« Hürriyet.com.tr

BOĞAZ'DA JAMES BOND GİBİ HİSSEDİYORUM

Yarattığı Şarlo karakteriyle akıllara kazınan, sessiz sinemanın efsane ismi Charlie Chaplin’in torunu Kiera Chaplin, Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Mango defilesinin özel konuğu olarak İstanbul’a geldi. Daha önce de pek çok kez ülkemizi ziyaret eden Chaplin, “Boğaz’dayken kendimi James Bond gibi hissediyorum” dedi.

Röportaj: Gülbahar KARAKUŞ Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN
X

KIERA CHAPLIN FOTOĞRAFLARI           

* Bildiğim kadarıyla Türkiye’ye daha önce de defalarca geldiniz. Bu kaçıncı ziyaret?  
 
- Beş ya da altıncı sanırım. Bunun üç-dört tanesi İstanbul ziyareti... Bir kez Antalya’ya gelmiştim film festivali için... Bir de tatil için Bodrum’a...

* Bu ziyaretin tek sebebi iş miydi peki?    

— Hem iş hem tatil... Burada arkadaşlarım var, onları ziyaret etmeyi seviyorum.  

* Ülkemizi çok sevdiniz anlaşılan...

- Evet, çok güzel bir ülkeniz var. İnsanlarını da yemeklerini de seviyorum.

* İstanbul’da yapmayı en çok sevdiğiniz şey ne?

— Gece restorandan çıkıp tekneyle Boğaz turu yapmak gerçekten çok güzel ve eğlenceli. Başka hiçbir yerde böyle bir şey yaşamadım. O turlarda hep kendimi James Bond gibi gizli bir görevde hissediyorum.

SANAT SEVGİSİ VE TUTKU BÜYÜKBABADAN YADİGAR

* Modelliğe devam ediyor musunuz?

- Ediyorum. Ama eskisi kadar ağırlıklı bir yeri yok hayatımda.

* Peki ya oyunculuk?

- Ona da devam... Geçen yıl Tommaso Rossellini’yle bir film çektik, adı “Interno Giorno”... Şimdi bir mini serinin prodüktörlüğünü ve sanat yönetmenliğini üstleneceğim ayrıca... Eğlence sektöründe sadece tek bir işle yetinmen gerekmiyor. Kendimi yaratıcı bir insan olarak görüyorum, bu yüzden de harika insanlarla işbirlikleri yapıp, farklı işler ortaya koymayı seviyorum.

* Yani yaptığınız işler arasında bir öncelik durumu yok?

— Doğru... Yaptığım her işi çok seviyorum.

* Yeteneğinizi dedenizden mi aldınız sizce?

— Bilemiyorum ki... Ailenizde yetenekli birinin olması, sizin de yetenekli olacağınız anlamına gelmez. Öyle bir koşul yok. Büyükbabamdan eğlence, film ve sanat sevgisini almışım ama, o ayrı... Bir de tutkuyu...

* Çocukluğunuzda dedeniz hakkında hikâyeler anlatılır mıydı evinizde?

— Çok az hikâye duydum onun hakkında. Daha çok biyografiler okudum, filmlerini izledim. Onun hakkında kendi kendime bilgi sahibi oldum diyebilirim. Ailem, beni dedem hakkında bir şeyler öğrenmem konusunda zorlamadı.

YAŞAYAN ŞEHİR OLDUĞU İÇİN NEW YORK’TAYIM

* Buraya Mango defilesi için geldiniz. Modayla aranız nasıl?

- Modayı, kıyafetleri, ayakkabı ve çantaları tabii ki çok seviyorum. Tek bir parça yeni kıyafet alsam bile kendimi iyi hissediyorum. Nasıl giyindiğin senin nasıl biri olduğunu gösterir. Üzgün olduğunuzda da kıyafetler size kendinizi iyi hissettirebilir.

* Hayatta yapmayı en çok sevdiğiniz şey nedir?

- Gününe göre değişir. Bazen gezmek çok güzelken, bazen uyumak harika geliyor. Ama genel olarak at binmeyi, arkadaşlarımla yemeğe çıkmayı, sinemaya gitmeyi, Broadway’de müzikal izlemeyi çok severim. Tabii bir de seyahat etmeyi...

* Nerede yaşıyorsunuz?

— New York’ta...

* Neden New York?

— Aslında İsviçre’de büyüdüm, sonrasında çok kısa bir süreliğine Paris’te yaşadım. Ardından oyunculuk eğitimi almak için New York’a gittim. Bir sene sonra Los Angeles’a taşındım, orada filmler yaptım ve altı yıl Los Angeles’ta kaldım. Beş yıldır da New York’tayım. Orayı tercih ettim çünkü yaşayan bir şehir. Bir de tam ortada yer alıyor, istediğimde Avrupa’ya da, Los Angeles’a da kolayca gidebiliyorum.

AKSİYON FİLMİNDE ROL ALIP DÖVÜŞMEK EĞLENCELİ OLUR

* Ne tür filmlerde rol almak istersiniz daha çok?

- Aslında aksiyon türünü çok seviyorum. Bir aksiyonda rol almak, bunun için öncesinde dövüşmeyi öğrenmek sanırım eğlenceli olur.

* Charlie Chaplin’in tüm filmlerini izlediniz mi?

- Evet, sanırım hepsini izledim.

* Peki favoriniz hangisi?

- “Modern Times” tam bir klasik... “The Kid”i de seviyorum. Bir de “The Great Dictator” tabii.

* İsmini dedenizin “Limelight” filminden alan bir yapım şirketinine ortaktınız. O ortaklık sürüyor mu?

- Hayır, şirketi kapattım. O bir prodüksiyon ve dağıtımcı firmaydı. Bu işler çok zaman aldığı için bıraktım.

* Türkiye’den bir film teklifi alsanız oynar mısınız?

- Senaryoyu, rolü beğenirsem neden olmasın...

Kaynak: Röportaj: Gülbahar KARAKUŞ Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'da doğal güzellik: Lago di Braies
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bilim insanları açıkladı: Mars bir okyanus kadar su kaybetti!
GezginGezgin
Güneydoğu Asya'nın saklı hazinesi: Laos
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Pisa kulesinden daha eğri minare! Üstelik Türkiye'de...
GezginGezgin
Özgürlüğün tadına varacağınız yer: Sarıgerme
SonbaharSonbahar
Sonbaharın en güzel 5 şehri