"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Biz Çeşme’de tatil yapmıyoruuuzz...

YAZ geldi ya, yazlık faslı başladı. Çoğu İzmirli için Çeşme, kimileri için Kuşadası, Foça, hatta Bodrum...

Anneler çalışıyorsa, çocuklar anneanne-babaanne ve dedelerle yazlıklarda. Anne çalışmıyorsa o da yazlıkta, babalar İzmir’de yaz bekarı...
Benim gibi nispeten esnek çalışma saatleri yaratabiliyorsanız ve çocuğunuz yazlıktaysa gidiş-gelişler daha yoğun.
Ne zaman, İstanbul’dan bir arkadaşımla konuşsam, Çeşme’deyim dediğimde “Oh ne ala, 3 ay tatil” diyor. Oysa, Çeşme ya da yazlık, birçok anne için daha fazla koşturma, bitmeyen ev alışverişleri, çocukları programlarına yetiştirme demek.
Bakın, kesinlikle nankör değilim. Dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde, harika bir iklimde, olabilecek en iyi ortamlardan birinde yaşadığımızı biliyorum. Buna şükrediyorum, ama İstanbullular bilsin ki, onlar Çeşme’ye gelip sadece bir hafta kalıp Çeşme’nin tadını bizden daha çok çıkarabiliyorlar... Hani, biz de
İstanbul’a gittiğimizde daha onların gitmediği mekanları öğrenip, onlardan önce gideriz ya. Ben de İstanbullu arkadaşlarımdan yeni mekanlar duyuyorum. Ne zaman geldiler, buraları keşfettiler şaşıyorum. Ben fena gezmem de geçen sene, iki çocuğu, annesi hafta sonları da eşi için devamlı kendini paralayan bir arkadaşıma, “Alaçatı’da yeni bir kafe açılmış biliyor musun?” dediğimde, “Vallahi onu bilmiyorum da Çeşme’de kaç Tansaş, kaç Migros, kaç Pehlivanoğlu var biliyorum. Manav ve kasapları da sayayım mı?” deyince anladım ki, anneler için yazlıklar, tatilden ziyade yoğun bir çalışma programı. O yüzden, birçok anne için tatil okullar açılınca başlıyor ya...

Mekanlar ve insanlar geliyooorr

HANİ, en son biz İzmirliler fark ediyoruz mekanları dedim ya.. İşte ben de cumartesileri sizlere farklı mekanları, buraları farklı kılanları anlatacağım. Bazen değişik bir tattan esinleneceğim, kimi zaman adından, kimi zaman ise sahibinden... Bu cumartesi, hemen iki yeni yer geliyor. Siz de etkilendiğiniz, hayran kaldığınız, şaşırdığınız tatları ve mekanları önerin bana, kendinize saklamayın sakın... Mail adresimi biliyorsunuz; adikmen@hurriyet.com.tr

Alaçatı’da jandarmaya bravo!

ŞU an ülkenin en popüler yerlerinden biri olan Alaçatı’daki otopark sorununu tahmin etmek güç değil. Özellikle hafta sonları bırakın yoluna girmek, dışından geçmek bile problem olan kasabada, araba park edilecek her yer altın değerinde... Biz artık mecbur kalmadıkça hafta sonu Alaçatı’ya gitmediğimiz için pazartesi gecesi sezonu açalım dedik. Cumartesi gecesinden farkı olmayan bir kalabalıkla karşılaştık. Otopark için her zaman kullandığım çok da bilinmeyen bir kafenin yanına giderken, bu kez yolun başındaki başka bir kafe yolu kapatarak “o tarafa geçiş yok” dedi.
Efendim burayı belediye mi kapadı jandarma mı, onlar kapasa zincir koyar, hem yukarıda da kafe var, ‘oraya nasıl gideceğiz’ diyorum. “Ben kapattım, istediğinize şikayet edin”, demez mi? Tabii, ben bu tip keyfi uygulamalara sinir olduğumdan, yolu kapayan kukayı kaldırıp devam ettim, ama adam arkamdan, ‘geri çıkamayacaksınız’ diye söylenince babamın canı sıkıldı. Alaçatı sokaklarında dolaşan jandarmaları görünce, hemen durumu anlattım. İlgilenirler mi acaba diye düşünürken dönüşümüzde bir de baktık hem yol açılmış hem de bize söylenen adamlar başka taraflara bakıyorlar. Açıkçası çok memnun oldum. Çünkü, bu tip küçük yerlerde, herkes, her mekan sahibi kendine göre kurallar koyup uygulamaya kalkarsa, sıkıntı büyük olur. Evet, sezon kısa, her yer az zamanda çok kar etmek istemekte haklı. Ama bunu, birbirinin hakkına saygı göstererek yapmak en doğrusu...

Viyadük çilesi ne zaman bitecek

ALSANCAK’ın girişinde yıllardır bitirilemeyen liman viyadükleri, biliyorsunuz, tekrar yapılmaya başlandı. Seçime kadar bitirilecekken, hala çile çektiren bu yol sıkıntı yaratıyor. Hürriyet İzmir İdare Müdürü Murat Gökerti’nin yaşadıkları ise ne kadar özensiz çalışıldığının göstergesi. Sık sık tıkanan trafik dışında, bir de 24 Haziran’da işe gelirken viyadüğün altında aracının üstüne beton yağan Gökerti, “Bu nasıl bir çalışmadır, nasıl bir emniyet şerididir? Buradan beton dökülebiliyorsa, aracınızın üzerine keser, çekiç, balyoz bile düşebilir” derken son derece haklı... Vatandaşın çilesinin bitmesi için yetkililer gerekli önlemleri alarak bu yolu en kısa zamanda eski haline getirmeli.

Yine şehit haberleri, yine babalarına ağlayan çocuklar

ACI çeken ve içten ağlayan bir çocuk kadar beni yaralayan bir şey yoktur. Bütün kanım çekilir, elim ayağım uyuşur... Gün boyu pek kar etmem bir daha. Kendimce çocuklarla ilgili konularda bir şeyler yapsam da asla değiştiremeyeceğim, değiştiremeyeceğimiz kaderler var maalesef. Van’da şehit düşen Manisalı Astsubay Başçavuş Erkan Durukan’ın cenazesinde katılarak ağlayan oğullarının kaderi gibi... Allah onlara sabır versin...

X