GeriSeyahat Bizimki biraz da acıdan zevk alma sanatı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Bizimki biraz da acıdan zevk alma sanatı

Bizimki biraz da acıdan zevk alma sanatı

Çöl maratonu... 50 derece güneşin altında saatlerce süren bir koşu ve fiziki dayanıklılığın sınırlarını zorlayan koşucular. Büyük Sahra, Gobi, Atakama çöllerinde kızgın güneşin altında günlerce süren bu yarışların Türkiye’den de katılımcıları da var. Tıpkı İstanbullu Alper Dalkılıç ve Rus sevgilisi Elena Polyakova gibi

Alper Dalkılıç (33) Finansbank’ın kurumsal iletişim departmanında çalışıyor. İşteki saatleri genelde masa başında, yoğun e-mail ve telefon trafiğiyle geçiyor. Ama Dalkılıç sabah erken saatlerde ve hafta sonları azılı bir koşucuya dönüşüyor. Her sabah İstanbul Boğazı kıyısında veya Belgrad Ormanı’nda 20 kilometrelik antrenmanları var. Daha sıradışı ve uzun bir parkur isterse Aydos-Çekmeköy taraflarına gidiyor.
Bu antrenmanlar sayesinde Dalkılıç, yıllarca İstanbul’da Avrasya ve Antalya’da Runtalya gibi maratonlarda koştu. İki yıl önce koşu merakını daha uç noktaya taşıdı. “2010’da işyerindeki bir arkadaşımdan Türkiye’nin güney sahillerinde koşulan Likya Yolu Maratonu’nu duydum. Bu yarış sadece koşudan değil aynı zamanda tırmanışlardan da oluşuyordu. Daha önce Türkiye’de, Çin’de ve İran’da yüksek irtifa tırmanışları da yapmıştım. Böylece iki aktiviteyi birleştirmiş oldum” diyor.

50 DERECELİK AÇIK HAVA FIRINI

Dalkılıç, sıkı antrenman yapmak, işyerinden izin almak, katılım bedelini yatırmak, aileden ayrı kalmak gibi tüm sorunları bertaraf edip Likya’da yarıştı. Altı günlük maratonda tam 230 kilometre koştu. Ultramaraton kültürünün içine girmişti bir kere.
Ama bu da ona yetmedi. Daha da zorlusu yok muydu? Vardı elbette. Çöl maratonu! Dünyanın en büyük çöllerinde koşulan bu maratonlar insanın sınırlarını en çok zorlayan yarışlar arasında. Geçen yıl haziran ayında Gobi Çölü Maratonu’nda katılarak ilk tecrübesini yaşadı. “Hazırlık için İstanbul’da en sıcak saatlerde idman yaptım. Buna karşın oraya tam hazır gitmek mümkün değil. Çünkü Gobi gündüzleri adeta bir açık hava fırını gibi. Sıcaklık 50 dereceyi buluyor. Her etapta 10 litre su içmeniz, enerji jelleri yemeniz lazım. Tüm bu zorluğa karşın yarışı tamamladım” diye anlatıyor.

TÜRK-RUS İŞBİRLİĞİ

Gobi, bu sezon için bir nevi prova niteliği taşıdı. Çünkü Dalkılıç bu yılın başında gözünü kararttı. Hedefi dört çöl maratonunu tamamlamaktı: Atakama, Gobi, Sahra ve Antarktika’daki buz maratonu... Bu dördünü aynı yıl bitirenlere ‘grand slam yapmış’ deniyor. Bunu bugüne kadar başaran 11 kişi var. Bu dört yarışlık macera için KlimaPlus-Mitsubishi Electric’in de sponsorluk desteğini aldı.
Bu hedef için bir de özel destekçisi var: Geçen yıl tanıştığı Rus turizmci sevgilisi Elena Polyakova. Polyakova eski bir vücut geliştirmeci ve atlet. Antalya’da çalıştığı yıllarda koşmayı bırakmadı ve Likya Yolu Maratonu’nda yarıştı. Bu yıl dört çöl maratonuna da birlikte katılıyorlar.
 Çiftin 2012’deki ilk durağı mart ayında Güney Amerika’daki Atakama Çölü Maratonu’ydu. Yedi günde tam 250 kilometre koştular. “Şartlar çok zorluydu. Hele tuz gölü bölümünde zemin adeta zımpara gibiydi. En uzun etap 74 kilometreydi. Sabah 08.00’de başladık, neredeyse gece 23.00’te bitirdik. Etap aralarında geceleri yedi-sekiz uykuyla dinlenmeye çalıştık, birbirimize masaj yaptık. Ama parçalanmış, su toplamış ayak gibi zorluklara alışığız. Zaten bizimki biraz da acıdan zevk alma sanatı. Öylesine yorulduk ki Türkiye’ye dönüşte iki hafta yemek yemekten bıkmadım. Hiç idman yapmadım. Zihnimi rahatlattım.”
İki sevgili birlikte koşmanın da moraliyle Atakama’yı geride bıraktı. Şimdi harıl harıl Gobi’ye hazırlanıyorlar. 6 Haziran’da yola çıkacaklar. Hayalleri, Kasım’daki son yarış Antarktika Maratonu’nda bitiş çizgisini el ele geçmek.

Anneme iki gün kala haber veriyorum
ALPER DALKILIÇ

Çöl maratonu sırasında iletişim olanakları sınırlı: Etap aralarında çadırlardaki bilgisayarlarda yazdığınız mesajlar bir blogda yayınlanıyor. Bloga da sevdiklerinizden mesajlar geliyor. Mesela babam sırf beni takip edebilmek için Facebook’ta hesap açtı. Zaten maratona gittiğimi anneme iki gün kala söylüyorum. Üniversite yıllarından itibaren haber vermeyi bıraktım.

İki ultramaraton kazandım
ELENA POLYAKOVA

Rusya’da da sporla haşır neşirdim. Vücut geliştirmede kupalarım var. Türkiye’de yedi yıldır turizm işindeyim. Geçen yıl Likya Yolu Maratonu’nu, bu yıl nisan ayında da İznik Ultra Maratonu’nu kazandım. Koşu sayesinde 10 yıl öncesine göre çok daha formdayım.

ÇÖL MARATONCUSUNA TAVSİYELER

* Yanınıza parmesan peyniri alın. Vücut için ideal bir tuz kaynağı.
* O kadar süre koşunca omuzlar çanta taşımaktan dan tahriş oluyor. Mutlaka omuz bandajı kullanın.
* Yarış başında komik de dursa ayakkabınız iki numara büyük olmalı. Çünkü etaplar ilerledikçe ayaklarınız davul gibi şişecek.
* Bir müzik çalar taşımak faydalı. Koşu boyunca tempolu şarkılardan oluşan bir playlistim var. Ayrıca arkadaşlarımın cesaretlendirici konuşmalarını kaydettim, onları da dinliyorum.

ALPER VE ELENA’NIN 2012 TAKVİMİ

10-16 Haziran Gobi; 28 Ekim-3 Kasım Sahra; 16-26 Kasım Antarktika


Yorumları Göster
Yorumları Gizle