Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Biz Kapadokyalıyız

    Hürriyet Haber
    23 Mart 1999 - 00:00Son Güncelleme : 23 Mart 1999 - 00:01

    Kapadokya'dan Yunanistan'a gönderilen insanların çocuklarından oluşan grup, Yunanistan'dan kiraladığı bir otobüsle buraya gelmişti. 75 yıl önce bu topraklardan Kaplanı (Gelverili Kaplan Ağa) öncülüğünde ayrılanlar şimdi yine aynı ismin (onun torunu Kaplanis Iosifidis'in) rehberliğinde ana vatanlarını ziyaret ediyordu.

    Karamanlıları bazı tarihçiler Türkleşmiş Rumlar, bazıları ise Hıristiyanlığı benimseyen Selçuklu Türkleri olarak kabul eder. Geçen ağustosta Aksaray'ın Güzelyurt (Gelveri) ilçesinde yaşanan karşılaşma bu tezi kesinleştirdi. 1924 nüfus mübadelesiyle buradan Yunanistan'a göç edenlerin çocukları ve torunları Gelveri'yi ziyaret ettiler. Onlar 1924'te ‘‘Rum’’ diye Yunanistan'a gönderilen ve ana dilleri Türkçe olan Ortodoks Karamanlılar'dı.

    Yunanistan'dan gelenlerin kafilesini taşıyan otobüs Gölcük'e uğradıktan sonra Gelveri'ye doğru hareket etti. Gölcüklüler Yunanistan'dan gelen hemşehrilerini ve akrabalarını uğurladılar. Gölcük'te teyze çocuklarını bulan Marika Demiroğlu'yla sohbete başladık. ‘‘Ben evlenince soyadım Demiroğlu oldu’’ dedi. ‘‘Babam burada Tekeyörüğü diye bilinirdi.’’

    Karamanlı mısınız?

    - Karamanlıyık. Gölcük'ten.

    Gölcük'te neler yaşadınız?

    - Orada ikinci kardaş uşağını gördüm. Anası burda kaldıydı 24'de mübadele olduğunda. Burada kaldı ve sizinkilerden biriyle evlenip iki tane oğlan çocuğu yaptı. Gölcük'te o oğlan çocuklarını gördüm az evvel. Onlar benim anamın kardaşının çocukları.

    Yani sizler teyze çocuklarısınız. Gölcük'te onlara bir zorluk çıkarmamışlar mı, anneleri Müslüman değildi diye?

    - Yok, iyi geçiniyorlarmış. Annesi gelmişti bizim oraya (Yunanistan'a). Mübadeleden 30 sene sonra geldi. İki ay beraber oturduk annesiyle.

    Siz onları ilk defa mı gördünüz?

    - Hee, bi kere gördük.

    Onları nasıl bulabildiniz?

    - Bana Yunanistan'da adres verdiler. Fotoğraf da verdiler. O fotoğrafı gösterdim, söyledim böyle böyle isim. ‘‘Kargacılardan Yumur Nenenin kızı vardı burda’’ diye. Anladılar, gel seni götürürük eve dediler. Gettik, birisi varıdı geldi bizimle beraber. Tomobili vardı götürdü. Dedi bu benim bacanağım olur. Bizi götürdü oraya. Bakıyor şimdi bu kim diye. Fotoğrafını gösterdim. ‘‘Kim bu?’’ dedim. Öbürü tarlada, yoktu. Haberi alınca işi bırakıp koşmuş. Beni gördüü! Sarıldık...

    Neler hissettiniz o an?

    - Eee... Canım sıkıldı. Üzüldüm. Benim mamamın annesi, onların evleri vardı burda... Söyledim ki ‘‘nirede evleri bakayım.’’ Bilmeyorlar. Küççükleridi. Anneleri demişti ama o vakit küççük olduklarından bilmeyorlar.

    Anneniz babanız size neler anlattılar buradan gidişleri üzerine?

    - Babamız hep buraya gelmeyi isterdi, bir kez olsun gelip görmeyi. O zaman yoğudu (yoktu) elimizde, fıkaraydık. Tam durumumuz iyileşti, onu getireceydik, o hastalandı, öldü, annem de öldü. 100 yaşına kadar yaşadı ama burayı tekrar göremedi. Bize hep derdi: ‘‘Bir gün olursa gidin görün yerlerimizi.’’ Vasiyet etti. Onun için biz de kalktık buraya geldik.

    Çocuklarınız Türkçe biliyor mu?

    - Bir kızım var benim evli, iki tane torunum var. Kızım iyi Türkçe biliyor ama torunlarım bilmeyor. Kardaşlarım da biliyor orda. Torunlarım az biliyor. Nenesini gördü ama, onu ağnayamadı. Bazı derdi benim mama: ‘‘Getir Sokrat pabuçlarımı, pantoplalarımı, su getir ekmek getir’’ onları biliyordu...

    Anneniz Yunanca biliyor muydu?

    - Annem hiç bilmeyordu hiç. Babam iyi bilirdi.

    Sonradan mı öğrenmişti babanız?

    - Yok burda öğrendi. Mektebe gitti.

    Yunancayı mektepte öğrendi fakat aileden ilk öğrendiği anadili Türkçe'ydi?

    - He, he. O zaman mektebe gidiyordu bizimkiler, yazılar Urumca yazısı, kelimeler Türkçeydi. Yunanca yazarlardı ama Türkçe söylerlerdi.

    Babanız savaşta bulundu mu?

    - Askere getti ama muharebeye getmediler.

    TÜRK ASKERİYDİLER

    Burada Marika gibi 70 yaşına yaklaşan Kiryaki Philippidis söze giriyor:

    ‘‘Yok gettiler, gettiler. Türk askerine gettiler bunlar, Türk askerine. Babamın anası parayı buraya dikmiş (Pantolonunun içine) göççüktür çalmasınlar diye. Tabii burdan bıçakla kesmişler parasını almışlar. Babam başladı ağlamağa benim param yok diye. Bunun babası demiş ki: ‘‘Ne ağlayorsun! Dur, başımızı ağrıttın. Bu kadar parayı ben sana veririm Vasili'm. Korkma ben burdayım, para var bende.’’

    Marika gülüyor:

    ‘‘Yüzde yüz biliyordu o kazanacağını. Babam burda çok kumar oğnardı. Orda da oğnardı. Görmezdi gözü de yine kumar oğnardı.’’

    Marika ve Philippidis'in babaları 1. Dünya Savaşı'nda Türk askeri olarak Afyonkarahisar'a kadar gitmişler. Ancak Yunan askeri yaklaşınca, onları geri çekmişler...

    Kaplan Ağa'nın torunları

    Kapadokya bölgesinin değişik yerleşimlerinden Yunanistan'a gönderilen insanların çocuklarından oluşan grup, Yunanistan'dan kiraladığı bir otobüsle buraya gelmişti. 75 yıl önce bu topraklardan Kaplanı (Gelverili Kaplan Ağa) öncülüğünde ayrılanlar şimdi yine aynı ismin (onun torunu Kaplanis Iosifidis'in) rehberliğinde ana vatanlarına dönüyordu, ama kısa bir süre için... Kaplanis Iosifidis Yunanistan'de Yeni Gelveri'de yaşıyor. Gruptaki birçok kişi gibi Türkçe bilen Kaplanis, Yunanistan'a Gelveri ve Kapadokya üzerine araştırmalar yapan bir etnoloji enstitüsü ve müzesinin de müdürü.

    Sayın Iosifidis, Karamanlılar kimlerdir?

    - Kapadokya bölgesi Anadolu ve Karaman olarak adlandırılıyordu. Bu yüzden Kapadokya'dan gelen bütün insanlar ‘‘Karamanlıyız’’ diyorlar. 1400-1615 arasında Kapadokya bölgesinin ismi Karaman olarak değişmişti. Ben diyorum ki, sonuçta biz Kapadokyalıyız. Eskiden burada yaşayan Hıristiyanlardı. Şimdi ise hepsi Müslüman. Buradaki halk Müslüman olsun, Hıristiyan olsun, barış ve sevgi içinde birlikte yaşıyordu.

    Gördüğüm kadarıyla sizin rehberlik ettiğiniz bu grupta 50'sinden yukarıda hemen herkes Türkçe biliyor ve Orta Anadolu aksanıyla konuşuyor. Karamanlıların dili ve kültürü üzerine neler söylenebilir?

    - Karamanlidika dediğimiz dil tüm Kapadokya'nın diliydi. Bu karma bir dildi. Yüzde 75'i Türkçe sözcüklerden yüzde 15-20'si Yunanca, geri kalanı da Arapça, Süryanice gibi diğer dillerden gelen sözcüklerden oluşuyordu. Bu yüzde 15'lik Yunanca sözcükler de Türkçe eklerle kullanılıyordu. Karamanlıların Yunan alfabesiyle yazılan Türkçe sözcüklerden oluşan bir dili vardı. Fakat bugünkü Türkçe'den farklıydı. Bu şekilde yazılmış sayısız kitap var. Kültür ise Hıristiyanlık öncesi dönemlerden, örneğin Hititlerden itibaren gelişen bir kültürdür.

    İki tarafta acılı göç

    Nüfus mübadelesi dolayısıyla Yunanistan- Türkiye arasında yapılan göç çok acılı geçmişti. Yunanistan'dan Türkiye'ye göç eden Türkler, Anadolu'da Rumların evlerine yerleştirildiler. Anadolu'dan Yunanistan'a gidenler de Türklerin evlerine. Ama zamanlama iyi yapılamadığından muhacir Türkler Anadolu'da bazen bir yıla kadar varan uzun bir süre, ters yönde göç etmek için bekleyen Rumlarla aynı evlerde kaldılar. Benzer bir olay, buradan Yunanistan'a giden Rumlar için de söz konusuydu...

    Alexis Tavukçuoğlu Gelveri'de Selanik göçmeni Kadir ve Zeynep Hendeş'le sohbet ederken her iki taraf göçün acılarını anımsıyor. Yaşı 90'a yaklaşan Kadir Hendeş Yunanistan'dan Türkiye'ye yolculuklarını şöyle anlatıyor:

    ‘‘Biz gelirken Dört Ali köyünden çıktık, Selanik'e geldik on günde. Selanik'ten vapura bindik Mersin'e geldik. Mersin'den Konya, Konya'dan Aksaray'a geldik. Aksaray'dan öküz arabalarıyla buraya getirdiler. Geldik, bu evde Konstantin oturuyordu. Bir sene burada onunla beraber kaldık.’’

    Alexis Tavukçuoğlu da aksi istikametteki gidişlerini anlatıyor:

    ‘‘Bizimkiler de oraya misafir gibi gitmişler. Evleri yoktu. Çadırlarda kalmışlar. Selanik'ten Kavala'ya giderken birkaç yer değiştirmişler. Kavala'dan 15 kilometre uzakta bir köy var, o köyde kaldılar. Çok fıkaralık çekmişler ama şimdi durumumuz iyidir. Babam anlatır da, burda bir sene Yunanistan'dan gelen muhacirlerle beraber kalmışlar gitmeden evvel. Onlar birbirleriyle çok samimiydi, çok sevgililerdi birbirlerine. Burdan gaçarken (giderken) birbirlerini kucaklamışlar...’’

    Kaplan Ağa'nın torunu Kaplanis Iosifidis, ‘‘Sonuçta biz Kapadokyalıyız. Karamanlidika dediğimiz dil tüm Kapadokya'nın diliydi. Bu karma bir dildi. Karamanlıların Yunan alfabesiyle yazılan Türkçe sözcüklerden oluşan bir dili vardı’’ diyor.

    Karamanlıları bazı tarihçiler Türkleşmiş Rumlar, bazıları ise Hıristiyanlığı benimseyen Selçuklu Türkleri olarak kabul eder. Geçen ağustosta Aksaray'ın Güzelyurt (Gelveri) ilçesinde yaşanan karşılaşma bu tezi kesinleştirdi.

    Ahmet Arslan Gelveri'den Yunanistan'a giden göçmenlerden Kaplanis Iosifidis ve Yunanistan'dan Gelveri'ye gelen Mevlüt Karaer ile...

    Yunanistan'dan gelenlerin kafilesini taşıyan otobüs Gölcük'e uğradıktan sonra Gelveri'ye doğru hareket etti. Kimisi Gölcük'te teyze çocuklarını bulmuştu.



    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı