Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bizde olmayan şey Toshack'mış!

Yavuz GÖKMEN

John Benjamin Toshack'ı Liverpool'da oynadığı zamanlardan tanırım. Toshack, 8 yıl Liverpool'un santrfor mevkiinde oynamıştı. Uzun boyu ve iri fiziğiyle özellikle yan ortalarda defansı dağıtır, topu kafayla ağlara gönderirdi. Bunun dışında sert ve isabetli şutları vardı. Futbolculuğunda bile oyunu iyi okur, nereye koşacağını, nerede duracağını çok iyi bilirdi.

Toshack'ın izini sonraları kaybettim. Futbol kariyerini sürdürdükten sonra, teknik direktörlüğe başladığını biliyordum. Sanırım en son İspanya'nın ünlü takımlarından birinin başındaydı. Bu yıl da aniden Beşiktaş'ın başına teknik direktör olarak geldi.

Büyük oğlumun Beşiktaşlı oluşundan dolayı sempati duyduğum siyah beyazlı takımın Toshack'ı teknik direktörlüğe getirmesi ilgimi çekti. Ancak başlarda kadro noksanlığından dolayı oldukça zorlanacağını düşündüm. Lig başlamadan Beşiktaş, G.Saray'la karşı karşıya geldi. Sahaya adeta çoluk çocukla çıkan Beşiktaş, bir de 10 kişi kalınca G.Saray'dan altı gol yedi. Bu maç sonrası şöyle yazmıştım:

‘‘Beşiktaşlılar bu yenilgiyi unutun ve Toshack'a bütün gücünüzle destek verin. O yepyeni bir Beşiktaş yaratıyor.’’

* * *

Şu anda dediğimin çıkmış olmasına seviniyorum. Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde yetersiz sayılabilecek kadrosuna rağmen çok iyi bir sonuç aldı. Daha da iyisini almasına birtakım talihsizlikler engel oldu. Bu yüzden Toshack'ın lig ve Şampiyonlar Ligi macerası sırasında bize verdiği dersleri hatırlamadan edemedim. Kendi kendime, ‘‘Bize lazım olan şey, Toshack'mış’’ diye mırıldandım.

Evet; John Benjamin Toshack gelinceye kadar bizde Toshack yoktu. Ama biz o geldikten sonra Toshack'tan çok korktuk. Sadece Beşiktaş'a değil, hepimize birer Toshack lazım olduğunu bir türlü düşünemedik. Ama bundan sonra düşünmeliyiz.

Çünkü Toshack, asker futbolcu Oktay Derelioğlu'nun önemli bir maç öncesi birliğinde eğitim sırasında sakatlanmasına şiddetli bir tepki gösterdi:

‘‘Türkiye, 1930'ların Sovyetler Birliği mi?’’ diye feveran etti. Çünkü demokrat, Batılı kafa böyle bir uygulamayı anlayamıyordu. Ve üstelik adam, adı üstünde Toshack'tı.

Karşı tepki, bu sözün Türkiye'yi İngiliz sömürgesi gibi görmek anlamına geldiğini düşündüğünü zannettiğim Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'den geldi. Bu konuyu Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak ile Güneydoğu gezisinde konakladığımız 1. Komando Tugayı'nda konuştum. O da aynı şeyi düşünüyordu. Bu düşünceler bir asker için normaldi.

* * *

Ama bir yazar olarak ben aynı şeyi düşünmüyordum. Bu tür Toshack'vari eleştiriler bize devletimizin temellerinde yabana atılmayacak miktarda totalitarizm ve otokrasi tohumlarının bulunduğunu açıkça gösteriyordu. Bize düşen, bu eleştirilerden payımızı alarak demokratikleşmekten ibaretti.

Aynı Toshack geçen gün Ali Şen'i de katlayıp bir kenara koyuverdi. Bu işi şimdiye dek hiçbir yerli ürün -bir iki gazeteci dışında- yapamamıştı.

Bence John Benjamin Toshack, Türkiye'de eleştirilmesi değil, ders alınması gereken bir değerdi.

Ve tekrar ediyorum, gerçekten hepimize birer Toshack lazım.

X