konusunda uyarımızı kuvvetle tekrarlıyoruz.” 
    Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise, 17 Ekim sabahından itibaren başlayan sismik hareketliliği izlediklerini belirterek, bölgede çok sayıda aktif fay bulunduğunu ve bunların birbiriyle ilişkileri nedeniyle çok sayıda küçük ve orta büyüklükte deprem ürettiklerini söyledi.
      
    “AKTİVİTE BİR MÜDDET DAHA SÜRECEK”
      
    Son depremin de bölgenin kendine özgü jeolojik ve sismolojik yapısından kaynaklandığını vurgulayan Prof. Dr. Eyidoğan “Buna benzer aktivitenin bir müddet daha süreceği kanısındayız” dedi.
      
    Prof. Dr. Eyidoğan, “bölgede beklenebilecek en kötü senaryonun ne olabileceği” yönündeki bir soru üzerine de şu yanıtı verdi:
      
    “Bölgenin birbirine paralel çok sayıda deprem yaratacak faylarla donandığını görüyoruz. Bu 5 virgüllü depremlerin mekanizmasına, çözümlerine baktığımız zaman aynı rejimin sürekli deprem ürettiğini fark ettik. Bölgede mevcut yapıyı incelediğimizde, umarım yanılmayız, 6.0'dan daha büyük deprem olma olasılığı (bu 6.5'a kadar çıkabilir. Tarihsel süreç içinde 6.6 büyüklüğünde depremler var) 6.0-6.5 arasında deprem olma olasılığı var. Ama bunun zamanını söylemek mümkün değil.
      
    Bölgenin şu andaki yapısı, başlayan aktivite ve gelişen duruma göre, bölgede halkımızın zayıf, problemli yapılardan, çatlağı ve sorunları olan yapılardan uzak durması, kullanmamasını özellikle tavsiye ediyoruz.”  
      
    Prof. Dr. Eyidoğan, 5.9 büyüklüğündeki depremin olası İstanbul depremi ile bir ilişkisi bulunup bulunmadığı yönündeki soruyu da, ”Hayır, sistem kendi içerisinde çalışmaktadır. Türkiye'nin başka yerlerindeki depremlerle ilişkili değildir. Bunu çok açık ifade etmek isterim” yanıtını verdi.
      
    “DAHA BÜYÜK ÖLÇEKLİ DEPREM BEKLENMİYOR”
      
    Ulusal Deprem Konseyi üyesi Prof. Dr. Ömer Alptekin ise bölgede meydana gelen en büyük depremin 1970 yılında Gediz'de kaydedilen 7 büyüklüğündeki deprem olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
      
    “Fakat bu grabenler üzerinde ve düşey atımlı hareketlerle olmuştur. Bu karşılaştığımız depremler ise hemen sahilde bu grabenlerin uçlarını keserek kuzeybatı-güneydoğu ve kuzeydoğu-güneybatı yönlerinde uzanan doğrultu atımlı faylar üzerinde meydana gelmektedir. Buradaki faylar çok büyük ölçekli faylar değil ve dolayısıyla bunların üretebilecekleri deprem büyüklükleri genellikle 6.0'ın altındadır. Ender olarak 6.0'ın biraz üzerinde depremler olabilir. Fakat çok daha büyük ölçekli deprem burada beklenmiyor. Çünkü bu faylar bu kadar büyük enerjiyi biriktirecek kadar büyük faylar değil.”
      
    Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Jeofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Niyazi Türkelli de 5.9 büyüklüğündeki depremin, İstanbul'un bazı ilçelerinde de hissedildiğini, bunun zemin özelliklerine bağlı olarak normal olduğunu söyledi.
       
    Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM) Müdürü Dr. Doğan Kalafat da, bölgede çok sık olmasa da yaklaşık 4-5 veya 6 yıllık periyotlarda 5.8'lik depremler olabildiğini belirterek, bunu bölgenin olağan aktivitesi şeklinde değerlendirmek gerektiğini kaydetti.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı