Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

BM’deki sekizinci kurum

Essen<BR><BR>BİRLEŞMİŞ Milletler’de Almanya’dan onaylanan, orada kabul gören sivil toplum kuruluşlarının sekizincisi. Yani, herhangi bir devlet başkanı ya da kuruluş gibi, New York’ta BM kürsüsünden düşüncelerini dile getirebiliyor.

Son olarak, Faruk Şen’in geçen eylülde o kürsüden göçmen sorunlarının uluslararası boyutlarını aktardığı gibi.

Ekonomik, sosyal ve siyasal araştırmalar yapıyor. Göç, kültür, İslami sermaye konularında ülkelere ve kurumlara yaptığı araştırmalarla güven kazanıyor. Türkiye ile Almanya arasında araştırma açısından köprü niteliğinde. Avrupa’da yaşayan Türkler’in sorunları, öğrenciler, işverenler, Avrupa Birliği’nin kendi içindeki sorunlar ve konular, Türkiye-AB ilişiklerine dönük çalışmalar, yine bu kurum tarafından gerçekleştiriliyor.

Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) yirminci kuruluş yılını kutluyor. Faruk Şen başkanlığında 1985’te Bonn’da atılan adım, bugün Avrupa çapında örnek bir sivil toplum örgütüne dönüşüyor.

SİLAH FABRİKASI

Bina eski bir silah fabrikası. TAM 91’de Essen’e taşınıyor. Eski ve tarihi değerde bir bina buluyor. Bu eski silah fabrikası, şimdi TAM’ın Essen’deki merkezi.

Çok modern bir ortam. 32 kişilik çalışma kadrosu içinde Azeri, Bulgar, Türk, Alman ve başka uluslardan sosyolog, iktisatçı, etnolog, siyaset bilimci, İslam bilimci uzmanlar var.

Almanya’da, Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Faruk Şen’in kurduğu ilişkiler, araştırmaların güvenirliği ile birlikte, TAM’ı Almanya’nın en güvenilir sivil toplum örgütleri arasına sokuyor. Bunun sonucunda, Alman Basınında ayda ortalama 130 TAM haberi yer alıyor.

Bütçesi iki milyon Euro’yu biraz aşıyor. Bunun 440 bin Eurosu Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nden sağlanıyor. 60 bin Euro’su banka faizlerinden geliyor. Yılda bir milyon Euro gelir getiren araştırmalarıyla kendi kendini besliyor.

AB DOSYALARI

Almanya’da ve Türkiye’de özel firmalara da araştırma yapıyor, devletlere de. Özellikle AB konusunda uzmanlarıyla bizim Dışişleri Bakanlığı ile DPT’ye çeşitli araştırmalarıyla bilgi aktarıyor. Merkez Bankası’na Alman ekonomisine dönük araştırma yapıyor.

İspanya, Portekiz ve Yunanistan ile karşılaştırmalar, tam üyelik halinde AB Bütçesine Türkiye’nin etkileri gibi, teknik konular, şu anda Dışişleri’nin masasında.

20. kuruluş yılını kutlayan TAM için Essen’deyim. Araştırmalar, çalışma ekibi, çalışma ortamı ile TAM sivil toplum kuruluşunun nasıl olması gerektiğini gösteren bir örnek.

Türkiye’de iki yüz bini aşkın sivil toplum örgütü var. Yerel anlamda çoğu çok güçlü. Tuttuğunu kopartan örgütler. Hepsi de, kendi yağıyla kavruluyor. Ama, başardıkları işler, yerel etkilerini çoktan aşıyor. Toplumun kılcal damarlarındaki kanlar sivil toplum örgütlerinin dinamiğinde harekete geçiyor. Hatta, bir adım ötesi, bir tarihte sendikaların etkinliğini, günümüzde sivil toplum örgütleri alıyor.

O nedenle, içerde ve dışarda bu tür örgütler ilgimi çok çekiyor.

İşte, tipik ayrımcılık

BUGÜN AB ile masaya oturuyor Türkiye. Essen’deki TAM merkezinde daha çok AB’ye yoğunlaşıyorum o nedenle.

Örneğin, serbest dolaşım. AB Türkiye’nin nüfus ve işgücünü dikkate alarak, bundan çekiniyor ve emeğin serbest dolaşımını ertelemek istiyor. Oysa, İspanya, Portekiz ve Yunanistan örnekleri var. Şu kural geçerli. Bir kimse iş bulmak için herhangi bir AB ülkesine gittiğinde, doksan gün içinde iş bulmak zorunda. Yoksa, geri dönüyor. Yani, ömür boyu orada iş aramıyor. O nedenle, AB’nin Türkiye’ye yönelik bu itirazını anlamak kolay değil.

Kaldı ki, örneğin Almanya’da herhangi bir işveren ‘ben yabancı işçi istemiyorum’ demek hakkına sahip. Bir tür ayrımcılık. Üstelik bu yasal. Almanya’da işsizliğin beş milyona dayandığı şu sırada, Türklere yönelik ayrımcılığa sık rastlanıyor.

Futbol ve sanat

AB’de en geçerli imaj iki farklı dal üzerinden kitlelere yayılıyor. Sanat ve futbol.

Örneğin, Barbar Türkler imajını silen birkaç olay var. Hatta, Türkiye’yi AB’de sevimli kılan birkaç olay.

Türkiye’nin 2002’de Dünya Futbol Şampiyonası’nda üçüncü olması.

Sertab Erener’in Eurovision’u kazanması.

Fatih Akın’ın yönetmen olarak kazandığı ödül.

Herhangi bir politikacının masada verdiği sözden ya da yeni yatırımlar için açtığı musluklardan çok daha fazla etkiyi bu üç olay yaratıyor. AB halklarına doğrudan ulaşan ve imaj değiştiren konuların başında sanat ve futbol geliyor.

Tam üyelikte 1.8 milyar Euro

ON yeni AB üyesi içinde en şanslı Polonya. AB’den üç yılda toplam 19.5 milyar Euro alıyor.

On yeni ülke arasında verdiğinden daha azını alan iki ülke Malta ve Güney Kıbrıs. Diğer sekiz ülke verdiğinden daha fazla alıyor.

Yeni üyelere giden para eskilerden kesiliyor. Örneğin, Almanya’dan 3.5 milyar Euro kesiliyor. Paranın kesildiği yer, şu anda bulunduğum Ruhr Bölgesi. Ünlü demir çelik bölgesi. Alman sanayiinin ilk kilometre taşlarının döşendiği yerlerden. Almanya AB’den aldığı payı, neden Ruhr’dan kesiyor. Çünkü, AB’den en uzun süre paranın aktığı yer burası.

Demir ve çelik Almanya’dan başka ülkelere, örneğin Polonya’ya kayıyor. Önce emek daha ucuz. Sonra benzer teknoloji artık orada da var.

Bu, çok tipik bir AB olayı. Bir tarihte gelen paralar, artık gelmiyor, başka ülkelere gidiyor. Ruhr sanki bir sessizliğe bürünüyor. AB’ye gelen yeni bir tam üyenin etkisi. Hem AB, hem Ruhr ve benzeri yerlerde yaşayan insanların neler düşündüğünü göstermesi açısından ilgi çekici.

Eğer geçen yıl Türkiye AB’ye tam üye olsaydı, üç yılda AB’den 24 milyar Euro almış olacaktı. İyi para.

Şimdi 2014’ten önce girmemiz söz konusu değil. Çünkü, önümüzdeki ilk AB bütçesi 2014’te. Eğer, 2014’te tam üyelik olursa, AB’nin 29. üyesi olarak, bütçesinden sadece 1.8 milyar Euro alıyoruz. AB, üyelerine verdiği fonlar açısından eski cazibesini yitiriyor. Ama, olay elbette fonları çok aşan boyutlarda.
X