"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Biz kaç kişiyiz

ÖNCEKİ akşam Hürriyet’in 63’üncü kuruluş yıldönümünü kutluyoruz.

Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı çok ilginç bir takvim koyuyor önümüze.
Hürriyet 63 yaşında.
Hürriyet okuru 40 yaşında.
Hürriyet çalışanları 36 yaşında.
Tabii “Hürriyet okuru” derken, okurlarının yaş ortalamasını, “çalışan” derken de şirkette çalışanların yaş ortalamasını kastediyor.
Demek ki Hürriyet’i yapanların yaş ortalaması, okuyanlarınkinden daha genç.
Ama daha gencimiz de var.
“Hürriyet internet” sitesinin takipçilerinin yaş ortalaması.
O da 28...

Bu rakamların anlamı şu:
Hürriyet yaşlandıkça, kökleşiyor ve kurumsallaşıyor.
Hürriyet’le birlikte okuru da büyüyor.
Ama yıllar geçtikçe, Hürriyet bir yandan da gençleşiyor.

Rakamlara devam edeyim.
Hürriyet’in günlük ortalama net satışı 500 bin civarında.
Buna yurtdışında satılan 50 bin Hürriyet’i eklerseniz, 550 bin ediyor.
Gazetenin aile içine girdiği, elden ele geçtiği dikkate alınırsa, 2 milyona yakın insan ediyor.
Hürriyet internet sitesi, bugün sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en başarılı gazete sitelerinden biri.
Bazı günler günlük tekil izleyicisi 2 milyon kişiyi geçiyor.
Bunlara, Hürriyet’in öteki internet sitelerinin ziyaretçilerini de eklediğiniz zaman, günde 5 milyon insanı buluyor.
Yani her gün 5 milyona yakın insan, “Hürriyet dünyasına” uğruyor.
Bu rakamları alt alta yazdığınız zaman şu gerçek ortaya çıkıyor.
“Hürriyet” artık sadece bir “gazetenin” adı değil, dev bir medyanın adıdır.

Önceki akşam, Hürriyet’te 25’inci yılımı doldurdum.
Bu 25 yıl boyunca, olağanüstü bir arkadaş camiasında, olağanüstü bir patronluk sıcaklığında yaşadım.
Önceki gece, genel yayın yönetmenliğinden ayrıldığım gün söylediğim sözü bir kere daha hatırladım.
“That was a good life...”
Gerçekten olağanüstü bir hayattı.
Böyle bir kurumda çalıştığım için kendimi çok şanslı ve çok mutlu hissediyorum.
Ve her gece uyurken kendi kendime şunu fısıldıyorum.
İyi ki Hürriyet var, iyi ki Türkiye’nin Hürriyet’i var.

Seks hayatı parlak kavgalı karı-koca

ESKİDEN baskı makinelerinin bulunduğu hol şimdi, Hürriyet’in kutlama alanına dönüştü.
Önceki akşam orada “MFÖ”yü dinliyoruz.
Her zamanki gibi müthişler.
“Günlerin içinden”i neredeyse bütün Hürriyet birlikte söylüyor.
Aklıma, “Vogue” dergisinin Mayıs sayısında, onlarla yapılan mülakat geliyor.
Yazıyı ve mülakatı Ebru Çapa yazmış.
Ebru Çapa daha önce Hürriyet’te çalışıyordu. Müthiş bir zekası ve mizahı, onu daha da kuvvetlendiren bir üslubu vardır.
Bakın Mazhar-Fuat-Özkan’a ne demiş:
“Yüzümü kızartıp, geçimsiz ama seks hayatı parlak karı-kocalara benzettiğimi söylüyorum onları. Hani kavga dövüş üzerine şöyle ağız tadıyla bir sevişilir. Hal bu iken boşanmak da mevzubahis değildir. Bu teşbihte, yatak metaforuna sahne performansı tekabül ediyor, malum.”
Arkasından şunu ekliyor:
“Zira bunca yıl içinde aralarının kötü olduğuna dair haberlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile, sahnede birbirlerine ekşidikleri tek bir ana dahi şahit olmadım. Denk mi gelmedi acaba, yoksa gerçekten öyle midir?”
Fuat Güner, “Çok doğru söylüyorsun. Biz sahneye çıktığımızda her şey biter” diyor.
Bu arada gözümüzden kaçan bir şeyi öğreniyoruz.
Senede en az 50-60 konser veriyorlarmış.
Üniversitelerdeki konserleri için daha az para alıyorlarmış.
“Çünkü şarkılarımızın sözlerini en iyi onlar anlıyor” diyorlar.
İyi ki Türkiye’nin “MFÖ”sü var ve iyi ki sahnede her şeyi unutup, hep birlikte kalıyorlar.
Yoksa hem ele güne, hem de kendimize karşı yapayalnız kalırdık.

X