Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bodrum’da Kürt açılımı!

BODRUM Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon, her yıl “yılın bir bölümünü Bodrum’da geçiren ünlü isimler” için bir gece düzenler.

Bu yılki davete çok sayıda tanınmış siyasetçi, gazeteci, işadamı ve sanatçı katıldı.

Ali Şen, Can Pulak ve ben aynı masada oturduk. Eşim Emel ve kızım Pınar diğer hanımlarla modadan, sanattan bahsederken, biz “Kürt açılımı” konusuna daldık.

Can Pulak çok eski bir arkadaşım ve meslektaşımdır. Günaydın Gazetesi’nde uzun yıllar birlikte çalışmıştık. Turgut Özal’ın başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde onun danışmanı olarak önemli görevler yaptı.

Can Pulak, hem gazetecilikte hem siyasette deneyimli bir kişi olarak “Kürt açılımı” konusundaki düşüncelerini anlattı. Pulak’ın sert, gerçekçi ve haklı görüşlerini okurlarımla paylaşmayı faydalı buldum. Özetliyorum:

* * *

Bir “Kürt açılımı”dır gidiyor.

Kapalı kapılar ardında Türk milletinden gizlenen senaryolar yapılıyor. Başımıza örülen çoraplardan haberimiz yok. Ne yapılıyor? Ne yapılmak isteniyor? Bilen varsa beri gelsin!

Yol haritası çiziliyormuş! Öyle bir formül bulmuşlar ki, hepimiz kucaklamışız... Gel de gülme! Kiminle anlaşacağız, kiminle barışacağız, kiminle kucaklaşacağız? Binlerce masumun katilleriyle mi? Vatan hainleriyle mi? Toprağımızın bölünmesi için savaş verenlerle mi?

Buna bizim adımıza kim karar verebilir? Abdullah Bey’in ısrarı, Recep Bey’in çabası, Beşir Bey’in telaşı yeter mi buna?

* * *

Gidin referanduma... Sorun bakalım millete... Teröristleri affedecek, İmralı’daki katili rahatlatacak, Meclis’teki uzantılarını memnun edecek bir karara ‘Evet’ der mi?

Kafayı Kürt açılımına takanlar, biraz da dönüp “Türk açılımı”na baksınlar.

Çarpık demokrasimizin Meclis’e soktuğu PKK uzantıları, Türkiye’ye, milli değerlerimize hakaret yağdırıyorlar. Suskun milyonların kafasını attırmak için ne mümkünse yapıyorlar.

Suskunluk korkudan değil, devletin bir gün görevini layıkıyla yapabileceğine olan inancın hâlâ korunmasından kaynaklanıyor.

* * *

Kürt açılımına tepkiyle bakanlar şu soruları artık açıkça sormaya başladılar:

Kürtlerden neyi esirgedik?

Bakın nüfus kâğıtlarına, milletvekillerinin yüzde 65’i Doğu ve Güneydoğu kökenli değil mi? Kürt cumhurbaşkanlarına, başbakanlara, Meclis başkanlarına sahip olmadık mı? Üst düzey bürokratların yüzde 70’i, devlet memurlarının yüzde 68’i Kürt kökenli değil mi?

Sanatçıların, büyük işadamlarının çoğu Doğu ve Güneydoğu kökenli değil mi?

İşte, İstatistik Genel Müdürlüğü orada duruyor. Araştırsınlar ve gerçeği ortaya çıkarsınlar!

* * *

Yetti artık Kürt istismarcılığı!

Yoksulluk edebiyatı yapıyorlar.

Yoksulluk varsa, İç Anadolu’daki Türk köylerinde âlâsı var!

Bunları sorgulayanlara ‘Bölücülük yapma’ diyorlar, Türkiye’yi gerçekten bölmek için silaha sarılanlara uzlaşma kapılarını açıyorlar.

Böyle mi yönetilir devlet? Buna ‘devletin iflası’ denmez de ne denir? Yazık!”

X