"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Biz sizin bildiğiniz milletlerden değiliz

Hani bazen evlilikler ne badireler geçirir, tıkı çıkmaz... Ama birgün minicik görünen bir sorundan patlayıverir. Bizim milleti de tanımayan biri, şok geçiriyordur...

Ya, biz bu milleti kaderci, vurdumduymaz bilirdik, nelere ses etmedi de bu kadar gürültü patırtı sadece bir park için mi diye? E, tabi yabancı biri anlamıyordur, toplumun (yüzde kaçı olursa olsun) bazı temel değerlerini hafife alınca ya da yaşam alanına, başkasına hiçbir zararı olmayan seçimlerine karışınca nasıl bir sıkıntı ve sıkışmışlık hissi yaşandığını... Sonra da tek yaptığı ağaçlara kendini siper etmek olan genç insanların üzerine gazla gidince, aslında hepsinin birikmişliğiyle nasıl bir duygusal patlama yaptığını...

KİM BU GENÇLER?

Hele gençler; o kendinden emin, kararlı gençler... Ya, bunlar düne kadar facebok, twitter’dan mesajlaştığı, bütün gün playstation oynadığı, en büyük sıkıntıları hafta sonu gidilecek mekana karar vermek olduğu için eleştirilen gençler değil miydi? Meğer Tommiks, Teksas kitaplarının arasında gizli gizli ders kitapları okurlarmış... O ne büyük ve anlamlı sözler söylemeler, tespitler yapmalar ve her şeye rağmen direnme kararlılığı... İnanılır gibi değil. Geçen gün biri ‘Çok farklı, hiç bilmediğimiz bir kuşak var karşımızda. Korkuları yok, yenmişler ve hatta üstüne gitmeyi öğrenmişler bu korkularının’ dedi. Çok haklı. Doğrusu, ben artık bu gençlere bambaşka gözlerle bakıyorum... Bırakın anne-babalarını, kimsenin onlara nasıl yaşaması gerektiğini söylemesini istemiyorlar.

BURASI TEKSAS MI?

Tüm bu olaylara damgasını vuran başlangıçtaki sert müdahalelere ne demeli? Maalesef bazen yoldan geçen, ilgisi dahi olmayan gençler, yaşlılar bile şiddet gördü. Bir de eli sopalı adamlar konusu çıktı ya işte bu tam bir rezalet. Böyle bir sertliğe ne gerek vardı? Yine de sonrasındaki müdahale etmeme durumu sevindirici.

Bir olay sokağa çıktı mı kontrolü de o kadar güç. İşte yakıp yıkmalar, verilen zararlar... Tasvip etmek mümkün değil. Biraz önce de söylediğim gibi Gündoğdu Meydanı’ndaki protestocuların çoğu kadın ve çocuk. Böyle bir şey yapmaları mümkün değil. O nedenle provakatörlerin, hem mobeseler hem de insanların evlerinden çektiği görüntüler incelenerek bulunması şart. Bu teknoloji çağında bunun yapılamayacağını söyleyen çıkarsa kesinlikle art niyet olduğu düşünülür.

SOSYAL MEDYA NEDEN BAŞA BELA

New York Üniversitesi, Gezi Parkı’nda müdahalenin başladığı ilk 8 saat içinde bununla ilgili toplam 2 milyon tweet atıldığını açıklamış. Türklerin sosyal medya kullanımının başka ülkelerde yaşanan olaylarda vatandaşların sosyal medya faaliyetlerine kıyasla yüksek olduğunu açıklayan New York Üniversitesi, Türklerin gösterilerle ilgili Twitter kullanımının “olağanüstü” ve “benzersiz” olduğu ifade etmiş.

Bu yoğunluğun bir başka nedeni de maalesef halkın normal medya kanallarından bilgi alamaması oldu. Özellikle televizyonlar olaylara müthiş duyarsız kaldı. Ama artık bu teknolojiyle hiçbir şeyin gizli saklı kalmayacağı, tüm gerçeklerin er geç ortaya çıkacağı bir devirde yaşıyoruz. Yani, çok büyük itibar kaybetti televizyonlar. Artık değil Kanuni, Atatürk ile ilgili dizi yapsalar bu itibarı geri kazanamazlar.


PEKİ BUNDAN SONRA?

Memnun olmadıklarımızı anayasal haklarımız çerçevesinde protesto etmemiz sürebilir. Ama çok dikkatli olmalıyız. Çünkü sokak herşeye açık. Peki sonra ne olmalı?

Bence bu tarih, her birimizin özel hayatında da bir milat olmalı.

Biz sizin bildiğiniz milletlerden değiliz

* Gelin, konformist davranmaktan biraz uzaklaşalım. O çok ama çok değerli vaktimizi içi boş dizilerle, tek isteği kendini yüceltmek olan sanatçı bozuntularıyla, tam anlamıyla bir dedikodu kültürünü yansıtan magazin programlarıyla heba etmeyelim.
* Kimsenin dolduruşuna gelmeyecek, ürkmeyecek, sağduyuyu sonuna kadar hissedecek şekilde kendimizi ve duygularımızı tanıyalım, kontrol edebilelim.
* Kendimizi zorlayarak bir üst noktaya taşıyacak, potansiyelimizi geliştirecek şeyler yapalım ki karanlığın ilk adımı olan vasattan ve gelişme karşıtı vasatlardan kurtulalım.
* ‘Bal tutan parmağını yalar’, ‘ Lider dediğin biraz da yumruğunu vurmalı’, ‘Öfke baldan tatlıdır’ gibi sözleri yani bu anlayışı tamamen değiştirelim.
* Bir şeylerin değişmesini istiyorsak demokrasinin gereği olan hem seçme hem de seçilme hakkımızı mutlaka kullanalım. Siyasete uzaktan bakmayalım. Hatta gerekirse aktif siyaset yapalım.
* Ve en önemlisi, gerçek bilgiyi nerede varsa bulalım (ki internet sayesinde artık bu daha kolay) anlayalım, öğrenelim sonra da anlatalım, hep birlikte gelişelim.
* Çünkü, hepimiz aynı gemideyiz, aynı bilinç seviyesine ulaşamazsak hep birlikte batarız.

X