« Hürriyet.com.tr

Böcek ihracı...

1960’lı yıllarda Avrupa’nın başta Almanya olmak üzere bir çok ülkenin işçi açığını kapatmak için yollara koyulan gurbetciler yarım asırdır çok aşama yapmışlardır diye düşünürdüm. En azından üçüncü kuşak Avrupalılaşmıştır artık diye içimden geçirirdim ama nerde? Eğer gözlerimde görmeseydim gurbetcilerin bu kadar geri kalmış olabilecekleribe inanmazdım. (Sezai BAYAR / Hürriyet)

Hürriyet Haber
X

Ve hâlâ sağlık koşullarından böylesine bihaber kaldıkları aklımın ucundan geçmezdi.

 

Gelelim yaşadığım olayın ayrıntılarına.

 

Geçtiğimiz cumanın cumartesiye bağlandığı saatlerde yani cumartesinin 03.30 sularında Esenboğa yolundayız.

 

Kızımızı yurt dışına uğurlayacağız.

 

Havaş’ın servis aracıyla yola çıkmak zorunda kaldık.

 

Nedeni,Esenboğa’daki yeni yol çalışmaları nedeniyle gözümüz korkutulmuştu:

 

“Aman aracınızla gitmeyin, Esenboğa yerine başka bir ilçeye gitmiş olabilirsiniz. Yollar çok karışık.”

 

Kimileri olayı öylesine abarttılar ki, Fredy’nin Kabusu filmlerini andıran sahneleri gözlerimizin önüne sermeye çalıştılar.

 

Neticede Havaş’ın servis aracı hiç bir güçlükle karşılaşmadan bizleri 24 dakikada alana ulaştırdı.

 

Kendi aracımızda daha önceleri 45 dakikada gittiğimiz yol aynıydı. Demek ki bir yanlışlık var dedik sonunda.

 

Alanda uçağımzın kalkması için uzun bir süre vardı.

 

Erken gittiğimizden olacak Stuttgart’a gitmek için salona dolan Alamancıları izleme fırsatı buldum.

 

THY uçaklarını değil Onur Air’in tercih eden gurbetçiler için özel hava şirketi en az 10 bankoda harıl harıl işlemlerini sürdürüyordu....

 

Arka arkaya kalkan uçaklara binmek için sıraya girenlerin, kuyrukları oluşturanların giyimleri son derece iyiydi. Üçüncü kuşak erkek ve kızların kiyafetleri ise Avrupalılara yakın ve uyumlu görünüyordu..

 

Ama valizleri...

 

Ellerindeki karmaşık olduğu belli, bohçalanmış, poşetlere doldurulmuş malzemeler dikkati çekiyordu.

 

Yani ucuz malzeme alışkanlığı hâlâ sürüyordu.

 

Uçaklar peşpeşe kalkti..

 

Bir süre büyük salon sessizliğe büründü.

 

Bir süre sonra ise bir anons yapılıyordu:

 

“Salonda sahipsiz bir valiz bulunmuştur. Kaybedenin polis noktasına gelmesi rica olunur.”

 

Bu anons bir kaç kere devam etti. Merak etmedim değil.. Bir valizi unutmak için insanın önce kendisini unutması gerekirdi.

 

Neyse zaman geçti, polis noktası önünde iki memurun bir valizin başında içindekileri elden geçirdiklerini gördüm. Olay yerine gittiğimde iki memurdan biri valizden çıkan eşyaların listesini yazıyordu.

 

Diğeri tek tek isimlerini söylüyordu: İki kilo kadar taze kaşar.. Bir kilo sucuk. Yarım kilo kurutulmuş nane. İki demet taze maydonoz. Bir kadın çorabı. Bir erkek çorabı. Bir çift spor çocuk ayakkabısı. Bir sutyen. Yarım klio kurutulmuş baharat. Bir pantolon kemeri...”

 

En sonunda valizin dibinde iki adet iri mi iri karafatma denilen türden böcek eline çarpmaz mı memurun.

 

Memur birden “Allah kahretsin, bu böcek burada ne arıyor” diye ayağa kalkınca gözgöze geldik.

 

Memur “İşte 60 yılda aldığımız mesafe. Biz Avrupa’ya öldüren kene bile ihraç ederiz bu gidişle” deyince, gözlerime inanmasam olmaz, duyduklarıma kulak tıkasam olmaz.

 

Hayretler içinde dondum kaldım!

 

Belli ki götüreceği eşyalar arasında, fazla ağırlığa para ödememek için gözden çıkarılan gurbetçi valizi, yasa gereği içindekilerle birlikte emanete alınmak zorundaydı.

 

Valizin içindeki mevcutlar için zabıt tutulmuştu.

 

İki böcekse listeye konulmadı.

 

Avrupalı gurbetcimizin yarım asırdır hâlâ yerinde saydığı belli olmasın diye...

 

Yabancıları değil...

 

Sadece kendimizi kandırdık böylelikle.

 

Sezai Bayar

Kaynak:

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyadaki ilginç batık kentler!
GezginGezgin
'Güzel Atlar Ülkesi'nde romantik macera (Kapadokya)
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
İtalya'da ucuz alışveriş rotaları
GezginGezgin
Rüzgârın sesini bir de burada dinlemeli: Alaçatı
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Amerika'nın gizli belgeleri bu anıtların arkasında!
GezginGezgin
Tazminat parasıyla motosikletle dünyayı geziyor!