Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bol Sıfırlı Ligi’nden nasıl düştük?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ı, YTL’den TL’ye geçişle ilgili toplantıda izleyince, 1990’larda ‘sıfırlı paralarla’ ilgili yaptığım araştırmaları hatırladım.

 Bu konuda epey çalışma yapmış, hatta bir ‘sıfırlı para’ koleksiyonu da oluşturmuştum.

1994 yılındaki araştırmada Türkiye, ‘en sıfırlı paralar’ liginde ilk 3’te yer alıyordu. 20.000.000 YTL’lik banknotla, Nikaragua, Zambia, Zaire gibi ülkelerin arasındaydı. Bu ülkeler ‘sıfır sildikçe’ Türkiye’nin yeri de değişiyordu. Neyse ki, YTL Planı devreye girdi ve Türkiye büyük bir girdaptan kurtuldu.

Yoksa Türkiye’yi ‘hiper enflasyon kurbanı’ ülkelerin kaderi bekliyordu. Örneğin, Macaristan’da 1920’lerde 100 kentrilyonluk banknot basılmıştı. Almanya, savaş sonrasında milyar marklık para birimini kullanmıştı. 1990’ların başında Sırbistan’da1 kilogram sosisin fiyatı 20 trilyon dinara çıkmıştı./images/100/0x0/55eb5717f018fbb8f8baf71f

YTL hayatımızı değiştirdi

Bizim çocukluğumuzda 100 TL’lik banknotlar vardı. Onu da pek görmezdik. 1980’ler ve sonrasında sıfır sayısı enflasyonu başladı. 1000, 5000 derken, 20 milyona kadar geldik. 2001 yılındaki kriz sonrasında başlayan programla, YTL süreci başladı. Sıkıntılara rağmen YTL Projesi başarıyla yürütüldü ve 2009 başında TL kullanmaya geri dönüyoruz.

Merkez Bankası Başkanı’nın tanıtımı sonrasında dünyadaki banknotları tekrar gözden geçirdim. Tam 112 banknotu değerlendirdim. Euro ve doları birden fazla ülke kullanıyor. Bu nedenle ülke sayısının 130’a yakın olduğunu düşünmek gerekiyor.

Banknotlardan çıkan mesajlar

-Şimdiye kadar Türkiye gibi çok sayıda ülke ‘sıfır atma’ operasyonu yaptı. Bazılarında birden fazlası yaşandı. Türkiye, zor bir projeyi başarıyla yürüttü.
-Şu anda kullanımdaki en büyük banknot 100.000’likler. Ancak, merkez bankası etkin olmayan, internette varlığı bulunmayan küçük Afrika ülkelerinde belki daha büyük banknotlar vardır.

-En yaygın kullanılan büyük banknotun 1000’lik olduğu görülüyor. Ardından gelişmiş ülkelerin de tercih ettiği 100’lükler geliyor.
-Türkiye, ‘sıfır liginde’ 1990’larda ilk 3-5 arasında gidip geliyordu. Şimdi 200 TL’lik banknotlar sonlara yakın sıralarda yer alıyor.

-Listenin başında ise 100 binerlik banknotlarla Belarus, Kamboçya ve Paraguay var. Liste ağırlıklı olarak Asya ve Güney Amerika ülkelerinden oluşuyor.

 “KRİZ GELİR Mİ” SORUSU ANLAMSIZ/images/100/0x0/55eb5717f018fbb8f8baf721

Bütün bayram tatili süresinde şu soruyla karşılaştım: ‘Ne diyorsunuz, kriz çıkar mı?’ Belki birkaç yıl önce sorulsa anlamlı olabilirdi. Ancak, şimdi böyle bir soruya pek ihtiyaç yok. Zaten krizin tam ortasındayız. Bütün dünya çalkalanıyor, oturmuş piyasalar yerinden oynuyor, dev bankalar batma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Üstelik dalgalar Türkiye’ye de ulaşmış durumda…

Gördüğüm kadarıyla Türk vatandaşı için krizin tanımı biraz farklı… Yaşadıklarımız henüz kriz olarak görülmüyor. ‘Doların ani fırlaması ve çok yüksek faiz’ krizin işareti olarak kabul ediliyor. Yani bir ölçüde krizde ‘2001 kriterleri’ dikkate alınıyor.

2001 tekrarlanır mı?

Aslında ‘kriz gelir mi’ diye soranların aklında hala 2001 var. Herkes o kötü günlerin geri gelmesinden korkuyor.

İşin doğrusu ben bu kadar kötümser değilim. Üstelik her zaman temkinli değerlendirmeler yapan uzmanların da aynı görüşte olduğunu görüyorum. Örneğin, Shuaa Capital’in Türkiye temsilcisi Afa Boran hep temkinlidir. O nedenle ‘kriz senaryolarına’ bakışını önemsiyorum.

Afa Boran, ‘Herkes bugün Türkiye’nin durumunun 2001’e kıyasla daha iyi olduğunu biliyor. Bugün dünyanın durumu çok kötü. Oradan bize yansıma oluyor’ diye konuşuyor.

Ona göre, ‘bizdeki değerler, dünyanın durumuna göre çok yüksek.’ Bu nedenle de yüksek düzeylerin, dünya normallerine gelmesi gerekiyor. Yani işin özeti Afa Boran, dolarda yükseliş, borsa ve diğer varlıklarda düşüş olmasını bekliyor. Ardından da birkaç konuya daha dikkat çekiyor:

‘Bugünkü esas sıkıntımız, kurların düşük olması ve dış kaynağa çok fazla bağımlı olmamız. Global piyasalar artık riske karşı çok temkinli. Risk almak için daha fazla kazanç talep edecekler.’

Ona göre, bu talep, bizdeki kurlar ve varlık fiyatlarını ciddi etkileyebilir. Zaten bunun işaretleri de geliyor. Dolar 1.35’e dayandı, borsa 32 bine yaklaştı.  Peki daha da gider mi? Gider ama bu kadar düşüşten sonra toparlanma da olabilir. 2001 ise uzak ihtimal…


TURİZMİN GELECEĞİNDEN İYİ HABER

Geçen hafta içinde Kaya Turizm Grubu’nun CEO’su Sami Türkay i ile karşılaştım. Dünyanın krizden kıvrandığı, reel sektöre yönelik endişelerin arttığı ortamda, turizmle ilgili görüşlerini de aldım.

Hemen mesajı vereyim. Sami Bey, o kadar olumsuz değil. 2009 yılının, 2008 düzeyinde geçebileceğini düşünüyor. Bunu da yabancı tur operatörleriyle yaptığı pazarlıklara dayandırıyor.

Kaya Ailesi’ne ait Kaya Turizm Grubu’nun 1’i golf olmak üzere 7 tesisi bulunuyor. Yatak kapasitesi ise 7 bine ulaşmış durumda. Müşterilerini Rusya, Avrupa Birliği ve Türk vatandaşları oluşturuyor. Yani tam Türk turizminin profilini yansıtan müşteri kitlesine sahip… O nedenle Sami Türkay’ın dikkat çektiği konuların sektör için önemli olduğunu düşünüyorum. İşte değerlendirmelerinden satır başları…
2009 yılında turizm

-2008 sezonunu çok iyi geçirdik. Özellikle Antalya’daki tesislerimiz sezonda yüzde 100 dolulukla geçirdiler.

-Yeni sezon görüşlerimiz başladı. TUI, Neckermann ve RV gibi üç dev tur operatörleriyle yaptığımız görüşmelerde, 2009 yılının kolay olmayacağını gördük. Ancak, 2008’den de kötü geçmeyecek.

-Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın düşeceğini, buna karşılık Rusya’nın yükseleceğini tahmin ediyoruz.

-Görüşmeler sonunda 2009 yılı için yatak fiyatlarına yüzde 10 zam yaptık. Ama kabul ettirmek kolay olmadı.

-Türkiye belli bir mesafe aldı. Terör, kriz gibi konulara neredeyse alıştık. Krizi yönetmeyi iyice öğrendik. O nedenle 2009’ü sektör açısından zor görmüyoruz.


 

X