Gündem Haberleri

GÜNDEM

    "Bize balyozla vuruyorlar"

    Hürriyet Haber
    20.11.2009 - 10:51 | Son Güncelleme: 20.11.2009 - 10:54

    HSYK Başkanvekili Kadir Özbek "hurriyet com.tr"ye konuştu: "Bize, balyozla vuruyorlar"

    HAKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek,  "hurriyet.com.tr"ye  "yargının polemik konusu olmaması için sessiz kalıyoruz. Hakimlerin kafaları iki dosyanın arasına konulup, üzerine ağırlık yerleştirip balyozla vuruyorlar" dedi. Özbek, Adalet Bakanlığı'nın kendisini yargının paydaşı gibi görmemesinin de son derece tehlikeli olduğunu söyledi.

    HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, güncel yargı konularıyla ilgili olarak "çok dertliyiz çookk" dedi ve şunları söyledi:

    Sorumlu olarak HSYK'yı gösteriyorlar

    Son günlerdeki tartışmalarla, Yargıda yapılacak değişikliklerin alt yapısı oluşturulmaya, HSYK'nın yapısının değiştirilmesi için çok etkili bir propagandaya dönüştü. Dinlemelerin hukuki, yasal olup olmadığı noktasında çalışmaların yapılıp planlanması yerine, bütün olanların sorumlusu sanki HSYK'mış gibi halkı etkileme çalışmasına dönüştü.

    Hiç bir önerimiz dikkate alınmadı

    Saygı ÖZTÜRK YAZIYOR



    Bakan, kanun yararına bozma için 1200 civarında başvuru yaptığını belirtiyor. Ne yazık ki bunlar içinde kurulun öngördüğü hiç bir öneri yer almadı. Kanun yararanı bozma önerisi kesinleşmiş kararlarda görülen hukuki yanlışlığın ilerde tekrarlanmaması, o andaki  yanlışlığın telefaisi anlamındadır. Ancak 'kurul bize  talimat veremez, bu bakanlığın takdirindedir' deniliyor. Bir çok kişinin başvurusu dikkate alınırken, kurulun önerisini dikkate almamak çok manidardır.
     
    Adalet Bakanlığı yargı paydaşı olamaz

    Bakan açıklamalarında 'yargı paydaşlarımız' diyor. Biz, Adalet Bakanlığı'nın yargı paydaşı değiliz. Adalet Bakanlığı kendisi yargı konumunda sayıyorsa iş daha da değişik boyutlara gidecektir. Rahatsız olduğumuz  konular tamamen tersine çevrildi, olay bir yerde HSYK'nın yapısıyla örtüştürülerek bir takım etkileme çabalarına başlandı. HSYK'ya dönük eleştirilerde bir kısmı meslekten çıkarılmış kişiler konuşturuluyor. Bizim bunlara cevap yetiştirmemiz de mümkün değil.

    Başsavcının dinlenmesi açık bir müdahale

    İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı. Bu dinlemenin 'Ergenekon' olarak anıtalan soruşturmayla ilgili olduğu bakanın açıklamasından anlaşılıyor. Adalet Bakanı'na doğrudan bağlı olan müfettişler eliyle Ergenekon soruşturmasının başındaki başsavcının dinlenmesi, Adalet Bakanlığı'nın  da bu konuyla ilgili bir takdirde bulunması da doğrudan  yargıya, yürütmenin müdahalesi  anlamına gelmez mi?

    Seslerini duymadık, yüzlerini görmedik

    Yanlış değerlendirilir diye Ergenekorn soruşturmasını yürüten savcıların biz bugüne kadar yüzlerini görmedik, seslerini duymadık. Bugüne kadar davanın hakimleriyle tek kelime konuşmadık. Bir yerde soruşturmanın başındaki kişiyi müfettişler eliyle dinletiyor, inceleme yaptırıyorsunuz. Bu doğrudan doğruya bu işin içinde olduğunu ortaya koymaz mı?

    İmha da suçüstü yakalandılar

    Telefon dinlemeleriyle ilgili imhanın yapılmaması, sonucun bugüne kadar Başsavcıya bildirilmediğinin ortaya çıkmasıyla bunun sorumluları da suçüstü yakalardılar. Bu işi gündeme getirmeseydik, ısrarla öylememiş olsaydı acaba imha yapılacak mıydı? Sanmıyorum.
    Hakim ve savcılar baskı altında.

    Sorun şu: İstanbul'da ve diğer yerlerde 'Müfettiş var, dinleme yapılıyor' demek bir yerde hakim üzerinde baskıdır. Bunu bakanlık yapar, geçmiş dönemde başka iktidarlar başka şekilde kullanmıştır. Olağan bir denetimde  bile müfettişin denetiminin iki gün uzatılmış olması bile hakim üzerinde olumsuz etki yaratır. Devre arkadaşınız olsa bile  'şu müfettiş bir an önce gitsin' endişesini taşır. İstanbul'da eksilmeyen bir müfettiş grubu var. Olmaması gerekir demiyorum. Ama yargı bağımsızlığı gibi son derece hassas konuyu koruyacaksak, müfettişleri de olması gerektiği kadar  sınırları içinde tutmak gerekir. Teftiş Kurulu eski Teftiş Kurulu değil.

    Yargıya karşı AB kullanılıyor

    Bize dünya kadar dilekçe geliyor. Bakanlık, HSYK'yı sadece bir 'dilekçe havale makamı' olarak görüyor. Gelen dilekçeleri bakanlığa gönderdiğimiz zaman bir cevap alamıyoruz. Kurulla bakanlık arasında, yargı ile yürütme arasında sistemden kaynaklanan anormal bir biçimde sorunlar yumağı var.  Hükümet, yargıya karşı AB'yi bile kullanıyor.

    Sonuçları bizimle paylaşmalı

    Teftiş Kurulu'nun yaptığı işlerin sonucunu HSYK'la paylaşılabilir. 46 hakim ve savcının dinlendiği söyleniyor. Bunlarla ilgili işlem yapılmasına gerek olmadığı açıklandı.  izlenip, dinlenme gerekçesi ve bunun sonucu söylenebilirdi. HSYK, sadece ceza vermek için kurulmuş bir kurul değildir. Disiplin cezası uygulanmasını istediklerini getireceksiniz, diğerlerini keseceksiniz. Olmaz böyle şey. . Bu kurul, özlük haklarını da değerlendiren bir kurul.

    Savcı Ferhat Sarıkaya gerçeği

    Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, sıkça gündeme getiriliyor. Sarıkaya iddianame düzenledi diye değil, iddianame düzenlediği dönemdeki bağlantıları, iddianamenin başka yerde hazırlanıp dikte ettirilmesi yüzünden meslekten çıkarıldı. Onun mağdur edilmesinin sebebi olarak HSYK gösteriliyor.

    Kafamıza balyozla vuruyorlar

    Yargıda polemik yaratılmaması için biz geride durmaya çalışıyoruz. Yargı ile ilgili her hangi bir konuda görüş belirtildiğinde "mikrofon uzatıldığında konuşuyorlar, yargıç kararıyla konuşmalı' deniliyor. Bugün yargı mensuplarını dosyalarının iki yaprağı arasına hapsetmek istiyorlar. Ama üstüne de olabildiğince ağırlığı koyup balyozla vuruyorlar. Haziran ayından bu yana aleyhimize yazılan hasberlerden dolayı evimde gazetelerden yer kalmadı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı