Gündem Haberleri

    Bizi biz ve bu havalar mahvetti

    DHA - AA - CİHAN
    03.08.2014 - 00:23 | Son Güncelleme:

    Türkiye insan acımasızlığı ve küresel iklim şartları yüzünden hızla göllerinde su, derelerinde balık, ormanlarında kuş bile olmayan bir ülke haline geliyor. Devletçe alınan önlemler, yapılan çalışmalar da eğitimsizlik, duyarsızlık, altyapı eksikliği, yanlış ve kötü alışkanlıklar, kötü yönetimler nedeniyle boşa gidiyor. Doğal denge bozuluyor, yaşam zinciri kopuyor. Kışın yağış azalıyor, yazın sel basıyor ülkeyi. Kuraklık Anadolu ve Trakya’nın belini büküyor. İşte son birkaç günde memlekette durum:

    KOKU VE SİNEK

    TÜRKİYE’nin en büyük tatlı su gölü Beyşehir’de su seviyesi giderek azalıyor. Kıyılarda çekilme yer yer 100-150 metreyi buluyor. Çevre ve Doğa Koruma Derneği Başkanı Sami Tan’a göre, Beyşehir Gölü’nü besleyen kaynakların kuruması, yağışların az olması ve gölden yapılan tarımsal sulamanın kuraklığa bağlı olarak artması su seviyesinde düşüş yaşanmasına neden oluyor. Seviyenin düşmesiyle göldeki su kalitesi de azalıyor. Kıyılardaki çekilme nedeniyle bataklık alanlar ortaya çıkıyor. Bu da kötü kokuya ve sineklerin artmasına neden oluyor. Beyşehir’in içme suyunun da karşılandığı gölden tarımsal sulama için su alınmasının durması gerektiğini savunan Tan, şunları söylüyor: “Gölden tarımsal sulama için alınan su tasarruflu kullanılmalı, vahşi sulama yöntemleri yerine damla sulama sistemine geçilmeli. Ayrıca, erozyon nedeniyle gölün tabanında 1.5-2 metrelik balçık oluştu. O yüzden göldeki su derinliği giderek azalıyor. Ayrıca, yapılan göletler su kaynaklarını olumsuz etkiliyor. Göl havzasında artık yeni göletler yapılmamalı. Beyşehir Gölü’ndeki şu anki doluluk oranı muhafaza edilmeli. Bu seneye gelinceye kadar suların çekildiği alanlarda böylesine derin çatlaklar oluşmuyordu. Bu sene yaşanan kuraklık, gölün gelir kaynaklarının kuruması ve tarımsal sulamanın zirve yapması üzerine tehlike çanları çalmaya başladı. Bir an önce bu konuda önlem alınmalı.”

    Bizi biz ve bu havalar mahvetti İSTİKLAL CADDESİ GÖLE DÖNDÜ



    TUZ ÇÖLÜ OLDU

    KONYA’nın Karapınar İlçesi sınırlarında bulunan ve ‘dünyanın nazar boncuğu’ olarak adlandırılan Meke Gölü yüzde 99 oranında kurudu. Yağışların az olması ve yeraltı sularının çekilmesiyle kuruyan krater gölünde, tuz tabakaları oluştu. Su bulunan az bir bölüm ise kırmızı renge büründü. Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Doç. Dr. Fetullah Arık, şunları söyledi: “Yeraltı seviyesi bütün havzada düştüğü için artık Meke Gölü yeraltı sularından da beslenemiyor, ancak mevsimsel yağışların birikimi ile su topluyor. Meke şu anda Orta Anadolu’daki göller ve sulak alanlar gibi kan ağlıyor. Geçen zaman zarfında birçok sulak alanımız kurudu. Bu sadece insanların yoğun kullanımından değil, devam eden kuraklıktan kaynaklanıyor.”

    BARAJIN ETKİLERİ

    DÜNYA üzerindeki en güzel 10 kanyon arasında gösterilen Köprülü Kanyon da can çekişiyor. Kanyonda su seviyesi geçen yıllara oranla düştü, doğal denge bozuldu. Bunun en canlı tanıklarıysa Köprülü Kanyon’da kamp yapan AKUT üyeleri. Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) öğretim görevlisi, AKUT Antalya Birim Sorumlusu Yılmaz Sevgül, Kanyon’da geçen yıla göre gözle görülür bir değişiklik yaşandığını söyledi. Bu olumsuzluklarda kanyon üzerinde yapılması planlanan barajın etkileri olduğunu da belirten Sevgül, şöyle dedi: “Geçen yıl bu zamanlar su seviyesi 1.5-2 metreye yaklaşıyordu. Şimdilerde ise kimi yerde 45-50, kimi yerde 30 santimetre seviyesinde. Yol üzerinde çok sayıda kirpi, sincap, tilki ve yabani kuş leşi gördük. Doğal hayatı bir şeyler huzursuz etmiş. Everest Dağı’na tırmanmış biriyim. Dünyanın her köşesinde bu tür doğal güzelliklere sahip çıkılır. Biz ise baraj yaparak yok etmeye çalışıyoruz. Burası devlete para kazandırabilir. Fakat çevreye zarar vermeden, doğal hayatı bozmadan bunları yapmalıyız.”

    İÇİLEMEZ OLACAK

    SAPANCA Gölü’nü besleyen kaynakların son 2 yılda kuraklığın etkisiyle kuruması sonucu gölün su seviyesi giderek düştü. Gölün özellikle Kocaeli’nin Kartepe sınırları içinde kalan bölgelerinde geniş bataklıklar oluştu. Göl suyunun üzerinin yeşillendiği, göl çevresindeki çekilmenin 100 metreyi aşmaya başladığı görüldü. Bu bölgelerde de daha önce suyla kaplı olan bölgedeki iskeleler, su kayağı tesisleri suyun 100 metre gerisinde kaldı. Bu arada aynı bölgede 200 metre kadar açıkta da su seviyesi doğrudan 2 metre 54 santim aşağı düştüğünden tarihi eser olduğu ileri sürülen bazı yapı taşları ve adacıklar ortaya çıktı. Sakarya ve Kocaeli gölden su çekmeye devam ederken, gölün bazı noktalarında ötrifikasyon (Göl suyunu azot ve fosfor gibi elementlerle zenginleşerek kalitesinin bozulması) belirtileri görülmeye başlandı. Yetkililer, tüm umutların önümüzdeki sonbahar ve kış mevsiminde yağacak kar ve yağmurlara bağlandığını söyledi: “Maalesef gölde durum hiç iç açıcı değil. Şu anda ötrifikasyon yok. Ancak bu kış mevsiminde yeterli yağış olmaz ve göle yeterli su girişi sağlanmazsa o zaman ötrifikasyon görülür. 1-2 yıl içinde de Sapanca Gölü’nün suyu içilebilir özelliğini kaybeder.”

    SERALAR KURUDU

    KOCAELİ’nin Gebze İlçesi Denizli Köyü sınırları içinde kalan sulama amaçlı Denizli Göleti’nin kuraklık nedeniyle dibi göründü. Bu durum çiftçilikle geçimini sağlayan binlerce köylüyü mağdur etti. Denizli Köyü başta olmak üzere, Ovacık, Kadıllı, Göçbeyi ve Cuma köylerinde sayıları 10 bine ulaşan seralar susuzluk nedeniyle kurudu. Köylünün çaresiz kaldığını, ürün alamadıkları için borç yükü altıda ezildiğini belirten Kadıllı Köyü Muhtarı Necati Özyurt, şöyle dedi: “Köylüler ciddi bir sıkıntı içerisine girdi. Köylünün bankaya, gübre bayilerine, akaryakıt istasyonuna ve halciye borcu var. Köylü şaşırmış ve çaresiz bir durumda. Bu bölgede sondaj kazdırıyor, su da çıkartamıyor. Sondajın da bir maliyeti var. Daha önceden bu bölgeye bütün hallerden kamyonlar gelirdi. İstanbul’a sebze ve meyve çıkartılırdı. Kuraklık nedeniyle sebze meyve kurumuş bir şekilde serada kaldı. Bu sadece köylünün değil herkesin sıkıntısı.”

    İLGİSİZLİĞE İSYAN

    ANKARA’daki Mogan Gölü’nde kirlilik her geçen gün artıyor. Gölü görmeye gelenler ile çevresinde yaşayan halk, yetkililerin ilgisizliğine isyan ediyor. Tatil günlerinde vatandaşların çevresinde vakit geçirdiği Mogan Gölü’nün yüzeyini son zamanlarda aşırı yosun kapladı. Dökülen kirli su ve diğer atıklar ve art arda çıkan sazlık yangınları ile su seviyesinin son dönemlerde azalması gölün alarm vermesine neden oldu.

    Zonguldak renkleri

    ZONGULDAK’ta kent merkezine birkaç yüz metre uzaklıkta denize akan atıksu kirliliğe yol açtı. Restoran ve kafelerin de bulunduğu alanda denizin rengini değiştirerek kötü kokuya neden olan kirlilik tepki çekti. Çevre Koruma Derneği Başkanı Meltem Gürbüz, kanalizasyon sorununun yıllardır tam alarak çözülemediğini, bu nedenle 25 yıldır Zonguldak’ta denize girmediğini ifade ederek, “Birçok yerde kaçak var, bağlanmayan borular var. İnsanların yıllardır bu konularda uyarılmadığını biliyoruz. Hatta ölçümleri ciddi şekilde açıklanmıyor. Burada bir sorun varsa yetkililerin vatandaşa açıklayıp en azından uyarması gerekiyor” dedi. Zonguldak Belediye Başkanı CHP’li Muharrem Akdemir ise kirliliğin kanalizasyondan kaynaklanmadığını ileri sürdü: “Yağmur yağdığı zaman suyla birlikte akan sarı toprak rögarı kapatıyor. Rögar aracılığıyla da bu sarı toprak denize akıyor.” Cenk TOPCU / DHA

    Kutsal balıklar ölmesin diye su taşıyorlar

    KAHRAMANMARAŞ’ın Elbistan İlçesi’ne bağlı Kalealtı Mahallesi’ndeki göletler, yüz yıllardan beri kutsal sayılan balıklara ev sahipliği yapıyor. Balıkların bölgeye yerleşme tarihleri kesin olarak bilinmiyor ama en az 500 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin ediliyor. Ancak kuraklık dere ve göletlerdeki bu balıkların yaşam şartlarını da zorlaştırdı. Elbistan merkeze 13 kilometre uzaklıkta yer alan Kalealtı Mahallesi sakinleri kutsal bildikleri balıkların ölmemesi için yaşadıkları gölete tankerle sürekli olarak su taşıyor. Mahalle Muhtarı Ahmet Türkan, susuzluk dolayısıyla çok sayıda balığın öldüğünü ifade ediyor ve yüzlerce balığın aynı akıbete uğramaması için sürekli olarak göletin doldurulduğunu söylüyor. Mahallenin yaşlılarından İsmail Türkkaya, “Burası billur gibiydi daha önce. İlk defa böyle kuraklık görüyorum” dedi.

    Yavru yaban hayvanlarını ortamından ALMAYIN

    ORMAN ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, doğal yaşam ile biyolojik çeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, “Yaban hayatını korumak vazifemizdir. Yavru yaban hayvanlarını tabii ortamlarına bırakalım. Bir yavrunun yeri tabiattır, annesinin yanıdır” uyarısı yaptı. Vatandaşların gördükleri başıboş karaca, ceylan ve yaban keçisi gibi yaban hayvanlarının yavrularını korumak maksadıyla yakalayıp sahiplendiğine işaret eden Eroğlu, şunları söyledi: “Bu davranışlar yavru yaban hayvanına faydadan çok zarar getiriyor. Yavrunun annesi yakın bir yerde besleniyor ya da avlanıyor olabilir. Yavru yaban hayvanına yardım etmek istiyorsak yaralı değilse o bölgeyi terk edelim. Şayet yavru yaban hayvanının yaralı ya da terk edilmiş olduğundan eminsek Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün (DKMP) 81 ildeki şube müdürlüklerine haber vermeniz en doğru davranış olacaktır. Yaban hayvanları, insanlara alışabilmelerine rağmen her zaman yabani içgüdülerini korurlar ancak tabiata dönmeleri ve tabii yaşama uyum sağlamaları güçleşir.

    60 BİN TL CEZA ÖDERSİNİZ

    Doğa Koruma ve Milli Parklar İş Şube Müdürlüklerine teslim edilen güçten düşmüş yaralı yaban hayvanları ise bu işin ehli uzman veteriner hekimler kontrolünde gerekli tedavileri yapılarak habitatına uygun tabii yaşam alanlarına geri bırakılıyor. Tabiata bırakılamayacak olanlar ise rehabilitasyon merkezleri, üreme istasyonlarına yerleştiriliyor. Yaban hayvanlarının doğal ortamlarından izinsiz olarak yakalanmaları ve bulundurulmaları Kara Avcılığı Kanunu hükümlerine ve Merkez Av Komisyonu (MAK) kararlarına göre de yasaktır. Aksine hareket edenler için ağır para cezaları bulunuyor. Yaban hayvanlarına türlerine göre 60 bin liraya varan tazminat cezaları uygulanıyor. İyilik yapalım derken suçlu duruma düşmeyin, suçlu duruma düşüp ağır para cezaları ödemeyin.”

    Kuraklıktan doğuramıyor

    HATAY’da yaşanan kuraklık, dünyada nesli tükenmekte olan Hatay dağ ceylanlarını (Gazella Gazella) da olumsuz etkiledi. Türkiye-Suriye sınırında, koruma altındaki 10 hektarlık alanda yaşam mücadelesi veren dağ ceylanları, iklim koşuları nedeniyle zor durumda kaldı. Bu yılın başında 296 olan sayılarına, yaklaşık 100 yeni katılım beklenirken, sadece 2 yavru belirlendi. Doç. Dr. Yaşar Ergün, “Hatay’ın Kırıkhan İlçesi’ne bağlı İncirli Köyü Perişan Mahallesi’nde yöre halkı bu hayvanları bereketli ve kutsal sayarak avlamıyor. Ancak ceylanlar için en büyük sorun yiyecek ve su. Bulundukları ortamda rahat bir yaşam ortamı bulamayınca bu yıl doğum oranında da düşüş yaşandı” dedi. DHA

    15 dk.

    Bizi biz ve bu havalar mahvetti

    METEOROLOJİNİN yaptığı ‘şiddetli yağış’ uyarısının ardından, şimşek ve gök gürültüleriyle gelen, yaklaşık 15 dakika süren yağış İstanbul’da başta Beyoğlu, Kabataş, Ümraniye olmak üzere çok sayıda ilçeyi Venedik’e çevirdi. Meteoroloji’den yapılan açıklamada, Marmara’nın güney kesimlerinde şiddetli yağmurun etkili olacağı belirtilmişti. İstanbul’da sabah 11.00 sıralarında Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece bölgelerinde yerel olarak gelişen şiddetli yağış Başakşehir, Bağcılar, Bayrampaşa, Beyoğlu, Beşiktaş, Eminönü istikametinde ilerleyerek İstanbul genelinde etkili oldu. Yağmur bazı yerlerde 5, bazı yerlerde yarım saat yağarken, ortalama 15 dakika etkili oldu. Kısa sürede cadde ve sokaklar göle döndü. Araçlar ve vatandaşlar da su birikintileri arasında ilerlemekte zorlandı. Hazırlıksız yakalanan vatandaşlar duraklara ve işyerlerinin önlerine sığındı. Arnavut kaldırımları söküldükten sonra karo taşlar döşenen ve bir süre önce de bunların bir kısmının yerine asfalt dökülen İstiklal Caddesi şiddetli yağışla göle döndü. Rögarlar yağmur suyunu çekmeyince cadde kısa sürede suyla doldu. Yüzlerce kişi bileklerine kadar yükselen sudan kurtulmak için işyerlerine sığındı, ancak bazı işyerlerini de su bastı. Taksim yayalaştırma projesi kapsamında yapılan tünel de suyla dolunca araçlar yolda mahsur kaldı. Bazı bölgelerde altyapı eksiklikleri nedeniyle ortaya sel manzaraları çıktı. Yağmur sularının en etkili olduğu yerlerden biri de Bağcılar Fatih Mahallesi oldu.

    KANALİZASYON TIKANDI ASFALT YARILDI

    Kanalizasyon şebekesi tıkanınca asfalt kağıt gibi yarıldı. Sular caddeleri ve yolu göle çevirdi. Sağanak yağmurdan Merter Metro İstasyonu da nasibini aldı. Aniden bastıran yağmur rögarları patlatınca istasyonun çevresi ve içi su ile doldu. Yolcular istasyona ulaşmakta zorlandı. İçerideki güvenlik görevlileri de yüksek yerlere çıkarak sudan korunmaya çalıştı. Ümraniye’de İstiklal Mahallesi Gülistan Sokak, sağanak yağmur nedeniyle göle döndü. Bazı vatandaşlar yükselen su nedeniyle evlerinde mahsur kaldı. Bölgesel olarak başlayan yağış 15 dakikada metrekareye 10-25 kilogram yağış bıraktı. Sağanak yağmurdan Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları’ndaki uçak seferleri de olumsuz etkilendi. CB (kümülonimbus) olarak adlandırılan elektrik yüklü bulutlara yakalanmak istemeyen pilotlar, havalimanlarına iniş için yaklaşamadı. Seferlerde 30 dakika ile 1 saat arasında gecikmeler yaşandı.
    Fırat ALKAÇ - Burcu Purtul UÇAR / İSTANBUL

    Bu da Kasımpaşa hortumu

    İSTANBUL’a yaz seli yaşatan yağmur nedeniyle, Haliç’te de hortum meydana geldi. Hortum sırasında Kasımpaşa’daki Haliç Tersanesi’ndeki binaların çatısında bulunan kaplamalar uçtu, Genel Müdürlük Binası’nın camları kırıldı, güvenlik kulübeleri devrildi, çok sayıda araç hasar gördü. Sütlüce, Ayvansaray, Balat kıyılarında da bazı ağaçlar devrildi. O anları görüntüleyen vatandaşlar, çektikleri videoları sosyal medyada paylaştı. Balıkesir’in Marmara İlçesi’nde, Marmara ve Avşa Adası arasında da sabah saatlerinde 1.5 dakika süren hortum oluştu. Hortum sonrası başlayan yağış yüzünden bazı binaları su bastı. Mehmet BAKİ / DHA

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı