ANKARA HABERLERİ

Bizim de tartışmada tuz(luğ)umuz olsun

Restoran Dedektifi
07.05.2010 - 00:00Son Güncelleme :

Hafiyesi MihTAT, “Tuzluk mu, biberlik mi” ikilemine, olmadı avuca serpmelere karşı “ulusal” kurtuluş mücadelesi başlatıyor. Öğleye az kala CEPA’ya yolu düşünce, “kuşluk yemeği” molasını da Karacaoğlu’nda vermiş. Bu hafta tat köşemizde, Anneler Günü için lezzetli hediyeler de var.

YEREL HABERLER ANKARA

Restoran Dedektifi

TV’de “Yemekteyiz” şaklabanlığında değiliz ama, şu tuzluk-biberlik meselesinden notunuzu kırarım haberiniz olsun.
Dünyada bir tek bizde var, tuzu-karabiberi serpmeden önce avuca dökmek. Restoranlarda bakın etrafınıza, herkes el falında pürdikkat hayat çizgisini inceliyor sanırsınız.
Çünkü masada duran çok delikli-tek delikli iki nesneden hangisinde tuz, hangisinde karabiber olduğunu kestirebilmek, yüzde 50 yanılma paylı tat-ruletidir genelde.
Çünkü tuzluk-biberlik seçimi, hemen her restorana, her gönle/keyfe göre değişir.
Zeytinyağlı fasulyenin, enginarın üzerine karabiberi boca etmek istemezseniz, avucunuza başvurursunuz.
Mesele tuzlu olduğu için, derin bir araştırmaya gark oldum. (“Gark olmak” sözcüğünü, “sound”unu çok gastronomik ve bize özgü bulduğum için itinayla seçtim, kullandım)
Önce kolayında googleladım meseleyi.
Küresel bir sondajlamayla “Google görseller”e saltshaker yazdım. Siz de bakın, gelen resimlerdeki çok delikli ecnebi tuzlukların altında duş yaparsınız.
Sonra antik “Adab-ı Muaşeret” kitaplarını karıştırdım elbette.
Ardından da daha yenice “görgü kuralları”nı...
Derin araştırmamın “ampirik” safhasında, şeflerin deneyimine de başvurdum.
Ve edi ile büdü’nün çok deliklisinin tuzluk, tek deliklisinin biberlik olduğu kanaatine vardım.
Bu arada 5 delikli değil, 3 delikli tuzluğun “sıhhatli” ve fonksiyonel olduğunu da savunanlar oldu.
Derim ki, artık tuzluk-biberliğe bir standart getirin. Hatta karabiberin değirmenlisi artık marketlerde 6 lira, mesela ondan koyun.
Olmadı, şeffafını kullanın içini görsün kullanan, tansiyon olmasın.

Bölücü tuzluğa gözaltı

TUZU-karabiberi serpmeden önce avuca dökme eyleminin dünyada bir tek bizde olduğunu savunmuştum. Yine dünyada sadece bizde ortaya çıkan bir tuzluk vakasını da es geçmiyelim:
Sene 2001. Aylardan mart, semtlerden Zeytinburnu.
Efendim, Zeytinburnu’ndaki ocakbaşının komisi günlük sebze alışverişi için pazara gider.
Alışveriş sırasında da bıyıkları, kaşları ve burnuyla ustasına benzeyen bir tuzluk görür ve 12 adet alır. Ustası da bu espriye gülünce, tuzluklar masalara dizilir.
Ancak tuzlukların hizmete girmesinden birkaç gün sonra, ocakbaşına sivil polisler gelir:
“Hakkınızda ihbar var! Tuzluklarınız Apo’ya benziyor, haydi karakola...”
Tuzluklar da “delil” olarak poşete doldurulur.
Polisler ifade aldıktan sonra, işyeri sahibini ve tuzlukları Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürür. Tuzluklar kalır, işyeri sahibi ise serbest bırakılır.
“Aşçı Usta” adlı tuzlukları üreten şirketin sahibi ise “Biz Trabzonluyuz, Abdullah Öcalan ile işimiz olmaz. Mutfak ürünlerinde aşçı modeli çok kullanılır. Bu tuzluğu 2000 yılında ürettik ve piyasaya sürdük. Tuzlukları bıyıkları, kaşlarıyla bir Türk erkeğine benzettik. Bu tuzluğu daha önce Saddam Hüseyin’e ve İbrahim Tatlıses’e de benzetenler olmuş” demecini verir gazetelere.
Ne diyelim, bu da meselenin tuzu-biberi olsun.

Anneye sağlıklı ballı alabalık

BİR düzine inciri bir çorba kaşığı sirke, iki bardak su ile 10 dakika pişirin.
Bir süre bekletin. Ardından incirleri çıkarın pişme suyuna bir çorba kaşığı bal ekleyip, kıvamlanıncaya kadar 5-6 dakika daha pişirin. Bir çorba kaşığı hardalı ekleyip karıştırın.
Alabalıkları derileri alta gelecek şekilde tepsiye yerleştirin. Ve hazırladığınız sosun yarısını fırçayla balıkların üzerine sürün. Tuzunu, karabiberini serpin ve fırında 5-7 dakika pişirin. Tepsiyi çıkartın kenarlarına incirleri dizin, kalan sosu da üzerine döküp, 1 dakika daha fırınlayın. Sıhhatle-tatla, tamamdır.

Her lokmada hafiyeye yazın

LEZZET-hizmet, hesap-kasap, restoran-lokanta, cafe-sandviç, fast food-yavaş mood... Her lokmada, her molada bize yazın. Fikir alalım, iz sürelim, mekanın sahibine, “tat”ın aşçısına, servisin efendisine fikir verelim.
Hafiyesi MihTAT, Oğuz Aral’ın yarattığı unutulmaz çizgi kahraman Hafiyesi Mahmut’un da küçük biraderi sayılır. Ama az gurme değildir... Her hafta bu köşede hafiyeniz var, yazın yollayın.

Karacaoğlu der ki “ikram” ile doyasın

KARACAOĞLU Baklava ve Et Lokantaları’nın CEPA’sındaydım.
Ki Cepa Karacaoğlu’nun en üst katında önce sizi Eskişehir Yolu manzarası karşılıyor. Karşıdaki yeşili “aman ellemeyin” bakışıyla süzerken, iki yanı boydan boya camlı restoranda, camın karşısında da feng shui işi ayna var.
Tereyağlı bulgur pilavı, nar ekşili ezme, küçük içli köfte ve iki parça su böreği ikramı ile dört başı mamur bir sofra hazırlanıyor.
Ve ikramlar “iştah açıcı”dan öte doyurucu. “Öksüz doyuran” bollukta desem o zarif sunuma kalın kaçar da, iştahlı lezzet insanlarına fazlasıyla “doyum” verecek bir masa diyeyim.
Nar ekşili ezme de lezzetiyle, kıvamıyla tam tadında.
İçli köftesi “kızarmış içli köfte dalında” zaten ekoldür.
Bulgur pilavı da, hafif tatlımsı bir lezzet katan tereyağıyla İskender ve et yanına ideal.
Su böreğinin ve içli köftenin tadı, sizi eve götürmek için siparişe de heveslendiriyor.
Garsonları, servis hızı muhteşem.
İskenderinin lezzeti ise “kebapçı ligi”nde değil, İskender liginde hiç de geride kalmaz. Restoranın sadece “İskender müdavimleri” bile var.
Bir buçuk İskender kolayla birlikte 14.5 lira.
Ha yeri gelmişken, kola ısısı yine “normal”...
Ve de son bir not; tuzluk-biberlik de yerinde, yaşasın!

Refika’nın Mutfağı fırından yeni çıktı

REFİKA Birgül’ün “Refika’nın Mutfağı” kitabı Boyut Yayınları’ndan çıktı.
Yemek yapmanın keyfini ve basitliğini herkesle paylaşmayı hedefleyen Birgül, yaratıcı, lezzetli tariflerin aynı zamanda pratik ve ekonomik olmasını da amaçlıyor. Bir de tariflerin yerel malzemelerden oluşmasını...
Kadayıftan Mantı, Yufkadan Türk Suşisi gibi farklı tariflerin yanısıra, basit yöntemlerle tarhana, erişte yapmanın yollarını da gösteriyor.

Anne sana SPA aldım

ANNELER Günü armağanları, yeni buluşlarla çeşitleniyor. Mesela Rixos Grand Ankara Hotel 9 Mayıs’ta annelere konaklama, brunch, SPA’da masaj gibi farklı program alternatifleri sunuyor. Odaya şarap ve taze meyve ikramının da yapıldığı konaklama süresince, konuklar SPA-havuz ve fitness hizmetlerinden de diledikleri gibi faydalanabiliyor. Böyle bir Anneler Günü armağanının konaklama paketi 100 lira. Ayrıca Brasserie Restaurant’ta Anneler Günü’ne özel brunch ise 9 Mayıs’ta saat 11.30-15.00 arasında. Sushi ile zenginleştirilmiş, taze meyve suları ve meşrubatların limitsiz olduğu menü kişi başı 49 lira.

Annelere çiğ börek gezisi

EĞER “Ankara yetti gari” diyorsa fedakar anneciğiniz, 9 Mayıs’ta günübirlik “Anneler Günü Turları” da var.
Mesela, sabah saat 07.30’da Sıhhiye Sezenler Sokak Atatürk Lisesi önünden Eskişehir’e hareket. Otobüste kahvaltı ikramı. Eskişehir’de Kurşunlu Camii ve Külliyesini gördükten sonra Odun Pazarı Meydanı ve Odun Pazarı Evleri, Atlı Han’da hediyelik alışverişi. Ardından müzeler ve çiğ börekli, salatalı, tatlılı yöresel öğle yemeği. Yemekten sonra Porsuk Çayı’nda tekne turu ve serbest zaman. Ardından belirlenen saatte buluşma ve Ankara’ya molalı dönüş. Gezi ücreti 59 lira. Gitmeyi düşünürseniz merak ettiğiniz herşeyi, ücrete dahil hizmetleri, her detayı sorun derim.
(Tel: 230 54 41-42)

Etiketler:

Yasal Bilgilendirme

Hurriyet.com.tr’nin Ankara haberleri bölümünde, DHA’nın abonelerine gönderdiği Ankara haberleri otomatik olarak derlenmektedir. hurriyet.com.tr editörleri otomatik akış içinde Bizim de tartışmada tuz(luğ)umuz olsun haberine editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriklerinden hukuken ilgili ajanslar sorumludur.



ANKARA NAMAZ VAKİTLERİ

11 Aralık 2017, Pazartesi
  • İmsak
    06:06
  • Guneş
    07:53
  • Öğle
    12:53
  • İkindi
    15:17
  • Akşam
    17:31
  • Yatsı
    19:06
Sayfa Başı