Bizim kuşak doğal güzeldi

22 Ekim 2001 - 00:00Son Güncelleme : 22 Ekim 2001 - 00:00

Türkiye'nin ilk ‘‘Avrupa Güzellik Kraliçesi’’ Günseli Başar'ın Bodrum Yahşi'de Kargı Koyu'nun karşısındaki yamaçta bulunan villasına gidiyoruz. Bizi ilk karşılayanlar Duman bey, Saman hanım ve de Kocaoğlan olacak. Zile bastıktan sonra Emine hanım kapıyı açacak. Bahçeye ilk adımınızı attığımızda her zamanki zarafeti ve güleryüzlülüğüyle Günseli Başar çıkacak karşımıza. Sakın ola ki torun torba sahibi bir büyükanne ile karşılaşacağınızı sanmayın. Şaşıracaksınız belki ama, cami de yerinde, mihrap da. Hangi yaşta, kim olursanız olun, size ‘‘Efendim’’ diye hitap etmesini de yadırgamayın. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne lisesinden girip resim eğitimi almıştır.Ayrıca kendisiyle böylesine rahat dalga geçen bir insanı, bir kadını, hele bir Güzellik Kraliçesi'ni zor bulursunuz. Benden bu kadar, sonra söylemedi demeyin.Kışın kapımda en az 20 kedi varBunca yıldır tanıdığım Günseli Başar, Bodrum'da da rahat durmaz, çünkü ona rahat batar.- Yener bey vallahi çok doğru. Daha ilkokuldayken müsamereleri bana hazırlatırlardı, Akademi'deyken de baloların süslenmesini. Sonra dernek çalışmaları, bilet sat para topla... Üyesi olmadığım dernek neredeyse kalmamıştı. Arkadaşlarım bana ‘‘Aptal Günseli’’ derlerdi. Çünkü kim ne derse koşup yapan, hizmet eden çok sessiz, çok utangaç biriydim. Sözde bu yoğunluktan uzak kalmak için İstanbul'dan buraya kaçtım ama, oturmam ne mümkün. En azından sağıma soluma, önüme arkama çiçek dikiyorum, canım çıkıyor. Yolumun üzerindeki çöpleri topluyorum, süpürüyorum. Hayvan almamaya yeminliyim, çünkü öldükleri zaman çok üzülüyorum. Ben onları almıyorum, onlar beni alıyor. Hayvanlar kadar iyi dost var mı efendim? Kışın kapımda en az 20 kedi olur. Bodrum Hayvan Hakları Derneği'ne yardım ediyorum. Aklıma esiyor yemek düzenliyorum, bilet satıp para topluyorum. Bu paralarla hayvanlara bakılıyor, kısırlaştırılıyor, aşıları yapılıyor. Bu arada Ortakent Sağlık Ocağı'na bir ambulans aldık. Ayrıca Bodrum Sağlık Vakfı olarak özürlü çocuklar için bir rehabilitasyon merkezi yapmaya çalışıyoruz.Kafadan çatlaklığım belgeliGünseli hanım İstanbul'da Etiler Akmerkez karşındaki bir apartmanın 7. katında oturur. Bu evin 150 metrakerelik terasında kurduğu bahçede bırakın çiçekleri zeytin ağaçı, selvi bilei vardır.- Kardeşim diyor ki, normal bir insanın evinde bilemedin 10 saksı olur, sende 110 saksı var. Görüyorsunuz şu bahçede begonvil, sardunya, orkide, kayısı, malta eriği, iğde, asma, servi dahil ne isterseniz var. Bende çatlaklık zaten doğuştan vardı, sonra belgeli de oldum. 1975'de Hürriyet'te yazarlık yaparken geçirdiğim trafik kazasında ölümden döndüm. Sol kolum dirsekten kopmuştu, tavana bağlıydı. Böylece üç ay yattım, 8 ay hiç yürüyemedim. İsviçre'deki hastanede beni öhceleri karyolayla taşıdılar, sonra sedyeye, oradan da tekerli koltuğa terfi ettim. O kazanın sonunda kafamda 10 santimlik çatlak ve çöküntü oluştu. Onun için ben kafadan çatlaklığı belgelenmiş bir kadınım. Yener bey, ben sokaktaki çöpçüyü de öperim, kapıcıyı da, aşçıyı da. Benim için insanlık önemlidir, seviyeye, paraya bakmam. Silikonlu mankenlere karşıyımKraliçe dediğin film çevirir, şarkıcı olur, podyuma çıkar.- Avrupa Güzeli seçildikten sonra gelen film artistliği, şarkıcılık, mankenlik tekliflerini kabul etmedim. Biz başka türlü yetiştik, bu devirde olsaydım, belki kabul ederdim. Ailem çok uygardır ama ben tutucu, mahcup bir kadınım. O zamanlar mankenlere iyi gözle bakılmazdı. Şimdikilerin hepsi birbirinden güzel maşallalah. Bir silikonlar yaptırıp yamyam dudaklı olmasalar. Göğüs yaptırdıktan sonra ta buralara kadar açmaları da şart değil. 14'üncü yüzyıl kadınları gibi göğüsler fora edilmiş durumda. Ben yarışmada bikini giyerken bile çok utanmıştım, mecbur olduğum için en kapalısını seçmiştim. Akademi'ye girdiğim zaman önüme bakarak yürürdüm, arkadaşlarımı ayakkabılarından tanıyınca bakardım yüzlerine. Karşınızda Günseli'nin kabak çiçeği gibi açılmış halini görüyorsunuz, Yener bey.Günümüzün yarışma güzelleri fotokopiyle çoğaltılmış gibiBen artık güzellik yarışmalarında jüri üyesi olmuyorum, çünkü herkes birbiriyle konuşup birini empoze ediyor. Bugünün yarışmalarında kızlar 15 gün kampa konuyor, hepsinin makyajını aynı makyör, saçlarını aynı kuaför tarıyor. Sonra hepsi aynı kıyafetler içinde sahneye çıkarılıyor. Televizyonda onları izlerken beğendiğim kızı hatırlamıyorum, o muydu, şu muydu diyorum. Hepsi sanki fotokopiyle çoğaltılmış gibi, değil mi efendim?Bugünkü gençlik daha bakımlı ve uzun- Tarihten kalan fosilleşmiş bir kadın olarak söylüyorum ki, bizim zamanımızda daha doğallık vardı. Kendiniz gibi yürüyordunuz, saçınızı başınızı kimse yapmıyordu. 1952'lerde benim boyum 1.72'ydi, şimdi 1.82'ler var. Yeni jenerasyon daha ince, daha uzun, daha bakımlı. Estetik tıbbın en son olanaklarından yaralanıyorlar.YARIN: 36 yıldır Yalnızım

Etiketler:
Sayfa Başı
HaberlerMehmet ŞimşekekonomihaberADVOCAATFENERBAHÇEBeşiktaşFETÖ