Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bizim Livingstone’lar...

HAYAL áleminde değiliz. O nedenle, Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone’un geçen yıl bir partide kendisine soru soran Evening Standart Gazetesi Muhabiri Oliver Finegold’a kızıp;<br><br>"Bu işten önce Alman savaş suçlusu muydun?" diye sorması ve...

"Hayır... Ben Yahudiyim. Savaş suçlusu Alman değildim" yanıtını alınca;

"Doğrusu tam bir toplama kampı gardiyanına benziyorsun. Öylesin... Çünkü o işin ücretini alıyorsun değil mi?" dedi diye dört hafta süreyle Belediye Başkanlığı görevini yapmaktan alıkonulmasına benzer bir yaptırımın Türkiye'de de uygulanmasını beklemiyoruz.

Çünkü Türkiye'de henüz ne "insan onuruna bu düzeyde sahip çıkan bir kamu yönetimi anlayışı" var.

Ne de Londra Belediye Başkanı'nı cezalandıran türden bir "Kamu Görevlisi Davranışlarını Değerlendirme Kurulu" türünden bir organa sahibiz.

Gerçi bugünkü iktidar döneminde çıkarılan 5176 sayılı yasayla "Kamu Görevlileri Etik Kurulu" adıyla Başbakanlığa bağlı bir kurul oluşturuldu. Üstelik bu kurul göreve de başladı.

Ama sayınız ki bir kamu görevlisi ilgili yönetmelikteki;

"Kamu görevlileri, üstleri, meslektaşları, astları, diğer personel ile hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranırlar ve gerekli ilgiyi gösterirler, konu yetkilerinin dışındaysa ilgili birime veya yetkiliye yönlendirirler" şeklindeki 11'inci maddeyi ihlal etti.

Ve diyelim ki, geçenlerde Ali Bayram Taş ve Mustafa Altıntaş isimli iki meslektaşımızı makamına çağırıp hastanelik edinceye kadar döven Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaban hakkında işlem yapılması için bu kurula başvuruldu.

Neticede ne olacak biliyor musunuz?

Kurul, "Bu başkan etik kurallara aykırı davranmıştır" şeklindeki kararını Başbakanlığa bildirecek. Başbakanlık da kurulun kararını Resmi Gazete'de yayınlayarak kamuoyuna duyuracak. Ve o iş orada bitecek.

Yani görevliyi Londra'daki gibi cezalandırma söz konusu dahi olmayacak.

Nitekim Isparta Belediye Başkanı, tosunlar gibi görevi başında oturuyor.

Hoş o da büyüklerinden gördüğünü yapıyor:

Nitekim 2004 yılının son günü Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Karabük'te iken kendisini izlemekte olan bir gazeteciyi, sorduğu soruya kızınca dirsekleyip;

"Leş gibi içki kokuyorsun" dediğini unutmuş değiliz.

Daha üç gün önce Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "HAMAS liderlerinin ziyareti" konusunda kendisiyle aynı görüşü paylaşmayan medya mensuplarının "yabancı ülkelerin gizli servisleriyle diplomatlarının yönlendirmesine açık olduğunu" söylemedi mi?

Gerçi gizli servis lafını sonra geri aldı, ama Gül'ün kafasında böyle bir düşünce olduğunu eski beyanlarına bakarak biz bilmiyor muyuz?

Demokrasilerde yönetenlerin değil yönetilenlerin özgür olduğunu bir öğrensek, bu işi çözeceğiz, ama bu gerçeği yönetenlere anlatmak güç.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI